Haziran ayıyla birlikte dağların yolunu tutan Dersim’de yaylacılığıyla bilinen Sewaxanlar (Şavaklar) bu yıl dağları erken terk etmek zorunda kaldı. Dağlık alanlarda yaşanan çatışmalar nedeniyle yakın köylere inen Şavaklar, yarım kalan işlerini alelacele bitirmeye çalışıyor. Kadınlar, yaşanan savaş sürecinin yaylacılık kültürünü nasıl etkilediğini ve yaylacılığı anlattı.
7 yıldır Ovacık ilçesinde yaşadığını dile getiren Şehriban Ergaş, çocukluğunun Dersim dağlarında geçtiğini ve yaylacılıkla çocuk yaşta tanıştığını kaydetti. Yaptıkları işin zor olduğuna değinen Ergaş, verdikleri emeğin karşılığını alamadıklarını söyledi.
Kadınların emeği hiçleştirilmeye çalışılıyor
Kadınlar olarak yaylacılık alanında çadırların kuruluşu anından hayvanların sağılması ve peynir yapımına kadar her alanda çalıştığını ifade eden Ergaş, tüm çalışmalarının şehir merkezlerinde çok ucuza satıldığını aktardı. Şehriban Ergaş, “Biz burada gecemizi gündüzümüze katıyoruz ancak bin bir emekle yaptığımız peynirleri biz sanayiye 8 liradan verirken onlar kâr amacı güderek halka 30 liradan satıyor. Bizim hazırladığımız peynir sanayilerde işlem görüyor. Oysa biz kadınlar hep birlikte bu yaylada 4 ay geçirirken aynı zamanda zorluklarla mücadele ediyoruz. Endüstri alanı kadınların bu emeğini hiçleştirerek kendisine mal ediyor” dedi.
Bombardıman sonucu hayvanlar sütten kesildi
Çatışmalar nedeniyle köylere yaklaşmak zorunda kaldıklarını vurgulayan Altın Çetiner ise bombardımanlar sonucu tedirgin olduklarını ve hayvanların huysuzlaştığını belirtti. Devletin hemen hemen her gün Dersim’de değişik bölgeleri yasakladığına değinen Çetiner, yaylacılık kültürünün yok edilmek istendiğini ve dağların yok yere bombalandığını söyledi. Bombardımanlar nedeniyle hayvanların sütten kesildiğini dile getiren Çetiner, son süreçte yaylacılık yapamadıklarını ve büyük zarara uğradıklarını aktardı. Altın Çetiner, “Emekçi kadınlarız, çalışıyoruz. En geç sabah saat 05.00’te uyanıyoruz. Kahvaltıyı hazırlıyoruz. Peyniri yüklüyoruz. Hayvanları sağıyoruz. Her türlü işi yapıyoruz. Çatışma olmasına rağmen çalışıyoruz, mecburuz. Korku içerisinde mesleğimize devam ediyoruz. Küçük yaşımdan itibaren yaylaya gidip geliyorum. Yaylacılığın güzel tarafı temiz hava ve kadının doğayla baş başa olmasıdır. İşimizin zorluğu olduğu kadar bir o kadar da güzel yanları var” diye konuştu.
Koçerliğin büyüklerinden kendilerine miras kaldığını ifade eden Hanım Polat, tek geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu belirterek, her ne olursa olsun yaylalarını terk etmeyeceklerinin altını çizdi. Polat, “Şimdi buralar yasak bölge ilan edildi. Havadan uçaklar, heronlar, helikopterler geziyor. Hayvanları fazla uzak yerlerde otlatamıyoruz” dedi.
Şehir yaşamının kendilerini boğduğunu belirten Polat, bombalardan korkmadıklarını ve yaylalarını terk etmeyeceklerini söyledi.
BÊRÎTAN ELYAKUT / ZEYNEP TURGUT / JINHA / DERSİM