Savaş normalleşti

Kadın Haberleri —

25 Ağustos 2022 Perşembe - 18:45

Nilgün Salmaner

Nilgün Salmaner

  • Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimini hedef alan işgal saldırılarını değerlendiren HDP Kadın Meclisi üyesi Nilgün Salmaner, Türkiye’den bakınca normalleşen bir savaşın, kadın ve çocuklar üzerindeki yıkıcı etkilerine, yoksulluğa dikkat çekti.

Faşist, sömürgeci Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne yönelik işgal saldırıları sürüyor. 18 Ağustos’ta Til Temir ve Hesekê yolu üzerinde yer alan Şemokê köyünde bulunan bir okula yönelik gerçekleşen saldırıda 4 çocuğu katledildi, 11’i de yaraladı. Türk devletinin saldırısı sonucu bir ayda 9’u çocuk, 8’i kadın olmak üzere 39 kişi katledildi, 73 kişi ise yaralandı. Kobanê başta olmak üzere 45’ten fazla köy, kent tank ve obüslerle bombalandı. Bir aylık bilançoya bakıldığında  savaşın en ağır bedelini kadın ve çocukların ödediği aleni bir şekilde gözüküyor.

Tecavüz ve işkence görünmez kılınıyor

Mevcut tabloyu Jinnews’ten Öznur Değer’e değerlendiren HDP Kadın Meclisi üyesi Nilgün Salmaner,  Ortadoğu’da yürütülen en yoğunluklu ve uzun soluklu savaşın “dört parça Kürdistan”da yürütüldüğünü belirtti. Savaşın yakıcı sonuçlarına dikkat çeken Salmaner, Rojava’da sivillere yönelik saldırılarda ağırlıklı olarak kadın ve çocukların yaşamlarını yitirdiğini bildiklerini ifade etti. 

Savaşın, Türkiye içerisinde kadınlara olan etkisini ayrıca değerlendirmek gerektiğini dile getiren Salmaner şöyle dedi: “Türkiye cephesinden bakıldığında savaşın son derece normalleştirildiğini, oradaki kayıpların, işgal edilen alanlarda kadınlara yönelik taciz, tecavüz ve işkencenin görünmez kılındığını biliyoruz. Efrîn’de kadınlar sistematik olarak ya kaçırılıyor ya da tecavüze uğruyor ve bunlar sonucunda kadınların intihara sürüklendiğini biliyoruz. İşkenceye dönüşen bir politika görüyoruz.”

Savaşın yıkıcı etkisi: Yoksulluk 

Savaşın kadınlar üzerindeki yıkıcı etkilerini ele alan Salmaner,  savaşın kadına yoksulluk yansıdığını belirtti. Salmaner şunlar kaydetti: “Bugün itibariyle Türkiye’nin savunma sanayinin bütçesi bir trilyonun üzerinde. Bu, kayıt altındaki bütçe ama biz bu bütçenin örtülü ödenek ve farklı fon kaynaklarıyla çok daha yüksek olduğunu biliyoruz. Savaşa harcanan bu bütçenin bu coğrafyada yaşayan halklar ve özellikle kadınlar üzerindeki yoğun, yıkıcı etkisini de yoksulluk olarak görüyoruz” dedi.

Kadına yönelik özel harp politikaları

Kadınların yoksullaşmasının en temel nedeni bütçenin savaşa ayrılması olduğunu dile getiren Salmaner, aynı paralelde artan kadına yönelik şiddette işaret etti. Sığınma evlerinin yetersizliği ve İstanbul Sözleşmesi’nin feshini hatırlatan Salmaner, Türkiye’de kadınlara yönelik saldırıların ve tek tek katletmelerin  bir cins kırımı halini aldığını ifade etti.

Savaşın bir parçası olmuş erkeklerin kadına yönelik şiddet biçimlerine de değinen Salmaner şöyle devam etti:  “Son dönemlerde kadına yönelik şiddet ve katliamda normalin dışında yöntemlerin de olduğunu görüyoruz. Elektrik telleriyle elektrik vermek ya da imha etmek, bedenini yok etmek gibi… Sadece öldürmekle kalmıyor, öldürdükten sonra da bedene şiddet uyguluyor. Biz bunların savaş alanlarında kullanıldığını biliyoruz. Bu da özel harp politikalarının her yerde kadınlara yönelik uygulandığının göstergesidir.” 

Göç ve doğanın talanı

Türk devletinin Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik işgal saldırılarının bir diğer sonucu olan göç ve doğa talanına, çevre felaketine değinen Salmaner, demografik değişimin nasıl hayata geçirildiğini de anlattı. İşgal altında olan bölgelerde yürütülen politikaların altını çizen Salmaner şunları kaydetti: “Türkiye’nin yeni ilçe ve beldeleri gibi tanımlanması, oralarda demografinin değiştirilmesi, orada yaşayan insanların oradan çıkarılıp belli hatlara sıkıştırılması… Onların yerine gelenler de geride kalanların üzerinden tüm devlet kurumlarının birer izdüşümünün orada kullanılması, para biriminin kullanılması, sanki Türkiye’nin bir kasabası gibi oraların yönetilmesi, anadil haklarından mahrum kalması ve ne yazık ki bunların görünmemesi savaşın ne kadar gerçek olduğunun göstergelerinden. Tüm bunlar, bu coğrafya içinden tam olarak algılanmıyor.” 

Daha geniş bir kamuoyuna ihtiyaç var

Kuzey-Doğu Suriye’ye yönelik SİHA saldırılarına Koalisyon Güçleri’nin yaklaşımına da dikkat çeken Salmaner, Koalisyonun yaptırım uygulamadığını dile getirdi. Bu nedenle “Daha büyük uluslararası bir kamuoyuna ihtiyacımız var” diyen Salmaner, ‘Savaşa hayır’ denilebilecek ortak bir hatın izlenmesi gerektiğini dile getirdi. 

Kadınların savaşa karşı net bir duruş sergilediğini dile getiren Nilgün Salmaner, kadınların da savaşa karşı mücadelede bir yol haritasına ihtiyaç olduğunu ifade etti.

HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.