Amed’in Lice İlçesi’nde önceki gün asker, özel jandarma birlikleri ve çevik kuvvetten oluşan yaklaşık bin kişilik ekibin saldırısına rağmen eylemlerini sürdüren yurttaşlara dün sabah da saldırıldı. Zırhlı araçlar ile eylemin yapıldığı Cellik mezrası bölgesindeki yeni köprü civarında konumlanan askerler, 2 TOMA ile halkın bulunduğu alana doğru tazyikli su ve gaz bombalarıyla saldırdı. Askerlerin sıktığı gaz bombası kapsülü başına gelen bir genç yaralandı. Genç, direnişteki diğer yurttaşların yardımıyla alandan uzaklaştırılarak hastaneye götürüldü. Saldırıya yurttaşlar da havai fişek ve ses bombalasıyla karşılık verdi. Askerler ise buna karşılık ateşli silah kullandı. Kitlenin bulunduğu yöne silahlarla ateş edildi. Çatışmada askerler de yaralandı. Türk basınında bir askerin kurşunla bacağından vurulduğu iddia edildi. Bölgede çatışmanın şiddetlenmesi üzerine askeri birlikler geri çekildi.


Asker: Çekilin icabına bakalım

Lice’ye önceki günkü baskın ardından yaşanan çatışmalar öğlen saatlerinde kısa süreli silahlı çatışma yaşandığı bildirilmişti. Burada bir yurttaşın askerlerin açtığı ateş sonucu sol omzundan yaralandığı öğrenildi. Çatışma ardından bölgedeki durum sakinleşirken, yurttaşlar nöbetlerine devam etmişti. Bekleyiş sürerken askerlerin zırhlı araçlardan sürekli “Halkımıza sesleniyoruz; aranızda ‘silahlı terör örgütü mensupları’ var. Aradan çıkın onların icabına bakalım” şeklinde anons yaptığı görüldü. Dünkü saldırı öncesinde de askerlerin benzer anonslar geçmesi dikkat çekti.
Öte yandan Cellik bölgesine çıkan yollar asker ve polislerce tutuldu; araçların giriş ve çıkışlarına izin verilmedi. Bu noktalardaki geçişlerin valiliğin özel iznine bağlandığı belirtildi.

Direnişçiler anlattı

Tüm baskı ve saldırılara rağmen yurttaşlar ise direnişlerini sürdürmekte kararlı. Çözüm sürecinin yasal güvenceye alınmasını isteyen Lice direnişçileri, kalıcı barış için dağlarda olduklarını söyledi. ANF’den Mehmet Demir eylem bölgesine giderek BDP Lice Belediyesi Eşbaşkanı Harun Erkuş ve direnişe katılan yurttaşlarla görüştü. Belediye Başkanı ve eylemciler, neden eylem yaptıklarını, taleplerinin ne olduğunu ve bölgede nelerin yaşandığını bütün yönleriyle anlattı.

Çelik başlıklı gaz bombası

Eylemin başladığı 24 Mayıs’tan itibaren eylemcilerle birlikte olan Lice Belediye Eşbaşkanı Erkuş, önceki günkü saldırıya dikkat çekerek, “Sabah saatlerinde yüzlerce asker çadırımıza müdahale etti. Yüzlerce gaz bombası atıldı. Bu defa kullanılan gaz fişekleri çok farklıydı. Çelik başlıklı gaz bombalarıydı. Gazın etkisinden yere yığılan anneler, kendinden geçenler oldu. Çok sayıda kişi atılan gaz bombalarından dolayı belinden, sırtından, kafasından yaralandı. 112 acil servisini aradık, ancak onlarda kendi güvenlikleri açısından bölgeye gelemeyeceklerini söyleyince, yaralıları çevredeki köylere götürdük” dedi.

