
Tahmaz: Bu savaş bizim değil
Barış Meclisi üyesi Hakan Tahmaz, son iki yılda Türkiye’de hiçbir dönem olmadığı kadar çok kişinin „barış“ için „savaşa yeter artık“ demek için bir araya geldiğini belirterek, tekrar savaşın eşiğine gelinmesinin çok üzücü olduğunu söyledi. Tahmaz, hükümetin barış fırsatlarını değerlendirmeyerek, bedeli çok ağır olacak bir „savaş“ ilan ettiğini, medyanın da geçmişten ders çıkarmayarak eski „savaş diline“ geri dönerek savaş çığırtkanlığı yaptığını söyledi. Tahmaz, „Savaşı durdurmanın tek yolu, tüm Türkiye’nin ‘bu savaş bizim değil’ deyip, buna dur demesidir“ dedi.
Önder: Hapishaneyse hapishane
Savaşı isteyenlerin „bedel ödemeyenler“ olduğunu belirten İstanbul Milletvekili Sırrı Süreyya Önder, „Haysiyet cellatları, güvercin kasapları, savaşı bugün de kışkırtıyor. Bu ülkenin hafızası olan kardeşlerimiz bu cellatların önüne atılmak isteniyor“ dedi. Bedel ödemekten korkmadıklarına işaret eden Önder, „Başbakan daha yeni ama sosyal hakları için mücadele verenlerin tarihi çok eski. Hapishaneyse hapishane, ölümse ne yapalım, barış için gereken her şeyi yapacağız“ diye konuştu.
Türkiye mezar eve dönüşmesin
Erol Katırcıoğlu (akademisyen): Başbakan’ın söylediği „Sözün bittiği yerde bizim sözümüz başlamalı. Seçimler umutla bitti, ancak son yaşananlar umudumuzu tüketti. Seçilmiş vekillerin barış için mecliste yer almalarını istiyoruz.
Ahmet Tonak (akademisyen): Topyekun bir savaş başlamıştır. Ama yapacak çok şey var. Öncelikle Bloğun gerek ulusal gerekse uluslararası düzeyde, yemin edilsin veya edilmesin, şu andan itibaren aktif bir rol oynayarak, gerekli temasları gerçekleştirmesi gerekiyor. Kandil’de başlatılan savaş durmalıdır.
Feryal Öney (müzisyen): Dün sosyal paylaşım sitelerinde, sanatçıların savaş çığırtkanlıklarını gördüm. Bunun çok tehlikeli olduğunu düşünüyorum, buradan tüm sanatçılara barış çağrısı yapması için sesleniyorum.
Murat Çelikkan (gazeteci): Bugün barış isteyenler hedef haline getirilerek tehdit altında. Bu savaş şantajı kabul edilemez. Önce Kürtsüz siyaset yapmaktan vazgeçilmeli. Bu savaşın sonuçlarını tüm Türkiye yaşayacak.
Nuray Mert (yazar): Başbakan’ın sözleri medyanın „Bu sefer ABD hayır demeyecek“ şeklindeki savaş dili endişe verici. Ortadoğuda’ki pazarlığa Kürt meselesi de katılmak isteniyor. ABD hiçbir zaman savaşa hayır demez, bunu diyecek olan barış savunucuları. Türkiye bir mezar eve dönüşmemeli.
Aydın Çubukçu (yazar): Türk medyası savaş istiyor. Caniler ölsün, Kürt sorunu çözülür diyorlar. Barıştan yana herkes hedef gösteriliyor. Somut çözüm için vekiller meclise dönmeli. Medya da bu sorunun ancak barış ile çözüleceğini halka anlatmalı.
Ferda Keskin (akademisyen): Bu süreçten çıkmanın somut adımları vardır. Kürt halkının hakları yeni anaysada güvence altına alınmalı, KCK tutukluları serbest bırakılmalı, Blok vekillerinin meclise gelmesi için zemin oluşturulmalı. Hükümet sözümüz bitti dedi, şimdi bizim sözümüz başlamalı.
Türkiye Barış Meclisi, açıklamadan sonra süreçle ilgili ne yapılacağına dair basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi.
İSTANBUL
Dönülmez bir noktaya geliriz!
İnsan hakları savunucuları da Türk ordusunun Medya Savunma Alanları’na yönelik saldırısına tepki gösterdi.
Türkiye’nin tehlikeli bir virajda olduğunu belirten Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Genel Sekreteri Metin Bakkalcı, „Savaş ve şiddet yolu şimdiye kadar defalarca denendi. Kan ve gözyaşından başka bir şey getirmedi“ dedi. ‘PKK eylemlerini arttırdığı için operasyon yapıldı’ söyleminin gerçekçi olmadığını belirten Bakkalcı, sınırötesi operasyonun ise çözümsüzlükten başka bir anlam ifade etmediğini söyledi. Türkiye toplumuna ayağa kalkma çağrısında bulunan Bakkalcı, „Bu politika Kürt sorununu derinleştirir yeni acılar yaşatır. Ve dönülmez bir noktaya geliriz“ uyarısında bulundu.
MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal, hava veya kara operasyonlarının çözüm ve diyaloga balta vurmak anlamına geldiğini söyledi.
İHD Genel Sekreteri Emrah Şeyhanlıoğlu ise Kürt sorununu hava operasyonları ile değil demokratik adımlar ile çözüleceğini belirtti. Şeyhanlıoğlu, „Devlet artık eski zihniyet ile olaya yaklaşmamalıdır. Bu yol zaten denendi ve sorunu bu hale getirdi“ diye konuştu.
ANKARA
EMEP: Barış Konseyi oluşturalım
Emek Partisi (EMEP) Genel Başkanı Selma Gürkan yaptığı yazılı açıklamada, „Türkiye’nin geleceği, kan, şiddet, savaş ve yıkımda değil, halkların el ele vererek kuracakları eşit ve özgür Türkiye’dedir“ diyerek, Türkiye halklarına, „AKP’nin ‘Savaş Konseyi’ne karşı, demokratik çözüm, eşitlik, özgürlük ve kardeşlik için ‘Barış Konseyi’nin oluşturulması amacıyla harekete geçme“ çağrısında bulundu.
ANKARA