Macaristan dünyanın en ünlü savaş fotoğrafçılarından Robert Capa’nın doğumunun 100. yılını kutluyor. Budapeşte' de düzenlenen Robert Capa’nın 100. yıl sergisinde özel seçilmiş 937 fotoğrafı yer alıyor. 1913 yılında dünyaya gelen ve 40 yıllık hayatı boyunca fotoğrafladığı beş büyük savaşa tanıklığı  ve elli yakın plandan çektiği çatışma fotoğrafı Capa'yı savaş fotoğrafçılığının akla gelen ilk ismi yapmıştır. Ve savaş fotoğrafçılığı onun 1954 yılında Çin Hindi Savaşı’ nın bitimde fotoğraf çekmeye çalışırken mayına basarak hayatını kaybetmesine neden olur. Robert Capa ,Normandiya çıkarmasının başladığı gün 6 Haziran 1944 yılında anın fotoğraflarını yakalayan tek muhabirdi. Fotoğrafçı bir yıl sonra Nisan 1945’de ise Amerikan askeri tarafından Almanya Leipzig’de 3 metre mesafeden vurularak yaralanmıştı. Hayatımın sonuna kadar bir savas fotografçısı olarak işsiz kalmak istiyorum diyen savaş karşıtı, savaş fotoğrafçısıdır. Foto muhabirin doğumunun 100. yılına atfen Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de açılacak Modern Fotoğraf Merkezi’ne Capa adı verildi.


Savaş fotoğrafçılığı
Capa, gerçek ismiyle Andre Freidmann 1913 yılında Budapeşte’de dünyaya gelmiştir. Gençlik yıllarında, şair ve ressam Lajos Kassak’ın önderliğinde kurulan, kendilerini sosyalizm ve avant-gard sanatlara adamış entelektüel bir topluluk olan Dephot'a katılır. 1931 yılında Macaristan’da bir dönem Komünist partisi üyesi olduğu ve Amiral Miklós Horthy anti-semitist politikalarına direnen işçi hareketi içerisinde yer aldığı için soruşturmaya uğrar ve ülkesini terk etmek zorunda kalır.
Göç ettiği Berlin’de ilk Leica fotoğraf makinesine sahip olur. Berlin’de edindiği fotoğraf makinesi ve ardından gelen foto muhabirliği, onda gençliğinden beri ilgili olduğu politika ve edebiyatı bir araya getirebilme düşüncesini uyandırır. Daha sonra 1933 Reichtag yangının ardından, Hitler’in yükselişinin olası sonuçlarını göz önüne alarak Almanya’ yı terk eder. İlkin Viyana’ya gider ve diğer Dephot üyeleri ile birlikte birkaç ay burada kalır. Ardından bir süre Budapeşte’ye döner ve en son Paris’e yerleşir.

İspanya iç savaşı
1935 yılında Dephot Ajansının bazı Alman Dergileri ile yaptığı anlaşmalar uyarınca İspanya’ya ilk yolculuğunu gerçekleştirir. Bu dönemde Capa, İspanyolların yaşam tarzından ve sıcak ilişkilerinden o kadar çok etkilenir ki, kendini Robert olarak çevresine tanıtır. 1936 yılında, İspanya’ da seçilmiş hükümete karşı, oluşturulan General Franco önderliğindeki faşist ve monarşi müttefikliğinin yol açtığı iç savaşın ortasında kalır. Almanya’dan destek alan Franco ve Cumhuriyeti savunan ve faşizme karşı çıkan çok uluslu güç arasındaki bu savaş Robert Capa’nın baş yapıtları sayılabilecek fotoğraf çalışmalarını gerçekleştirdiği dönem olarak dikkate değerdir. Capa, 1936-1938 yılları arasında  hem cephede, hem de cephe gerisinde, sevgilisi Gerda Taro ile birlikte iç savaşın kendisini ve izlerini fotoğraflar. Life dergisinde yayınlanan röportajı ise “This is War/Bu Savaştır” ismiyle sıcak savaşı görüntüleyen çalışmalardır. Life dergisinde yayınlanan çalışmasında yer alan Cordoba cephesinde, 5 Eylül 1936 tarihinde çektiği “Vurulup Düşen Asker” isimli fotoğraf,  Capa’nın  20.yy en akılda kalan, en çok tartışılan fotoğraflarından biri olmuştur. İspanya iç savaşı Capa için aynı zamanda, sevgilisi Gerda Taro’nun ani ölümü ile başarıyı ve yıkımı bir arada yaşadığı bir dönem olur. Picture Post dergisi Capa’ya günümüze dek kabul görecek olan “Dünyanın en büyük savaş Fotoğrafçısı” nitelendirmesini yapar.