Eylemciler sivil halk

Eylemlerin sivil halk tarafından yapıldığını belirten Erkuş, “Buradakilerin hepsi sivil halk. Göstericilerin bulunduğu çadırdan askerlere ateş açıldığı iddiası var. Eyleme çevre köylerden gelen halktan ve annelerden başka kimse yok. Burada kimsenin elinde silah, uzun namlulu tüfek yok” diye konuştu.

Ölümlere karşı direniş

Birilerinin eylemi boşa çıkarmak için farklı senaryolar üretmek istediğini söyleyen Erkuş, eylemlerinin “ölümlere karşı bir direniş” olduğunu belirtti. Erkuş, “Buradaki direniş, bütün halkların özgürlüğü içindir. Halkın temel amacı süreci korumaya dönüktür. Gerilla ve askerin öldürülmemesi, doğanın katledilmemesi, ormanların yakılmaması, kalekol yapılmaması içindir. Yapılan eylemler demokratik bir haktır” dedi.

Devlet gerilimi tırmandırıyor

Saldırı nedeniyle olayların giderek tırmandığını belirten Erkuş, şunları ekledi: “Devlet hiç durmuyor. Anaların üzerine gaz bombası atıyor. Demokratik eylemlere sert müdahalelerde bulunuyor. Görünümde çatışma yok denebilir ancak büyük bir gerilim var. Alanlarda barış diye bağırılıyor fakat halk devletin faşizan yaklaşımı ile karşı karşıya kalıyor. 2013’ten bu yana 160’a yakın kalekol yapıldı. Örgüt ateşkes ve geri çelimle kararı alsa da demokratik sistem zemini hazırlanmadı. 2. adım devlet tarafından atılır dedik, o da olmadı. Halkın siyasi iktidara güveni için yasal çerçeve oluşturulması gerekir. Yasal çerçeve ile, sağlanan barış ve hak yasalarla korunmuş olur. Halk eşit haklara sahip olduğunu görür. Devletin bu konuya ciddi yaklaştığını görürse inanır. Ancak biz halk olarak iktidara güvenmiyoruz. Adım atmadığı, savaşa hazırlandığı için siyasi iktidara güvenimiz yok.”

Eylemi bitirmenin yolu

Olayın basında yer alışını da eleştiren Erkuş, “Olay basına yansıdığı gibi değil. Halkın karayolunu işgal edişinin nedeni barış sürecini sabote edenlere karşıdır. Tam aksine kalekol yapanlar barış sürecini provoke ediyor. Biz burada halk olarak devlete çağrı yapıyoruz: Kalekol yapımını durduracaklarını söylesinler biz de eylemimize son verelim. Barış yasal zemine kavuşturulursa, haklarımız yasal düzenleme ile güvence altına alınırsa devletin yapacağı karakollara karşı çıkmayız” diye konuştu.

Onlarca hektar tahrip edildi

“Kürdistan’da deyince potansiyel suçlu olarak bakıyorlar. Demokratik taleplerimiz bununla bastırılmaya çalışılıyor” diyen Erkuş, Gezi örneğini vererek şöyle konuştu: “Gezi’de ağaçla başlayan bir direniş vardı. Kitle sahiplendi. Burada onlarca hektar, iş makineleriyle tahrip edildi. 1990’lı yıllardan bu yana insanla beraber doğa katliamları oldu. Doğa severler buraya sahip çıkmadı. Sanırım Kürdistan doğa sevenler için farklı bir yer.”

Savaşa hazırlık yapılıyor

 Ahmet D. Adlı eylemci, “Ben 17 yaşındayım. Çatışmaya, savaşa, baskıya tanık oldum. Bu topraklarda çok kan döküldü. Süreç başladığından bu yana karakol yapımı hızlandı. Savaşa hazırlık var, biz burada yaşayan halk olarak bunu görüyoruz. Neden bu kadar savaşa yatırım yapıyorlar. Ben karakol yapımına karşı buradayım. Bizim tek amacımız barışı kalıcılaştırmaktır” diye belirtti.

