
Kürt sorununa dair çalışmalarıyla da gündeme gelen Rosa Luxemburg Vakfı’nın desteğiyle Suriye İçin Uluslararası Barış Girişimi, KurdAkad ve Initiativ 17-18 Ocak tarihinde Almanya’nın Aachen kentinde bir konferans düzenledi. “Suriye’de çözüm hala mümkün mü? Cenevre Konferansı: Uzak bir umut ya da gerçek bir fırsat” başlığıyla düzenlenen konferansa; Sosyal Demokrat Parti (SPD) Nordrhein Westfalen Eyaleti Milletvekili Daniella Janssen, Sol Parti Federal Milletvekili Andrej Hunko, Dünya Sosyal Forumu (DSF) Rusya Temsilcisi Igor Gotlib, DSF İcra Komitesi üyesi Dr. Leo Gabriel, Müslüman Kardeşler Politbüro üyesi Samir Abu-Laban, Suriye Demokratik Forumu üyesi Samir Aita, Uluslararası Suriye Barış İnisiyatifi kurucularından Wilhelm Langthaler ile Demokratik Birlik Partisi (PYD) Dış İlişkiler Sözcüsü Zuhat Kobanê ve Radikal Gazetesi Dış Haberler Editörü Fehim Taştekin katıldı. Konferansta “Suriye’de çözüm hala mümkün mü” sorusunun yanıtı arandı.
En çok PYD ilgi çekti
Rojava’daki Kürtlerin kurdukları demokratik sistemi ve Cenevre 2’yle ilgili görüşlerini anlatan PYD Dış İlişkiler Sözcüsü Zuhat Kobanê’nin konuşması, konferansın en ilgi çekici konuşması oldu. Fehim Taştekin de konferans sonrası Radikal gazetesinde kaleme aldığı makalesinde, “Kobani, Kürtlerin yanı sıra Arap, Ermeni, Süryani, Ezidi ve Çeçenlerin de yer aldığı ‘demokratik özerk yönetim’in tüm Suriye için model olabileceğine dair önermeyle en dikkat çeken konuşmacıydı“ dedi.
Kürtler üçüncü yolu tercih etti
Kobanê konuşmasında Suriye’nin stratejik öneminden dolayı bu kadar çok tartışıldığını belirterek, şunları söyledi: “Dış güçler Suriye’de Türk-İslam modelinin benzerini uygulamaya çalıştılar. Ama şimdi gördüler ki, bu senaryo her yerde başlarına bela oldu ve Ortadoğu’yu da büyük bir krize soktu. Batının Mısır, Libya ve Tunus senaryolarının sonuçları gözler önünde. Biz Kürtler ise sadece Suriye’deki değil tüm bölgedeki gelişmeleri ele alarak Suriye içinde ve dışında oynanmak istenen oyunları deşifre ettik ve siyasi çözüm yoluna girdik. Bu çıkış yolunu ise üç madde halinde ele aldık: Birincisi, biz Suriye’de oynanmak istenen senaryolara ne alet olduk ne de destekledik. İkincisi, bununla beraber dış müdahalenin de her türlüsüne karşı çıktık. Üçüncüsü, krizden çıkış olarak dayatılanların dışında bir ‘üçüncü yol’u tercih ettik. Bizim hedefimiz hem kendi bölgemizi hem de Suriye’nin farklı bölgelerini çeşitli imhacı dış ve iç güçlerden korumaktır.”
Çözüm Demokratik Özerklik’te
Suriye’nin değişik inançlar ve etnik gruplardan oluşan bir mozaik olduğunu ve bu mozaiğin bozulmasına izin vermeyeceklerini vurgulayan Kobanê, sözlerini şöyle sürdürdü: “Suriye sadece Arapların veya sadece Kürtlerin, sadece Alevilerin, sadece Sünnilerin Suriyesi olmamalıdır. Suriye, bu mozaiğe yakışır bir Suriye olmalıdır. Her kesimin ortakça yönettiği bir Suriye olmalıdır. İşte bu mozaiği en iyi şekilde temsil etmek kendi bölgemizden başlayarak hayata geçirdiğimiz Demokratik Özerklik’i buradan bir kez daha ilan ediyoruz. Demokratik Özerklik, mezhepsel savaşların, iç çatışmaların, ayrışmaların ve stratejik çıkar savaşlarının panzehiridir.”
Cenevre 2 bu haliyle çözmez
Konuşmasında Cenevre 2 Konferansı’na da değinen Kobanê, “Konferansa Suriye mozaiğini oluşturan her kesimin davet edilmesi gerekirdi. Bu haliyle değil Cenevre 2, onlarca Cenevre düzenlense de Suriye’ye adil ve demokratik bir çözüm gelmeyecektir” dedi.
Müslüman Kardeşler’in talepleri
Konferansa Müslüman Kardeşler adına katılan Samir Abu-Laban ise konuşmasında Cenevre 2 yaklaşımlarını özetledi: “İsyancılar müzakerelere dahil edilmelidir. Halkla karşı yapılan katliamlar derhal durdurulmalıdır. Tüm siyasi tutsaklar serbest bırakılmalıdır. İnsani yardımların geçişine izin verilmelidir. Uluslararası toplum geçici bir hükümet kurulacağı yönünde muhalefete güvence vermelidir. Ülkede bulunan silahlı Hizbullah ve Irak- Şam İslam Devleti milisleri derhal Suriye topraklarını terk etmelidir.”
SMDK, Kürtleri savunacak mı?
Suriye’deki bir başka muhalif örgüt olan Suriye Demokratik Forumu’nun kurucusu ve Le Monde Diplomatique gazetesinin Arapça editörü olan Samir Aita ise PYD’nin devre dışı bırakılmasını eleştirdi. Aita, Cenevre 2’ye katılacak olan Batı destekli Suriye Devrimci ve Muhalif Güçler Ulusal Koalisyonu’na ise şu soruları yöneltti: “Koalisyonun Cenevre’den sonra Kürtlerin beklentilerine cevapları ne olacak? Yeni anayasa konusunda ne düşünüyorlar? Geleceğin Suriyesi nasıl yönetilecek? Başkanlık sistemi mi, parlamenter demokrasi mi? Bu soruları konferansa katılacak muhalefetin şimdiden yanıtlaması gerekir. Aksi takdirde Suriye’deki kriz çözülemez.”
Sadece geçici hükümet yetmez
Uluslararası Suriye Barış İnisiyatifi kurucusu Wilhelm Langthaler de Cenevre 2 Konferansı’na ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu: “Suriye’deki krizin bu şekilde gitmeyeceği kesin. Suriye gittikçe terörizmin bataklığı haline geldi. Mezhepçiliğin giderek tımandığı ve iç savaşın hız kazandığı görülmekte. Bu ortamda Cenevre 2 Konferansı muhaliflerin tümünü içine almadığı takdirde siyasi bir çözümü elde edemeyecektir. Sadece geçici hükümet demek yetmez; her kesimin içinde yer alacağı demokratik bir geçici hükümet gereklidir.”
MUSTAFA İLHAN/AACHEN