Savaşın kesiştirdiği hayatlar: Geri dönüşüm işçileri
Toplum/Yaşam Haberleri —

Geri dönüşüm işçileri
- Geri dönüşüm sektörü Türkiye ekonomisine her yıl 2 milyar TL’den fazla kar sağlıyor. Ancak işçilerin çalışma koşulları vahşi kapitalizm dönemlerini aratmıyor. Sosyal güvenceden yoksun karın tokluğuna çalışmak zorunda kalan işçilerin ortak noktası ise savaş ve işgalin getirdiği yıkım.
ERDOĞAN ALAYUMAT
Geri dönüşüm sektöründe başta Kürtler olmak üzere Araplar, Afganlar, Afrikalılar ve Romanlar gibi çeşitli halklardan on binlerce insan çalışıyor. Sektörde çalışan işçilerin ortak noktası savaş ve işgallerin getirdiği yıkım. İstanbul’un Esenyurt, Bahçelievler, Beyoğlu, Kadıköy ve Ümraniye gibi ilçelerinde yüzlerce geri dönüşüm atık deposu var. Bu depolarda daha çok Kürt, Arap ve Afgan işçiler çalışıyor.
Sektörde 10 yıl önce Kürtler ağırlıkta çalışırken, Suriye iç savaşından sonra Türkiye’ye gelen yüz binlerce Suriyeli mülteci de bu sektörde kendine iş bulabildi. Bunun yanı sıra uzun yıllar Sovyetler Birliği, Amerika işgalleri ve Taliban rejiminin getirdiği yıkımlarla birlikte ülkesini terk etmek zorunda kalan Afganistanlı mültecilerde bu alanda karın tokluğuna çalışıyor.
Ümraniye’nin sürgünleri
Yolumuz İstanbul’un Anadolu yakasında bulunan Ümraniye ilçesine düşüyor. 2 saatlik yolculuğun ardından geri dönüşüm depolarına ulaşıyoruz. Kadosan sanayi bölgesinin en ücra köşesinde bulunan geri dönüşüm depolarına vardığımızda bizi çamur deryasına dönmüş yollar ve genzimizi yakan atık kokuları karşılıyor.
Siverekli Yusuf…
Bizi burada Yusuf Aktimur adlı genç karşılıyor. Henüz 20 yaşında olan Yusuf, yaklaşık 8 yıldır bu depolarda çalışıyor. Urfa’nın Siverek ilçesinden İstanbul’a uzun yıllar önce ailesi ile gelen Yusuf, ilk önceleri Çekçek diye tabir edilen el arabaları ile sokaklardan atık malzemeleri toplayarak bu işe girdiklerini, zaman içinde depo sahibi olduklarını belirtiyor.
Bölgeyi bize gezdiren Yusuf, sadece Ümraniye’de 300’e yakın deponun olduğunu söylüyor. Depolarda çalışanların çoğu Kürt ve Afgan işçiler. Kürtlerin daha çok depo sahipleri olduğunu belirten Yusuf, sokakta atık toplayan ve bu atıkların ayrıştırmasında çalışanların ise Suriyeli ve Afgan işçiler olduğunu ekliyor.
Kabil’den İstanbul çöplüğüne
Girdiğimiz ilk depoda yaşları 16 ile 20 arasında değişen 7 Afgan işçi çalışıyor. Kimisi Taliban’ın Afganistan yönetimini ele almasından hemen sonra Türkiye gelmiş, kimisi de 5 yıldır Türkiye’de yaşıyor. Kabil’den 5 yıl önce Türkiye’ye gelen Kamuran Xan adlı genç geldiğinden bu yana geri dönüşüm işi yapıyor. Xan, sabahın ilk ışıklarında, gecenin geç saatlerine kadar çöpten geri dönüşüm maddeleri topluyor. “Yazın bunaltıcı sıcaklarında kışın dondurucu soğuğunda sürekli çalışmak zorundayım” diyen Xan, günde 100 TL ancak kazanabiliyor. Kazandığı paranın bir kısmını Afganistan’da bulunan ailesine gönderen Xan, ülkesinden çıkmasının nedenlerini şöyle sıralıyor: “Afganistan’da hem savaş var hem de iş yok. Uzun yıllardır ABD işgali vardı. Şimdi ABD çıktı. Taliban geldi. Ancak durum değişmedi. Orada bir yaşam olsaydı kendi ülkemden çıkmazdım ama her şey gittikçe daha kötüye gidiyor.”
Günde 12-13 saat çalışıyoruz
3 yıl önce Türkiye’ye gelen Abdullah Zımin adlı gençte daha önce garsonluk gibi işlerde çalışmış ancak dil bilmemesi ve karşılaştığı ırkçı tavırlardan kaynaklı 2 yıldır geri dönüşüm işi yapıyor. Abdullah’ta diğer arkadaşları gibi işgal ve işsizlikten dolayı Türkiye’ye gelmiş. Günde 12-13 saat çalışan Abdullah, en fazla 100 TL kazanabiliyor. Yaptığı işi anlatan Abdullah şöyle devam ediyor: “Yaptığım iş çok zor. Bu işte dinlenme şansımız pek olmuyor. Haftanın 6 günü sabah 08.00’den akşam 21.00,’a kadar çalışmak zorundayım.”