Fotoğraflarda savaş

İspanya fotoğraflarının bir değerlendirmesi yapılırsa, Capa’nın fotoğraflarında sıcak savaş kareleri, savaş ardında göç olgusu ve yıkıma ağırlık verdiğini gözlemlenir. Fotoğraflarında hayatı hem doğrudan hem de dolaylı olarak felce uğratan savaşın yıkıcılığı görülür. Ancak, bir taraftan Capa’nın insanın yaşama dört elle sarılmasının izlerini de görmek mümkündür. Capa sadece bu savaşta değil aynı zamanda, diğer savaş fotoğraflarında teknolojinin yıkıcılığını da gözler önüne sermiştir. Özellikle ikinci dünya savaşında bu yıkımın en ürkütücü izlerini sürmüştür. İspanya savaşının ardından Paris’e dönen Capa, Almanların işgalinin ardından A.B.D.’ye yerleşmek zorunda kalmıştır.
2. Dünya savaşı sırasında, Normandiya Çıkartmasını izleyen günlerde müttefik ilerlemesini, İsrail Devletinin kuruluşuna uzanan süreçte ilk Arap-İsrail savaşını,Fransız kolonyalistler ve Vietnamlılar arasındaki savaşı görüntüler. Bu süreç içerisinde gerçekleştirdiği en önemli girişim ise 1947 yılında yaratıcılık ve üretim kooperatifi olan Magnum fotoğraf Ajansının kurulmasına öncülük etmesidir. Yakın dostu David Seymour ile başlattıkları girişim daha sonra büyüyerek, dönemin en önemli foto-muhabirlerini bünyesinde toplayacaktır. Capa bir taraftan Paris’te Magnum yöneticiliğini sürdürürken, diğer taraftan 1954 yılında Çin Hindi’de mayına basarak ölmesine kadar sürecek olan foto-röportaj çalışmalarına devam etmiştir. Capa gerekirse, amacı için ölmeyi göze alabilecek bir karaktere sahiptir.  Capa savaşan insanların yaşadığı risklere ve zorluklara ortak olmadan, savaşın fotoğrafının çekilmesinin ahlaki olarak mümkün olmadığını savunmuştur. "Teknik olarak kötü ama güçlü bir görüntüyü, tekniği iyi ama zayıf bir görüntüye her zaman tercih ederim" der.  Bu tarz çalışması, diğer savaş fotoğrafları örnekleri ile kıyaslandığında daha çarpıcı ve dinamik fotoğraflar elde etmesinin yöntemi olarak görülebilir.  Capa’nın fotoğraflarına bakıldığında, “Eğer fotoğrafların yeterince iyi değilse, yeterince yakın değilsindir.” değişini benimsediği görülür. 6 Haziran 1944 günü Normandiya Çıkartmasında çektiği fotoğraflar buna örnek olarak gösterilebilir.
Robert Capa; İspanya İç Savaşı, Çin Japon Savaşı, İkinci Dünya Savaşı ve Arap-İsrail Savaşları’ na savaş fotoğrafçısı ve  foto muhabiri olarak katılır. Son olarak  1954 yılında Çin Hindi Savaşı’ nın bitimde fotoğraf çekmeye çalışırken mayına basarak hayatını kaybeder.

 KÜLTÜR SERVİSİ