Kapitalist emperyalizm döneminde, gelişkin silah teknolojisi, burjuvazilere dünya ve bölge çapında savaşlar ve yıkımlar imkanı verdi. İnsanın üretici güç olarak gelişmişliği ve yaratıcılığı, mülkiyet özel olarak kaldığı için, burjuvaziler tarafından, dünyayı talan etmek için yürüttükleri savaşlar ve yıkımların aleti olarak nükleer silahlara varan teknik silahlar üretmek için kullanıldı.
“Üçüncü dünya savaşında hangi silahlar kullanılacak bilmiyorum, ama dördüncü dünya savaşında insanlar taş ve sopalar kullanacaklar”. Teorisi emperyalist devletlerce atom bombası üretmek için kullanılan bilim insanı ve savaş karşıtı A. Einstein’in bu sözleri nükleer silahların felaketini vurgulu olarak anlatır.
Kapitalist emperyalizm dönemi boyunca yaşanan emperyalist dünyayı yeniden paylaşım savaşlarının dehşet ve felaketi, sayısız emperyalist işgal ve gerici bölgesel savaşın vahşeti emperyalist ve gerici savaşlara karşı barış mücadelesi bilincini geliştirdi. 1 Eylül, Hitler’in Polonya işgalinin yıldönümü haksız savaşlara karşı barış talebinin yükseltildiği mücadele günü bunun simgesi olarak doğdu.
Fakat emperyalist dünyanın savaş tehlikesine karşı mücadele gücü, kapitalist iktidarlara karşı mücadele içinde inşa edilir. Aynı zamanda güncel savaşlara ve devletlerin silahlanmalarına karşı mücadele olarak yürür. Savaş karşıtı mücadele göreceli barışı korumaya çalışırken, savaş tehlikesinin gerçekleşmesini erteler, bu çabadan da daha geri kitleleri mücadeleye katar. Aynı zamanda emperyalist ve bölgesel kapitalist devletlerin varolan savaşlarına karşı mücadele olarak somutlaşır.
Türkiye’de, somutta diktatör Erdoğan liderliğindeki milliyetçi cephenin soykırımcı/tasfiyeci kirli savaşına ve Cerablus işgaline karşı mücadele, savaşa karşı mücadelenin somut görevidir. Diğer savaş karşıtı görevler, bu onurlu ve zor göreve tabidir.
Somutluktan uzak genel ve soyut emperyalist savaşa karşı barış mücadelesi kapitalist emperyalizme ve onun somutta işgal, paylaşım savaşları vermekte olan temel ve bölgesel dayanakları/direklerine karşı mücadeleyi flulaştırır, karartır.
ABD emperyalizmi emperyalist dünya sisteminin hala lideri konumunda ve dünya halklarının baş düşmanıdır. Savaş karşıtı mücadelelerin büyük çoğunluğu ABD işgallerine ve işbirlikçilerinin savaşlarına karşı yürütülür yürütülüyor. Ama Çeçenistan savaşını yürüten hiç de baş düşman olmayan ve hatta ABD’yle çelişkisi emperyalizmi zayıflatan bir emperyalist askeri güç olan Rusya’dır. Oradaki savaşa karşı mücadele Rus işgaline karşı mücadeledir. Savaş karşıtı mücadeleye halkçı demokratik karekter kazandırmak için Çeçenistan’da ABD ve AB emperyalistlerinden ve Ankara-Suud’dan bağımsız mücadele ve hareket geliştirmek mücadelenin niteliğiyle ilgilidir ve gerekir. İşgale karşı savaşın öncüsü panislamistlerin antidemokratikliğine boyun eğilmemesi gerektiği de mücadelenin niteliğiyle ilgilidir. Ama Çeçenistan savaşına, özellikle Rusya’da savaşa karşı mücadelenin somut görevi Rus emperyalist işgali ve kirli savaşına karşı mücadeledir.
Türkiye’de savaş karşıtı mücadele Erdoğan ve MC’sinin Kürde kirli ve soykırımcı savaşına ve Cerablus işgaline karşı mücadele olarak somuttur.
Türkiye’de barış adına yürütülecek mücadele veya söylenecek söz ancak bu iki savaşa karşı olursa gerçekte barış için mücadele olabilir, ona hizmet edebilir. Örneğin Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın soykırımcı savaşını ve Cerablus işgalini hararetlice desteklediği halde, 1 Eylül’de barış mesajı verebiliyor. 1 Eylül’ü savaş cephesine CHP kitlesinin toplumsal desteğini güçlendirmenin demagojik aracı yapabiliyorsa, savaş karşıtı mücadelenin somutluğunun önemi daha da artıyor demektir.
Erdoğan’ın soykırımcı ve işgalci iki savaşı da Kürt halkımıza karşı savaştır. İçte ve dışta iki savaşına karşı mücadele demokratik barış mücadelesinin somut görevleridir. Bu somut görevler ekseni dışından barış için mücadele adına hareket etmek Kılıçdaroğlu’nun şoven destekçiliğinin türevi olabilir ancak ve reddedilmelidir.
1 Eylül vesilesiyle Kartal’da miting düzenleyen demokratik güçler de, somut savaşlara karşı mücadele görevinden kaçmanın yolunu tutuyorlar. “Gericiliğe, emperyalizme, darbecilere karşı durmak için bu mitingi tüm gücümüzle destekliyoruz.” Bu çağrıyı KP yapıyor. (KP Çağrısı, Sol Portal). 1 yılı aşkın süredir Erdoğan soykırımcı savaş yürütüyor, 25 Ağustos’ta Cerablus’u işgal etmiş, fakat Kartal mitingcilerinden KP, darbeye karşı olma mahmurluğuyla oyalanmayı, emperyalizme ve gericiliğe karşı barış mücadelesiyle avunmayı marifet sayıyor. Bu marifeti de komünistlik adına yaparak somut savaşlara karşı barış mücadelesinden yan çiziyor, diktatör Erdoğan’ın MC yoluyla şovenizmi yükseltmesine dolaylı yoldan katkıda bulunuyor.
Soykırımcı ve işgalci iki savaşa karşı Kürt Özgürlük Hareketi ve devrimci hareket çetin bir direniş yürütüyor.
Diktatör Erdoğan MC’yle ve Cerablus işgalinde Kürt düşmanlığı ve büyük devlet şovenizmiyle, Türk halkında şovenizmi yeniden ayağa kaldırıyor.
Diktatörlüğe ve sömürgeciliğe karşı doğrudan devrimci direnişin yanı sıra, savaş karşıtı barış mücadelesiyle daha geniş kitleleri mücadeleye seferber ederek faşizme karşı mücadeleyi büyütelim. Bu amaçla Emek ve Demokrasi İçin Güçbirliği’nin düzenlediği 4 Eylül İstanbul-Bakırköy mitingi başta gelmek üzere 1 Eylül barış mücadelesi mitinglerine geniş kitleleri seferber edelim!