- Bu yolculuk, 52 yıllık bir kalkışma, kendisini kanıtlama ve Kürt halkının varlık, yokluk arasına sıkışan dar boğazdan sıyrılma serüveni olmayı başardı, acı dolu ezgisini dillerde biçimlendirdi.
- Kürdistan'ın neredeyse her karışına Kürt evlatlarının kanı aktı. Vuruştukça bilendi, toprak ve ulus gerçekliği ile yüzleşti; tarihini, kendini tanıdı ve iradeleşti.
- Her başlangıç, ilk adımla hayat bulacaksa Kürt halkının özgürlük baharı şimdidir. Zaman, o zamandır. Yol bitmedi, mücadele farklılaştı, demokratik toplum devam edecektir.
RUŞEN TUTKU
Ezgili dil, bestesini yazar, notaya döker ve türkü olup ruhlarda ses, duygularda sevinç ya da acının tarifsizliği bırakır. Türküye ses veren kendi tarzını oluşturarak mimikleriyle dinletmesini bilmek durumundadır. Söylerken adeta iç dünyasını ayaklandırma, o anı yaşama ve etrafındakilerin duygu dalgalanmasını en iyi şekilde yönetmek bir doğrultudur. Detone olmadan, sesini enstrümanlarla ortaklaştırıp duygularda fırtına yaratmasını bilecek kadar yaşam bulmalıdır.
Her çalışma bir eylem biçimidir ve başarıyı hedeflemek durumundadır. Sıradan, basit, keyfiyetçi yaklaşım, bağrında yenilgiyi, başarısızlığı getirir. Düşünen, öğreten, yenilgi ve başarıyı bilen varlık olan insan, hedeflediklerine ciddi, samimi; duygu ile düşüncelerini başarıya kilitleyip akışkan kılmalıdır. Sanatın her dalında, yine düşünsel olarak tarihle anılan, başarılı insanlar kadar toplumsal mücadelede önderlik edenler, yüzyıllardır tarihin belleğini birbirine devrediyor. M.Ö 12 bin yılı ifade eden 'Göbekli Tepe'deki figürlerin ve eski toplumların sığındığı mağaralardaki çizimlerin muhteşemliği ile yaşamın canlılığına ve üretkenliğine kim itiraz edebilir? Bir şarkı dili ve şiirseliği yok mu bu eylemselliğin?
"Herkesin bir şarkısı, ezgisi var, o havaya kendini kaptırır, yaşar gider. Bizim de türkünün adı böyledir. Giderek süreklileşiyor, derinleşiyor, dinliyor, dinletiyor, sürüp gidiyor. Trajik olduğu kadar komik, acı olduğu kadar sevgili, yaşattığı kadar bitirdiği bir yaşantı sunuyor."
Önderlik Hareketi olarak başlayan bu yolculuk, 52 yıllık bir kalkışma, kendisini kanıtlama ve Kürt halkının varlık, yokluk arasına sıkışan dar boğazdan sıyrılma serüveni olmayı başardı, acı dolu ezgisini dillerde biçimlendirdi. İğneyle kuyu kazmak, yol açıp dağlara, ovalara, köy ve kentlerin kalp atışlarına karışıp hissetme sabrı cesaret işiydi. Kalkışı, kavgayı ve Kürtlüğü anlatmanın öyle kolay olmayacağını bileceklerdi ve tüm zorlukları bu türkünün akışına sığdıracaklardı. Savaşacak, vurup vurulacak, kendi kahramanını ortaya çıkartacak ve türküleşecekti. Zindanın en kuyu, boğucu karanlığında Dörtler kenetlenerek bedenlerini ateş topuna çevirecek, alevler duvarları aşacaktı.
Durmayacaktı; tılsım, duygularda tanrısal bir his ve güç yaratacak, ölü toprağını Kürt halkının üzerinden atacaktı. Önderlik, Nemrutlara kafa tutan İbrahimi göçe benzer bir sezgiyle, modern tanrılara yenilmemek için Kenan ellerine doğru yola çıkacaktı. Ülkeden çıkış, yeniden dönüşün zeminini yaratmak ve isyan günlerini daha anlamlı hale getirerek, mutlaka başarı getirecek mücadelenin toplumsallaşmasını sağlamak için olacaktı.
Kürdistan'nın neredeyse her karışına Kürt evlatlarının kanı aktı. Vuruştukça bilendi, toprak ve ulus gerçekliği ile yüzleşti; tarihini, kendini tanıdı, iradeleşti. İklimler boyunca gece ve gündüzlerin kesintisizliğinde uçurumları bilerek kanatlandı; tanrı, tanrıça yürüyüşçülüğünü ırmak boylarında bıraktı. Zîlanlaşma, Egîdleşmeyi bir seçenek olarak avuçlara bıraktı.
Durmadan ezgisini anlamlı kılmanın aşk tadında bir heyecanı olsa gerek. Şarkıya direnişi, kahramanlığı, karşılıksız fedakarlığı sığdırmak, ancak Apocu felsefeyle mümkün olabilirdi. Tepeden tırnağa meydan okuyan bir bakışa sahip olmak, korkuyu Kerbela’da bırakmışçasına bir cesareti kuşanmakla mümkün olcaktı.
Destan yaratanın ancak ezgisi olabilir. Dudaklarda tını, yüreklere sevda ve gözlerde ışık yaratabilir. Tepeden tırnağa ayaklanma halidir özgürlüğe adanmışlık. Gidişler kendi anlamını yaratıyorsa, geri dönüşlerin muhteşemliği de Çiyagerce olacaktır.
Bin kilometrelik yolun ilk adımı, dudaklarda dil bulan "Kürdistan sömürgedir" çıkışıyla başlayacaktı. Zamanla yaşamı anlayıp yeniden bu toprakların hakikatiyle buluşma ve çarpıklaştırılan kişiliğe bilinç aşılama yolculuğu başlayacaktı. Sonra ilk adımın devamı çoğalacak ve büyüyecekti kervan.
Her başlangıç, ilk adımla hayat bulacaksa Kürt halkının özgürlük baharı şimdidir ve zaman o zamandır. Yol bitmedi, mücadele farklılaştı. Demokratik toplum gerçekliği komünal ruh ve pratikle devam edecektir. Zamanın akışkanlığını ruhuyla anlayanlar, bestesini türküleştirecek kadar duyguludur. Mekan sınırsız ve düşünce deryası engelsizdir. Hep gidişli, yol bulma çabası, ele avuca sığmayan "cıva" halidir. Öyle demişti bilge kadın.