Sayın Öcalan’ın tarihi ateşkes ve demokratik çözüm çağrısını yapalı bir yıl oldu. Şimdi gene Amed Newroz’unda ve dünyanın dört bucağında milyonlarca insanın gözü kulağı Öcalan’dan gelecek mesajda. Geçen bir yılda ateşkes ilanıyla akan kan durdu. Halkta demokratik çözüm ve barış umudu canlandı. Ne var ki, İmralı’da yapılan görüşmelerin açık-resmi ve yasal bir müzakere sürecine ulaşmaması bir kuşku kaynağı oluyor. Son bir yılda, halkın her kesiminde “Barışçı çözüme evet” düşüncesinin egemen olduğu görüldü. Ama oluşan bu desteğe ve bağlanan umutlara rağmen somut bir adım atılmaması, sürecin çürütülmesi ve boşa çıkarılması endişesini de büyütüyor.

Öcalan, PKK ve Kürdistan halkının en geniş kesimleri tercihlerini çok net olarak barışçı-demokratik çözümden yana koydular. 1993’teki ilk ateşkesten bu yana her fırsatta bu istemlerini, tercihlerini teyit ettiler. Bununla kalmayıp bunun için mücadele ettiler. Yani Kürdistan halkı cephesinden hiç bir engel çıkmadı ve çıkmaz da. Ne var ki devlet cephesinde durum o kadar iyi görünmüyor.
Devlet cephesi her zaman bir kargaşa içinde oldu. Uluslararası komplocularla işbirliği halinde her çözüm girişimini sabote ettiler. Devletin çeşitli kanatları ve medyadaki sözcüleri Kürt Özgürlük Hareketini değerlendirirken, klasik bir yöntemle “kuş”larla açıklamayı çok severler. Güvercinler, şahinler falan derler. Bütün Kürtlerin tek tip düşüncede olması ne şarttır ne de doğrudur. Ama barışçı-demokratik çözüm söz konusu olunca, Kürdistan halkının en geniş kesimlerinin tek yürek olduğu birçok kez olduğu gibi bugün de açıkça görülüyor. Ama devlet cephesine bakarsak tam bir kargaşa var. Devlet cephesindeki tavırları hayvanlarla açıklamaya kalksak hayvanat bahçesi yetmez. Güvercinlerden çok çok fazla miktarda aç kurtlar, kuduz köpekler, kurnaz tilkiler, beleşçi çakallar ve leş kargaları cirit atıyor. Görünürde AKP çözüm sürecinden yana. CHP lideri de sürece sahip çıkacağını açıkladı. MHP bile açıkça takoz olmuyor. Cumhurbaşkanı “Türkiye’nin en önemli sorunu Kürt meselesidir” diyor. Ordu, MGK kararlarında süreçten yana olduğunu belli ediyor. Ama çözüm yolunda tek bir adım da atılamıyor. En önemli olan sorun böyle mi çözülür? Bu tavırlar halkın barış umutlarını sömürmek ve en ikiyüzlüce barış rantçılığı değil mi?
Devlet şimdiye kadar her çözüm çabasını çürütüp PKK’yi tasfiye etme ve Kürdistan halkını ezme oyununu sahneye koydu. Bu durum son bir yılda da açıkça görüldü. Kürdistan’a özgürlük Türkiye’de demokratikleşme olmadan olamaz. Bu da Türkiye’deki çürümüş tekçi sisteme son verilmesini gerektiriyor. Türkiye’nin en önemli meselesi bu ise cumhurbaşkanı, hükümet, meclis neyi bekliyor? Savaş için, soygunlar için gece gündüz çalışanlar barış-demokrasi ve çözüm için niye bir tek gününü bile ayırıp bu kangrenleşmiş yarayı kesip atmıyor? Niye hala terör-terörist kışkırtmalarıyla oyalama yoluna gidiyorlar?
Yaşananlar gösteriyor ki devlet cephesi barışa ve demokratik hala hazır değil. Hala tasfiyeci zihniyetinde inat ediyor. Bu durumda devletin bu tavrına teslim olmak değil tam tersine devletin bu tavrını kırmak ve bu tavır sahiplerini teslim almak için mücadele etmek gerekiyor. Barışçı-demokratik çözüm çabalarını coşkuyla karşılayan ve destekleyen bütün halklara büyük görev düşüyor. Savaşı durdurup ateşkes ilan ederek ve buna sadık kalarak PKK-KCK üzerine düşen görevi başarıyla yerini getirmiştir. Ama bu yetmemektedir. Sorunun siyasi zeminde çözülmesi için bütün ezilenlerin mücadelesi tayin edici olacaktır. Ezilen tüm halklar çözüm sürecinin sadece taraftarı ve seyircisi değil, aktif tarafı ve militanı olarak örgütlenmek, mücadeleyi yükseltmek zorundadır. Çözüm sürecinin sahibi ve garantisi bu mücadeledir.
“Öcalan’a özgürlük, Kürdistan’a özgürlük” istemlerini haykıran Newroz alanları çözümün kaçınılmaz olduğunu gösteriyor. Çözüme karşı duranlar-durmaya çalışanlar bundan öncekiler gibi ibret verici biçimde tasfiye olacaklardır.
Öcalan’ın savaş ve barış rantçılarını uyarıyor. Barış önderliğini vurguluyor. Barışçı çözümün gerçek muhatabı olan tüm ezilen halkları göreve çağırıyor. Newroz mesajı, Öcalan’ın tarihi çözüm sürecini zafere kadar sürdüreceğini gösteriyor. Bakalım savaş ve barış rantçıları bunun karşısında ne kadar direnecekler ya da direnebilecekler mi?
Zafer özgürlük için ayağa kalkan tüm halkların olacaktır. Halkların barış ve çözüm gücü bütün engelleri sel gibi aşacaktır. “Yaşasın halkların kardeşliği!”
NEWROZ PÎROZ BÊ!