- Mehdi Zana, inandığı gibi yaşadı. Bireysel çıkarların ve hesapların peşinde koşmadı. O, döneminin çok özgün bir kişiliğiydi. Kendi başına bir ekoldü diyebiliriz.
- Yeni kuşak çok fazla tanımaz ama Xalo Mehdi, 1960’lardan bu yana bütün ömrünü, en zor koşullarda dahi Kürt halkının özgürlüğü ve mücadelesi için harcadı.
- Xalo Mehdi, Kürdistan'da iz bırakanlardandır. Kendine özgü bir rengi vardı. Xalo Mehdi'nin yokluğunda Kürdistan, bir zenginliğinden mahrum kaldı.
MUZAFFER AYATA
Bir yaşamı mücadele içinde geçirmek, inandığı ve bağlandığı değerlerle yol almak önemlidir. Yaşamını mücadeleye adayanları tanımlamak ve dile getirmek, insana ağır bir sorumluluk yükler. Anlatmasan olmaz ama anlatsan bir tarafı eksik kalır duygusu, insanı hep büyük bir ikileme sürükler. Nasıl ki yaşam hareketsiz ve çelişkisiz olmuyorsa duygu ve düşünceler de onları yansıtır. Bu açıdan değerli mücadele insanı Mehdi Zana ile ilgili anlatacaklarımız da eksiklikleriyle birlikte ele alınmalı.
Mehdi Zana, 1960’lardan beri mücadele arayışı ve çabası içinde olan birisidir. Bu dönem, aynı zamanda Türkiye’de devrimci demokratik mücadelenin yükselişe geçtiği, arayış ve sorgulamaların yoğunlaştığı bir dönemdir. Xalo Mehdi siyaset okuluna, toplumsal mücadeleye, Niyazi ustanın terzihanesine çıraklıkla adım atar. O dönemler, şimdiki gibi dernekler, sivil toplum örgütleri yaygın değildi. Kürdistan ve Türkiye’de devrimci demokratik dinamiklerin harekete geçtiği, bir uyanış ve canlanma dönemiydi. Xalo Mehdi de yerel egemenlere, feodallere, halk üzerindeki baskılara karşı isyandadır. Güçlü bir itirazı ve arayışı vardır. O dönem Türkiye İşçi Partisi'nde örgütlü mücadeleye katılır ama her zaman Kürt kültürü ve kimliği ile ezilenlerin sesi olmaya, devrimci bir kimlik edinmeye yol alır. Kürdistan'da devrimci örgütlerin kurulduğu dönemlerde, 12 Mart Askeri Muhtırası sonrasında cezaevlerinde politize olmuş Kürdistanlı devrimci gruplar, üzerine ölü toprağı serpilmiş Kürt halkında damara verilen taze kan gibi bir canlanmayı ve uyanışı sağladı.
Mehdi Zana, Özgürlük Yolu’ndan 1977’de Amed'de belediye başkanı oldu. Sol demokratik Kürt kimliğiyle çalışma yürüttü. Seçilişi, halkın bilinçlenme ve düzen partilerine karşı duruşunun da göstergesidir. Apocular öncülüğünde gelişen Hilvan-Siverek mücadelesi, Kürdistan'da yaygın örgütlenme propaganda çalışmaları ve eylemleri, güçlü bir kitle tabanı oluşturdu. Apocuların da Batman ve Hilvan belediyelerini kazanması devlet yöneticilerinde Kürt korkusunu depreştirdi. Buna karşılık 1 Mayıs 1977 Taksim Katliamı, sonraki yıl Maraş Katliamı ve 12 eylül 1980 faşist askeri darbesi, karabasan gibi ülkenin üzerine çöktü. Bütün belediye ve yönetimlere el koydular. Doğal olarak Mehdi Zana’nın da payına Diyarbakır Zindanı düştü.
Mehdi Zana ile yan yana gelmemiz, tanışmamız Diyarbakır Zindanı'nın o dehşetli günlerinde oldu. 1981’e kadar ölüm orucu, direnişler, sonuç vermedi. Öncü kadroların çoğu hücrelerde tutulmaya devam edildi. Mehdi Zana da koğuşlara götürülenler arasındaydı, ancak kişiliği ve duruşu nedeniyle hedef oldu, hücrelere yanımıza getirildi. Tanışmamız o ağır koşullarda hücrelerde başladı.
