• Bugün Kürdistan'ın birçok şehrinde ve Batı illerinde taziyeleri kurulan gerillalar muhakkak ki Pir’in ardıllarıdır. 50 yıllık mücadelenin vardığı aşamada “Yaşamı uğruna ölecek kadar sevmek” artık bir mücadele geleneğidir.

HEVAL TAHA

Başlığın sahibi PKK kurucu kadrolarından Kemal Pir, bu sözü devrimci mücadeleler tarihine nakşettiğinde mücadelenin bugünkü aşamaya geleceğini elbette bilmiyordu. Elbette verilen-verilecek mücadele sayesinde böylesi güçlü bir toplumsallaşmaya dönüşeceğine sonuna kadar inanıyordu. Kemal Pir’in bu sözü de yaşamı kişisel bencilliklerin sığlığına hapsetmeyenleri temsil ediyor. Ölüm orucunun 55. gününde şehit düştüğünde henüz 30 yaşındaydı. Kürdistan’da herkese açık bir taziyesi kurulamadı.

Bugün Kürdistan'ın birçok şehrinde ve Batı illerinde taziyeleri kurulan gerillalar muhakkak ki Pir’in ardıllarıdır. 50 yıllık mücadelenin vardığı aşamada “Yaşamı uğruna ölecek kadar sevmek” artık bir mücadele geleneğidir.

İktidarının devamlılığını halklar arasında yaratılacak düşmanlığa bağlayan tekçi devlet paradigmasına karşı verilen savaş, halklar arası barışı hedefledi başından itibaren. İşte tam da bu nedenle barıştan en çok savaşacak cesareti olmayanlar korkuyor. Uğruna savaş vermediyseniz barışın değerini bilmezsiniz. Barışı, kendi korunaklı konfor alanlarınız sanarak avunursunuz ancak. Bu yaşamda da herhangi bir bedel ödeme endişesinden arınmışlığa sığınırsınız. Korkunuz sizin “barışınızdır” artık.

İnsanlık, barışın kıymetini yüzyıllarca süren çözümsüz, kuralsız savaşlar döneminin ardından bilince yükseltti. Savaşı sonlandırmanın anahtarı haline geldi barış insanlık için. Barış, onurlu bir yaşamı temsil etti. Bu yüzden zulme karşı insan olmanın onurunu koruyanlar, zalimin karşısına dikilir. Zalimin silahlı zoruna, onun yöntemiyle cevap vermek mazlum için farzdır. Mazlum, dik durmak için zalime karşı savaşmak zorundadır. Korkarak yaşamayı reddeder.

Zalimin zulmüne uğramış herkesin eşit, özgür, gönüllü ortaklığını savunanlar, bunun uğruna savaşır. Hem de çok ağır bedeller ödemek pahasına savaşır. Unutmamak gerekir ki; savaşanlar, sadece kendisi bedel ödemez, geride bıraktıkları da büyük bir vakarla o bedele ortak olur.

Bugün Kürdistan’ın tümüne yayılan taziyeler de bu ortak bedelin, hâlâ ödenmekte olduğunu göstermiyor mu? Barış uğruna canını ortaya koyanları, toplumsal hafızada doğru bir yerde temsil etmek gerekir. Ödenen bu bedelin her birimizin yaşamına kattığı değerleri unutmamak gerekir.

Amed’de 21 Ağustos’ta kurulan taziye, tutulamayan ortak yasın tüm Kuzey Kürdistan coğrafyasına yayılmış olduğunu gösterdi. Amed dışından binlerce insan taziyeler için şehre geldi. Amed’le başlayıp ardından bir çok Kürdistan şehrinde de kurulan taziyeleri, on binlerce vatandaşın ziyaret etmesi de bunu kanıtlıyor. Kürtler, taziyeleri ziyaret etmeye de devam ediyor. Kendi şehrinde kurulan taziyeye katılanların yanı sıra otobüslerle farklı şehirlerde kurulan taziyelere de katılıyor Kürdistanlılar. Kürdistan, hep bir ağızdan 'barış bir unutma hali, bir hafızasızlık değildir' diyor. Bu yoğun katılımlar, Kürdistan'da barış tarihine onu inşa edenlere vefanın bir bedelidir. Barış, Kürdistan’da bir bedeldir; uğrunda 27 bin canın verildiği.

Kurulan taziyeler, elbette zamana yayılmış bir yasın kalıcılaşması olarak düşünülmemeli, ancak barış uğruna canını verenleri unutmamak, yadetmek de geleceğe aktarılacak bir kültür olarak yerleşmeli toplumsal ilişkilere. Hal böyle olunca barışın kıymetini anlamak, ödenen bedelin ne kadar büyük ve kıymetli olduğunu bilince dönüştürmeyi de gerektiriyor. Bu bilinç, bu olgunlaşmayı temsil edecek sembolik yapılar kurmakla kalıcı olabilir.

Kolombiya devleti ile yürütülen barış görüşmeleri sürecinde FARC, savaşta kullandıkları silahların eritilerek bir anıt yapılması fikrini benimsiyor. Bu hedef gerçekleşmiyor, ancak ortaya koyduğu anıtsal fikir çok kıymetli.

MEBYA-DER Eşbaşkanı İlhami Kurt, geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamada, son taziyelerin ardından, önceki yıllarda taziyesini kuramayan ailelerin taziye kurulması için kendilerine başvurduğunu söyledi.

Bugüne kadar taziyesi kurulamayan tüm gerillalar için de “Yaşamı, uğrunda ölecek kadar sevenler anıtı”, Kürdistan'ın uygun görülen bir yerine dikilmeli. Gösterişten ve kaba sembolizmden uzak, sade, barış ve ortak yaşam uğruna toprağa düşenlerin vakarına yaraşır bir anıt. Mümkünse üzerinde taziyesi kurulan kurulmayan her halktan, her inançtan tüm gerillanın isminin işlendiği bir anıt.