Metan gazı tehdidi
Depolarda çalışan Kürt işçilerden Nesih Az ise yaklaşık 10 yıldır geri dönüşüm depolarında çalışıyor. Yaptığı işin çok zor olduğunu ifade eden Az, işin tehlikesini şöyle anlatıyor: “Çöplerden toplanan binlerce çeşit malzeme var. Bunların tamamı sağlıksız malzemeler. Bunlar ayıklanırken hiçbir koruyucu malzeme kullanmıyoruz. Bu durum hastalıklara davetiye çıkarıyor. Bunun dışında depolanan geri dönüşüm malzemeleri metan gazı biriktiriyor. Bu da gaz sıkışması ve beraberinde patlamaya neden oluyor.”
Geri dönüşüm depolarında çalışan işçilerin çoğu kayıt dışı ve sigortasız çalıştırılıyor. Afganistan ve Suriyeli işçilerin neredeyse tamamı çalışma izni olmadan çalışıyor. Burada çalışan mültecilerin en büyük taleplerinden biri ise çalışma izinlerinin verilip daha insani koşullarda çalışmak.
İşçilerin ekmeğine göz diktiler
On binlerce işçinin çalıştığı geri dönüşüm depolarının çoğu ruhsatsız. Depo sahipleri ruhsat almak için büyükşehir ve İlçe belediyelerine başvuru yapsa da belediyeler depoların çoğuna ruhsat vermiyor. Bunun nedeninin de büyük şirketlerin devlet eliyle elde edilen kazancı kendi kimseyle paylaşmak istemesinde yatıyor. 2011 yılında yürürlüğe giren “Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliğine” göre ruhsatı olmayan hiç kimse geri dönüşüm malzemesi toplayamayacak. 2016 yılında uygulanan yönetmelik ruhsatı olmayan işçilerden geri dönüşüm atıklarını alan firmalara 140 bin TL ceza uygulayacağını tebliğ edildi.
Albayrak ve Cengiz Holding gibi iktidara yakın şirketlerin birkaç yıldır, “Sıfır atık projesi” kapsamında bu alanın tümünü kendi denetimlerine almak istiyor. Bu kapsamda 2021 yılının Ekim ayında İstanbul’da bulunan tüm geri dönüşüm depolarına yüzlerce polis ekibiyle baskınlar yapıldı. Depoların tamamen kapatılması amacıyla yapılan baskınlara karşı yüzlerce işçi direnişe geçti. Bu direnişler sonucunda devlet geri adım attı. Depoları boşaltamayan devlet kurumları bu kez sokakta katı atık toplayan işçileri hedef aldı. İşçilerin arabalarına el konulup para cezaları kesilirken, kamuoyunda oluşan tepkilerden kaynaklı bu uygulamadan şimdilik vazgeçildi.
Geri dönüşüm depolarında yapılan baskınlara tepki gösterdikleri için 3 akrabasının tutuklandığını ifade eden Yusuf Aktimur, “Devlet uzun yıllardır bizi bu depolardan çıkarmak istiyor. İlçe merkezlerine yakın olduğu gerekçesi ile binlerce depo şehir dışına taşınmak zorunda kaldı. Devletin bizi istememesinin nedeni bu sektör yılda milyarlarca lira kazandırıyor. Ortada büyük bir pasta var ve devlet bu pastayı kendi yandaş şirketlerine vermek istiyor. O yüzden bizi istemiyor” dedi.
Avrupa’nın çöplüğü
Çevre Şehircilik Bakanlığının verilerine geri dönüşüm sektöründe yılda ortalama 1 milyon 836 bin 279 ton ambalaj atığıyla 2 milyar 188 milyon 739 bin TL kar elde ediliyor.
Nesih Az ise toplanan atıkların her biri ayrı bir değere sahip olduğunu söylüyor. Toplanan kağıt, plastik, cam ve metal atıklarının dışında katı ve sıvı atıkların tümü geri dönüştürülüyor. Bu sayede çok büyük paralar elde edildiğini ifade etti. Az, “Pastadan bizim payımıza çok küçük bir kısmı düşüyor ama büyük şirketler bu paya da göz diktiği için depolarımızın tümü kapatılmak isteniyor” dedi.
Bölgede röportaj talebimizi geri çeviren işçilerle yaptığımız sohbetlerde ise iktidar desteği ile Albayrak ve Cengiz holding gibi büyük şirketlerin bu alanda ciddi yaptırım yaptığı iddia ediliyor. İşçilerin bu iddiası ise asılsız değil. Cengiz Holding İstanbul’un Silivri ilçesinde geri dönüşüm tesisi kurarken, Albayrak Holding ise Karadeniz bölgesinde bulunan Rize’de geri dönüşüm tesislerini kurmuş durumda.
“Sıfır Atık” Projesi kapsamında kurulan bu tesislerde sadece Türkiye değil Ortadoğu ve Avrupa’da toplanan atıkların tümü bu tesislerde işlenmesi hedefleniyor.







