
Oldukça ağır bir durum
Türk devleti ile PKK arasında 24 Temmuz 2015 tarihinden itibaren yeniden başlayan silahlı çatışma ortamında sivillere yönelik saldırılarda 113 kişinin yaşamını yitirdiğini belirten İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan, “Bu oldukça ağır bir durum olup, hiçbir şekilde kabul edilemez” dedi.
Cenevre hatırlatması
Türkiye’nin 1953’te onaylayıp yürürlüğe koyduğu Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3. Maddesinde, sözleşmeye taraf bir ülkenin toprağında çıkacak fakat uluslararası bir mahiyet arz etmeyecek olan silahlı bir ihtilaf halinde, ihtilaf taraflarının uyması gereken kuraların; özellikle silahlı çatışma halinde yasaklanmış faaliyetlerin açıkça belirtilduğunu anımsatan Türkdoğan, “Buna göre hiçbir ayrım yapılmadan bilhassa sivillere yönelik hayatına veya beden bütünlüğüne kasıtlar, her şekilde katline, yaralanmasına, zülüm ve azap görmesine ve işkenceye uğramasına kesin yasak getirilmiştir” diye ekledi.
Gerilla ile çatışma bu kapsamda
‘Türkiye Kürdistan’ı olarak bilinen Kuzey Kürdistan’da devletin başta polis ve jandarma teşkilatı olmak üzere silahlı kuvvet unsurlarının tamamının katıldığı ve PKK’ye bağlı HPG/YJA Star gerillalarıyla giriştiği çatışmaların tamamının Cenevre Sözleşmelerinin ortak 3. Maddesine girdiğini ve silahlı çatışma olarak adlandırıldığını vurgulayan Türkdoğan, eski Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in bu durumu “düşük yoğunluklu savaş”, şimdiki Hava Kuvvetleri Komutanı Abidin Ünal’ın ise “orta düzeyi aşan savaş” olarak adlandıdığını hatırlattı.
Tamamına yakın devlet tarafından
İHD Dokümantasyon biriminin ulaşabildiği ve tespit edebildiği verilere göre 24 Temmuz-8 Ekim 2015 tarihleri arasında yaşamını yitiren 113 sivilin tamamına yakının failinin devlet güçleri olduğuna işaret eden Türkdoğan, bu vahim tablonun şunu gösterdiğini söyledi: “Cenevre Sözleşmeleri açıkça ihlal edilmekte, savaş suçu işlenmektedir.”
Sokağa çıkma yasağı yasadışı
Sivil ölümlerin durdurulmasını istediklerini kaydeden Türkdoğan, bu ölümlerin önemli bir kısmının sokağa çıkma yasağı ilan edilen ilçelerde gerçekleştiğine dikkat çekti. Türkiye mevzuatında sokağa çıkma yasağının, sıkıyönetim ve OHAL kanunlarında düzenlendiğini, İl İdaresi Kanunu’nda valilere böyle bir yetkinin açık olarak verilmediğini; Anayasa’nın 13. maddesinde temel hak ve özgürlükleri sınırlayan düzenlemelerin kanunlarla açık bir şekilde yer alması gerektiği belirtildiğinden, valilerin sokağa çıkma yasağı ilan etme yetkisi bulunmadığının altını çizen Türkdoğan, “Bu nedenlerden ötürü sokağa çıkma yasağı ilan eden valiler hakkında ve talimat vermiş ise İçişleri Bakanı hakkında etkili soruşturma ve kovuşturma yapılması ve bu kişilerin yargı önüne çıkarılması gerekmektedir” diye konuştu.
Sağlığa eriş engellendi
Sivil ölümlerin bazılarının, sokağa çıkma yasağı süresi içerisinde ateşli silah yaralanmasına maruz kaldığı halde hastaneye götürülmediğinden veya götürülmesi engellendiğinden kaynaklandığını aktaran Türkdoğan, şunu kaydetti: “Bu şekilde vatandaşın sağlığa erişiminin engellenmesi ile ilgili olarak adli ve idari soruşturma yürütülmeli, bu konuda kastı ve ihmali bulunan sorumlular ayrıca yargılanmalıdır.”
Kızılhaç inceleme yapmalı
Silahlı çatışma ortamında bu kadar çok sivilin yaşamını yitirmesi nedeniyle insancıl hukuku düzenleyen Cenevre Sözleşmelerinin uygulanması gerektiğine işaret eden Türkdoğan, “Bu nedenle uluslararası Kızılhaç’ın başta sokağa çıkma yasağı ilan edilen yerler olmak üzere sivillerin öldürüldüğü tüm yerlere inceleme ziyaretleri yapması gerekmektedir” dedi.
AK ve BM raportörleri gelmeli
Türkdoğan, bu kadar çok sivilin öldürülmesi karşısında Avrupa Konseyi (AK) İnsan Hakları ile Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları komiserlerinin yargısız infazlar özel raportörlerinin Türkiye ziyaretinin en kısa sürede sağlanmasını istedi.
Cezasızlık poitikası sonlanmalı
Sivillerin öldürülmesi ile ilgili olarak cezasızlık politikasına son verilmesi gerektiğini vurgulayan Türkdoğan, sorumluların etkili şekilde soruşturulmasını ve etkli kovuşturma yöntemlerine başvurulmasını beklediklerini söyledi.
TBMM devreye girmeli
Türkdoğan, sivil ölümler ile ilgili olarak TBMM’de bir araştırma komisyonu kurulmasını ve olayların TBMM tarafından da açığa çıkarılmasını talep etti.
Müzakere yöntemine geçilmeli
Sivillere yönelik ağır hak ihlallerinin yeniden başlayan silahlı çatışma döneminin derhal sona erdirilmesi gerektiğini gösterdiğini ifade eden Türkdoğan, “Bu nedenle bir an önce kalıcı çatışmasızlığın sağlanarak Kürt sorununun çözümünde diyalog ve müzakere yöntemine geçilmelidir. Bu vesile ile taraflara bir an önce silahları susturması gerektiğini bir kez daha hatırlatmak istiyoruz” dedi.
ANKARA