Asker doğayı katlediyor

Lice Kocaköy, Lice-Bingöl Genç ilçesi yolunun kapalı olduğunu belirten bir başka eylemci, meşe ormanını göstererek, “Bakın sadece karakol yapmıyorlar. Güvenlik gerekçesi ile tüm ormanları katlediyorlar. Burası defalarca yakıldı. Yaş meşe kolay yanmadığı için bu defa ihale ile kesimini yaptılar. Bu dağlarda sürekli doğa katliamı yapılıyor. Buna neden kimse ses çıkarmıyor. Biz barışın kalıcı olması için buradayız” diye konuştu.

Barışa yasal güvence

Mehmet A. ise, “Bakın süreç deniliyor ama adım atılmıyor. Sürekli operasyon yapılıyor. Burada gerilla ile asker karşı karşıya gelse, ölüm yaşansa kim suçlu olur. Basın hemen PKK yaptı der ve geçer. Biz barışın da yasal güvenceye alınmasını istiyoruz. Süreç yasal zemine kavuşsun eylem biter” dedi. Kendilerine yönelik, psikolojik baskının uygulandığını belirterek, “Askerler bize saldırıyor. Megafondan bizlere hakaret ediyorlar. Mehter Marşı’nı son ses çalıp bize dinletiyorlar. İşte asıl barışı istemeyen bu provokatörlerdir. Biz bu karakol yapımları son bulmayana kadar direnişimizi sürdüreceğiz. Biz halkımız için buradayız” şeklinde konuştu.

Başbakan savaşı körüklüyor

DİHA’ya konuşan yurttaşlar ise “Direnişimizi sürdüreceğiz” mesajı verdi. Öcalan’ın başlattığı diyalog sürecine dikkat çeken Adnan Bayram, “Başlatılan süreçte Kürdistan dağlarına karakollar yapmak, baraj ve koruculuk sistemini geliştirmek bizlerde ciddi anlamda kuştu uyandırmıştır” dedi. Hükümetin süreç karşısında ciddi olması gerektiğini söyleyen Bayram, Kürt halkı olarak AKP’nin samimiyetsizliğini protesto etmek için alanlarda olduklarını ifade etti. Kürt halkının artık eskisi gibi boyun eğen bir halk olmadığını kaydeden Bayram, “Halkımız kendi özgürlüğü temelinde dağlarda olmaya devam edecektir” dedi.
Lice’de  askerlerin şiddetli müdahalesiyle karşılaştıklarını ifade eden Abdulrahman Sert ise, “Biz Kürt halkı olarak AKP’nin politikalarına karşı dimdik ayakta olacağız ve direnişimizi yükselteceğiz” diye konuştu.
Fatma Topdemir ise, savaş naraları yerine demokratik bir barışın sağlanması için mücadele edilmesi gerektiğini ifade etti. Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın süreç karşısındaki duruşunun savaşı körüklediğine vurgu yapan Topdemir, “Erdoğan yıllardır toprağa düşen canların acısını bilmez” dedi.

