Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu (DBŞT) oyuncuları tarafından sahneye konulan ve savaşın her kuşaktan insanın üzerinde yarattığı tahribatı anlatan "Deste Şeş Tilî" adlı oyunun prömiyeri bugün DBŞT Sahnesi'nde yapılacak.

4. Ebdurrehîm Rehmî Hekarî Kürtçe Oyun Yazma Yarışması'nda birincilik ödülü alan Menaf Osman'ın "Deste Şeş Tilî" (Altıparmaklı El) adlı oyunu, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu (DBŞT) oyuncuları tarafından sahneye taşınıyor. Gerçeğe dayalı, dört ayrı hikayeden oluşan "Destê Şeş Tilî" adlı oyun, halen Antep Cezaevi'nde müebbet hükümlü Menaf Osman'a ait.

Oyunu Hamlet, Çirokek Zivistane, Mem û Zîn, Xulamê Du Xudî, Mala Dînan gibi birçok oyunda oynadığı başrollerden tanıdığımız DBŞT oyuncusu Yavuz Akkuzu yönetiyor. Oyuncu kadrosunda Leyla Batgi, Elvan Koçer, Kemal Ulusoy, Özcan Ateş ve Dicle Yavuz'un yer alıyor. Dicle Fırat Kültür ve Sanat Merkezi sanatçılarından Axîn Biro ise, kilamlarla eşlik ediyor. Dil danışmanlığını yazar Dilawer Zeraq'ın yaptığı oyunun, kostümlerini İsmail Oyur hazırladı. Işık tasarımı Bayram Can'a, afiş tasarımı ise Bahar Demirtaş'a ait. 


Gerçeğe dayalı dört hikaye

Gerçeğe dayalı, dört ayrı hikayeden oluşan "Destê Şeş Tilî" adlı oyun, halen Antep Cezaevi'nde müebbet hükümlü Menaf Osman'a ait. Aynı zamanda ressam olan Menaf Osman'ın olağanüstü gerçekleri bir araya getirerek, yazdığı oyun bilinmeyen bir yerde geçiyor.  İlk yönetmenlik deneyimi olan Yavuz Akkuzu, Dicle Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'nde okurken Murathan Mungan'ın "Taziye (Hawarî)" adlı oyunuyla tiyatro yapmaya başladı. 12 yıldır DBŞT'de oyunculuk yapan Akkuzu, halen Ankara Dil Tarih Coğrafya Fakültesi'nde Tiyatro Tarihi ve Teorisi Bölümü'nde okuyor.

4. Ebdurrehîm Rehmî Hekarî Oyun Yazma Yarışması'nda jürideyken oyunun metni gerçek hikayeleri buluşturduğu için Akkuzu'nun dikkatini çekmiş. Sanatçı, "Menaf Osman olağanüstü şeyleri iç içe koyduğu, edebi ve şiirsel olduğu için ilgimi çekti" şeklinde belirtiyor. 

Oyunun bilinmeyen bir yerde geçtiğini aktaran Akkuzu, "Karakterlerin Kurmanci adları var ama bu yer her yer olabiliyor, bu hikaye her yere ulaşabilir. Salt Kürdistan'da geçiyor diye okunmayabilir. Her ne kadar Kürdistan'da oynasak da, örneğin Kolombiya'daki savaşı yaşamış biri bu oyunu izlediğinde kendi zeminine çekebilecek bir seviyede" diye anlatıyor. Gerçek hikayelerden etkilenerek yazılan oyunun, organik bir bütünlüğü olduğunu söyleyen sanatçı, "Bir de ihanetçi var. Yaşanan acılara sebep olan. Yani direkt olarak şehit olan gerillanın sebebi değil belki ama genelde zaten bu savaşın, çatışmanın sebebidir. Onun vicdani muhasebesini yapıyor. Tabi bu muhasebeyi yaparken bunu tam olarak açığa çıkartıp, bir dönüşüm yaşamamış biri. Sebep olduğu insanların hikayesini anlatıyla görüyoruz. Ama 'evet bu adam bu kız kardeşin abisinin şehit olmasına neden olmuştur, annenin oğlunun şehit olmasına neden olmuştur' demiyoruz. Ama genellersek evet, küçük bir hata bile bir şekilde insanların yaşamını noktalamasına devam ediyor" sözleriyle ifade ediyor. 


İhanetle yüzleşme

Oyunda ihanetçi karakterini canlandıran oyuncu Kemal Ulusoy, "Savaşın bir ayağı da kendi içindeki ihanettir" diyor.  Oyunun dinamizmini arttıran sahnelerde ortaya koyduğu performansla karakterinin hakkını veren Ulusoy, ihanetle yüzleşmeyi canlandırıyor. "O itirafla yüzleştiği noktadır. İşte zor olan odur. Orada bir kabus yaşıyor. Korkularının ve yaptıklarının peşinden dolaştığını hissediyor. Bir taraftan da 'madem onlar sevdiklerinden hatır isteyemeden gitti, ben de gitmeliyim' diyor. Ancak bunları itiraf ederken, öbür dünyada da onu kabul etmeyeceklerini, yüzüne tüküreceklerini, o dünyada da yerinin olmayacağının kaygısını taşıyor. O korkuyu yenmek isterken, bir yandan da ihaneti devam ettiriyor" şeklinde duygularını ifade ediyor. Oyunda oğlunun ölümünü kabullenmeyen anneyi canlandıran Leyla Batgi, oynadığı karakterden çok etkilendiğini söylüyor : "Acılı bir karakter. Sürekli oğlunu rüyasında görüyor. Oğlu ona ' Anne buradayım' diyor ama o gidene kadar o hayali kayboluyor. Hayal ediyor, umut ediyor." Karakterin kendisini önce çok korkuttuğunu anlatan oyuncu, karakteri seyirciye geçirebilmeyi sağlamak için çaba sarf ettiğini söylüyor. Oyuna hazırlanırken çocuklarının fotoğraflarını taşıyan Şırnaklı annelerden etkilendiğini ifade eden Batgi, "Aslında biz bu karaktere çok yabancı değiliz, etrafımızda benzer anneler o kadar çok ki. O kadınlar o kadar acılı ki o acıyla, umutla, sabırla çocuklarını bekliyorlar tıpkı Cumartesi Anneleri gibi."  


 DİHA/AMED