MEDYA DOZ / REQA


Qamışlo’dan Kobanê’ye, oradan Fırat nehri boyunca Reqa cephesine doğru yol aldık. Fırat’ın maviliklerinden gözünü almadan ve mavinin ruha huzur veren havası eşliğinde ilerledikçe “Kim demiş Kürt’ün denizi yok diye” içimden geçirdim. Derya gibi geniş, derin ve meşakkatin saç örükleri gibi uzun bu coğrafyayı üç devlet gelse bile koruyamayacakken ve güvenliğini sağlayamayacakken QSD, bölge halkının gücünü yanına alarak, kimseleri ötekileştirmeden ve karşısına almayarak binlerce Arap, Süryani, Kürt ve adını sayamadığımız diğer halklarla bu dev coğrafyayı koruyor, kolluyordu. Kürtlerin öncülük ettiği bu birlik duygusuna ve stratejik aklına hayran kalmamak elde değildi. 

Başından Reqa hamlesinin ikinci aşamasını yakından takip ediyorum. Her şey o kadar hızlı ilerliyor ki insanın beyni kendini otomatik bir mekanizma gibi koşullara uyarlıyor. Bu günlerin gelecek zamanda tarihi değeri çok büyük diye düşündükçe heyecanlanıyor insan. Cephedeki savaşçılar, soğuk havaya aldırış etmeden kocaman ateşler yakıyor, ateş başında Suriye rejiminin Halep’i almasını, TSK ve ÖSO’nun El Bab’a saldırmasını, DAİŞ’in Palmira’yı rejimden almasını ve olası gelişmeleri tartışıyor. 

Reqa hamlesinin 2. aşamasından sonra 3. 4. veya 5. aşaması olur mu orasını bilmek zor ama son derece akıllıca planlamalar ve stratejiler ile ilerleme kaydedildiği su götürmez bir gerçek. Öyle ki birkaç gün içerisinde savaşçılar, 97 köyü içine alan 300 kilometrelik alanı özgürleştirip Fırat nehrine ulaştılar. Fırat nehrine ulaşmanın temel taktiği, büyük parçadan küçük parça koparıp düşman hatlarını yarmak ve kendi hakimiyetinde karşıt gücü mahkum edip çemberde etkisiz hale getirmekti. Şimdiye kadar gözlemlediğim taktik adımlar böyle olsa da görüyorum ki savaş sahasında çok esnek bir akıl var. Ve bundan sonra izlenecek adımları tahmin ettikçe kendimi okuduğum kitapların tarihsel savaşları içinde gibi hissediyorum. 

Savaşçılar suyun karşısına bakıp “Tabqa barajında insanlık kazanacak” “Raqqa’da tarihsel değerler kazanacak” diyor. Kendinden bu kadar emin olmanın ve Dünya’nın gündemini iyilikten yana belirlemenin o tarifsiz gururu ile güzel bir yerde olduğum için şükrediyorum. Savaşçılar yeni kurtardıkları kadın ve çocukları getirirken biz başka bir yere gidiyoruz. Şimdiye kadar savaşçıların özgürleştirdikleri; Duxan, Ebu Henavi, Um Henevi, Cabir, Teyyasa, Ebu Erdani ve Raqqa’nın batısında 50 km uzakta olan Xirbet Cehaşa, köyünü arkamızda bırakıp gidiyoruz… 

Çok iddialı olan “Reqa’da tarihsel değerler kazanacak” sözünü yanımıza alıp savaşçılarla gidiyoruz…