Bütün bu konularda ağzını açmayan, bunları doğal gören siyasetçi takımı ve medya baronları bunun açık bir savaş ilanı olduğunu görmediler mi? Elbette gördüler ama “PKK ve Kürt belasından kurtulacağız” diye AKP’nin ve devletin her türlü zulmüne evet dediler. 90 senedir “Garp cephesinde yeni bir gelişme yok”tu. Ayrıca “ABD, AB ve bütün dünya arkamızda, fırsat bu fırsat Kürtleri ezelim, Ortadoğu’nun kralı olalım” havasına girdiler. Bunların hiç birinin aklına karşılarında dağ-taş değil de insanlardan oluşan ve özgürlük isteyen bir halk olduğu ve direnebileceği gelmiyordu. Başka devletlerle anlaşıp kendi halkına savaş açmak kahramanlık sayılıyordu. Sen siyasi çözüm yolunu kapatıp da savaşı dayatırsan birçok masum insanın da öleceği besbelli değil mi?
Kürt halkı özgürlük direnişini gösterince medya da sinir harbine başladı. Sen havadan, karadan operasyon başlat. Üç terörist-beş terörist öldürüldü diye bayram et. Çoluk çocuk sivillerin katledilmesini destekle. Kürtler direnince ve asker-polis kaybı olunca da “Teröristler masum asker ve polisimizi şehit ettiler” diye yaygara yap. Bunda insaf-ahlak-namus var mı? Savaş yolu tercih edilirse savaşan taraflardan az ya da çok can kaybı olacağı, ailelerinin kan ağlayacağı bilinmiyor mu?
Bir de sivil insan ölümleri var. İster son doksan yıla isterseniz son otuz yıla bakın. Devletin katlettiklerinin yüzde onu bile gerilla ya da silahlı direnişçi değildir. İnanmazsanız Zilan’a, Munzur’a, Ağrı’ya, Dersim dağlarındaki mağaralara sorun. İsterseniz Ayhan Çarkçı ve diğer özel tim elemanları-itirafçılar anlatsın. Hala mezarları bile olmayan on binlerce kayıp ailesine sorun. Bütün bunlardan dolayı hesap vermek bir yana özür bile dilemeyen savaş suçlarına batmış bir devlet ile karşı karşıyayız.
PKK ve Kürt özgürlük hareketi adına bugüne kadar yapılan her eylem haklı-doğru ve meşru mu? Evet diyen de olabilir hayır diyen de. Ama bunu hiçbir bilgi sahibi olmadan sadece sinir harbi generali gazetelerin yazdıkları palavralara bakarak tartışmak mümkün mü? Sorunları çözmek değil de halkı kışkırtmak isteyen provokatör takımı bunu 24 saat yapıyor zaten. Bilindiği gibi böyle savaş dönemlerinde bazen eylemleri kimin ve niçin yaptığı belli olmuyor. Geçmişte kontrgerillacılar yaptıkları birçok katliamı medya yardımıyla PKK’nin üzerine atmışlardı. Yıllar sonra gerçekler anlaşıldı ama bu arada provokatörler halkı istediği gibi yönlendirdi. Eğer sorun gerçekten adalet ve çözüm ise Öcalan’ın önerisini gerçekleştirmek gerekiyor. Öcalan yıllardır tarafsız bir “Hak ve adalet, gerçeklerle yüzleşme komisyonu kurulsun. Bizim de devletin de işlediği savaş suçlarını açığa çıkarıp yargılasın. Biz elimizdeki tüm bilgi ve belgeleri bu komisyona vermeye hazırız” diyor. Bundan gerçekçi bir çözüm olur mu? Bu öneriye evet diyen oldu mu, niye kabul etmiyorlar? Ayrıca PKK bugüne kadar yaptığı yanlış eylemleri açıkça ortaya koyup halka karşı özeleştiri verme geleneği olan bir hareket. Ama “Devlet cinayet işlemez” diyenlerden bunca katliama rağmen bundan başka ses çıktı mı?
AKP ve devletin yeni Osmanlı maceraları, Ortadoğu’nun kabadayısı olma rüyaları barışçı çözümü engelleyip kanlı bir savaşı kışkırtmaya devam ediyor. İttihatçılar Turan rüyalarıyla Ermeni katliamıyla başlamış ve savaşa koşmuştu. AKP de yeni Osmanlı rolüne Kürt katliamıyla başlamak istiyor. Halklarımızı boğazlaşmaya ve kırıma götüren bu yola girmiş bulunuyor. Erdoğan gittiği her yerde başkalarına bedavaya dağıttığı akıldan biraz tasarruf edipte üçte birini kendi ülkesinde uygulasa sorun çözüm yoluna girer. Bu çıkmaz sokaktan hala geri dönülebilir ve bu kanlı boğazlaşma engellenebilir. Yeter ki barışçı-demokratik çözümden yana olan tüm halk güçleri birleşip faşist savaş odaklarına karşı koyabilsinler.
Oluşum aşamasındaki Kongre hareketi halklarımızın “savaşa karşı barış, faşizme karşı demokrasi, esarete karşı özgürlük” mücadelesinde tarihi bir rol oynayabilir. Türkiye’nin tüm ezilenlerinin özgürlük bayrağı altında mücadele birliği olan Kongre konusunu başka yazılarımda tartışacağım.