HABER MERKEZİ




Çözüm için direniyorlar

HDP Eşbaşkanı Sebahat Tuncel, Lice’deki yurttaşların çözüm sürecini ilerletmek için direndiğini belirtti. HDP Amed Milletvekili Nursel Aydoğan ise samimiyet çağrısında bulundu.
Lice direnişine desteklerini yurttaşları ziyaret ederek dile getiren vekiller, hükümeti de sorumlu davranmaya davet ediyor. HDP Eşbaşkanı Tuncel, Kürt halkının Lice’de AKP’nin politikalarına karşı direnişte olduğunu söyledi. Hükümete seslenen Tuncel, “Hükümet eğer çözüm sürecinde samimiyse başta karakollar olmak üzere askeri operasyonları hiçbir şekilde yapmayacağını açıklamalıdır” şeklinde konuştu. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan başta olmak üzere Kürt hareketinin süreç karşısındaki samimiyetlerini ortaya koyduğunu ifade eden Tuncel, aynı şekilde hükümetin de samimi adımlar atması gerektiğini söyledi.
 Barış için çalışmanın oldukça değerli ve anlamlı olduğunu ifade eden HDP Diyarbakır Milletvekili Nursel Aydoğan, 30 yıldır bölgede aralıksız olarak mücadele yürüten Kürt halkının Lice direnişiyle iradesini bir kez daha ortaya koyduğunu söyledi. Hükümetin Kürt halkının ortaya koymuş olduğu çözüm iradesini tam olarak anlayamadığını vurgulayan Aydoğan, güvenlik politikaları adı altında bölgenin birçok yerine yeni karakollar inşa ettiğini kaydetti. Bölgede yapılan karakolların çözüm ruhuna ters bir yaklaşım olduğunu dile getiren Aydoğan, hükümetin çözüm süreci konusundaki görev ve sorumluluklarını yerine getirmesi gerektiğini söyledi. Hükümetin kamuoyuna çözüm sürecinin çok iyi bir şekilde ilerletildiğine dönük bir hava yansıttığını aktaran Aydoğan, çözüm sürecine samimi yaklaşılmaması durumunda bu tür eylemlerin giderek artabileceğini söyledi.

Çatak-Pervari yolu kapatıldı

Çatak’ta karakol yapımlarına karşı başlatılan çadır eylemi sürerken, yurttaşlar, Çatak-Pervari karayolunu trafiğe kapatarak, askeri sevkıyatın önüne geçti.
Van’ın Çatak İlçesinde, Büyükağaç (Tink), Narlı (Gire Sor), Belenoluk (Heşeta Berespî) ve Konalga’daki (Ezdinan) karakol yapımlarına karşı Şeytan deresi (Xumar) mevkisinde 3 Haziran’da çadır kurulmuştu. Nöbeti dün BDP Gevaş, Edremit, Gürpınar ilçelerinden gelen yurttaşlar devraldı. Çatak Emniyet Müdürlüğü ise önceki gün BDP ilçe yöneticilerini çadırı kaldırmaları yönünde uyardı. Buna rağmen eylem devam etti. Yurttaşlar ise askeri sevkiyatı engellemek için dün Çatak-Pervari karayolunu trafiğe kapattı. YDG-H bayraklarının asıldığı barikatlarda, gelen araçlara kimlik kontrolü yapılarak geri gönderildi.

Meskan 43’üncü gününde


Hakkari’nin Meskan Dağı’nda yapımına devam edilen karakol ve askeri yığınağa karşı nöbet eylemi 43’üncü gününde. Nöbeti BDP Hakkari İl Örgütü yöneticilerinden, Pehlivan Mahallesi sakinleri ve Hakkari Barış Anneleri Meclisi üyeleri devraldı. Nöbete başlayan yurttaşlardan İsmet Tuncer, barış için direnişlerini sürdüreceklerini söyledi.
Meskan Dağı’nın 2 kilometre ötesindeki Üzümcü köyünü (Dizê) karşısına alan tepeye ise dağın zirvesinde bulunan askeri yığınaktan 100’e yakın asker sevkedildi. Her sabah olduğu gibi havan ve uçaksavar atışları devam ederken, askerlerin pusulama faaliyetine geçtiği belirtildi.

Karlıova’da bitti

Bingöl’ün Karlıova İlçesi’ne bağlı Kargapazarı köyünde Muş-Erzurum karayolunu kapatan köylüler dün sabah eylemlerine son verdi. Yurttaşlar tarafından yapılan açıklamada, hükümet çözüm süreci konusunda olumlu adım atmadığı takdirde eş zamanlı olarak birçok yerde daha kapsamlı demokratik eylemler geliştirileceği uyarısı yapıldı.  
4 Haziran günü nöbetteki yurttaşlara saldırı düzenlenmiş, çevredeki tüm köylerin katıldığı eylemde zırhlı araçlar köylülerin direnişi karşısında geri çekilmek zorunda kalmıştı. Üç saat süren çatışmalardan sonra tepelere mevzilenen askerler ve korucular geri çekilmişti.