Mehdi Zana, yaşça bizden büyük olduğu için kendisine hep Xalo Mehdi derdik. Bu kavram, bütün cezaevinde hepimizin diline oturdu. Xalo Mehdi, hiçbir zaman yılgınlığa, karamsarlığa kapılmadı. Esprili, güler yüzlü ve hep moral kaynağı olmaya çalıştı. İnsanlarla ilişkilerinde olabildiği kadar doğal ve mütevazıydı. Arkadaşlarını ve Kürt halkını hep sevdi. Büyük, derin bir sevgisi ve bağlılığı vardı. Belediye başkanlığı döneminde Özgürlük Yolu’yla yolunu ayırmıştı. Mahkemelerde, cezaevinde bir örgüt adına savunma yapmadı. Bir Kürt yurtseveri ve demokratı olarak hareket etti. Bütün gruplar ve örgütlerle iyi bir diyalogu ve ilişkisi oldu.
Xalo Mehdi’nin daha o zaman da astım gibi sağlık sorunları vardı. İdare, bizim üzerimizde her türlü yöntemi deniyordu. Hava akımının olmadığı yüzlerce kişinin tıkıldığı o hücrelerde, bazen herkesin eline ikiden fazla sigara tutuşturup yaktırarak, dumanı çek-bırak komutlu seanslar düzenliyorlardı. Sigara dumanı çok ağır bunaltıcı bir duman, insan o koşullarda daha iyi fark ediyor. Sigara içilen ortamda bulunmaması gereken Mehdi Zana, bu yıkıcı dumanı bizimle beraber soluyordu.
Bu yıllarımız sevgi ve saygı içinde geçti. Sonra Diyarbakır’dan dağıtıldık. 1988’de Xalo Mehdi ile Eskişehir Cezaevi'nde tekrar yan yana geldik. Ben, O, Sabri Ok ve Rıza arkadaş çoğunlukla aynı masada yemeğe oturur, uzun sohbetler ederdik. Xalo Mehdi oldukça açık sözlü bir insandı. 1988’in sonunda biz sürgüne gönderildik.
Mehdi Zana ile tekrar görüşmem 2000’de tahliye olup Avrupa’ya çıktığımda Brüksel’de oldu. O, İsveç’te kalıyordu. Xalo Mehdi ile son görüşmem ise Brüksel’de olmuştu. Leyla Zana, AP’nin kendisine verdiği Sakharov Ödülü'nü almak için Brüksel’e gelmişti. Bu son görüşmemiz oldu. Bundan sonra uzaktan birbirimizden haberdar olduk.
Mehdi Zana, inandığı gibi yaşadı. Bireysel çıkarların ve hesapların peşinde koşmadı. O, döneminin çok özgün bir kişiliğiydi. Kendi başına bir ekoldü diyebiliriz. Belki son yıllarda çok görünür olmadı, yeni kuşak onu çok fazla tanımaz ama Xalo Mehdi 1960’lardan bu yana bütün ömrünü en zor koşullarda dahi Kürt halkının özgürlüğü ve mücadelesi için harcadı. Xalo Mehdi, Kürdistan'da iz bırakanlardandır. Kendine özgü bir rengi vardı. Yokluğunda Kürdistan bir zenginliğinden mahrum kaldı.
Bugün Kürdistan yüzlerce şehidini bir kerede anıyor. Düşünsel, ruhsal ve duygusal bir uyanışın ve birliğin oluştuğu günlerden geçiyoruz. Bir halkın, nasıl kimlik ve irade sahibi olduğuna tanıklık ediyoruz. Büyük davaların ve mücadelelerin bedeli ağır olur. Kürtler de son 50 yılda ağır bedeller ödedi. Onun için kendi şehitlerine bağlı, onlara değer katan, onların oluşturduğu irade etrafında kenetlendiğini, dosta ve düşmana gösteriyor. Bizlere düşen, onların bıraktığı mücadele geleneği ve hafızasını geliştirip daha ileriye taşımaktır.