- Barış, savaşın yokluğu kadar özgürlüğün, adaletin ve eşitliğin de varlığıdır. Geçmişle yüzleşmek, birbirinin hakkını kabul etmek ve birlikte yaşamanın yollarını bulmaktır.
SEHER YILDIRIM
Her yeni eylül geldiğinde, bütün barış isteyenlerin umutları yeniden yeşeriyor. 1 Eylül, savaşların yarattığı yıkımı ve acıları hatırlatan, aynı zamanda barış umudunu büyüten bir gün olarak anlamını koruyor.
Türkiye ve Kuzey Kürdistan'da 1 Eylül, uzun yıllardır barış isteyenlerin, başta Kürtler olmak üzere savaşın sona ermesini ve halkların özgürce bir arada yaşamasını savunanların ortak günü olarak anılıyor.
Savaşın açtığı yaralar, elbette bir günde kapanmaz. Savaş, yalnızca insanları yaşamdan koparmaz; geride annelerin, babaların, çocukların, eşlerin ve kardeşlerin taşıdığı derin acılar bırakır. Yıllar geçse de bazı yaralar ilk günkü gibi taze kalır. Barış kavramının hayat bulup bulmayacağı bugün en önemli sorulardan biridir. Barış, en az savaş kadar zahmetli ve zor bir süreçtir. Yıkılanı yeniden yapmak, toplumların birbirine güvenmesini sağlamak ve geçmişin yaralarını sarmak büyük bir emek ve cesaret ister.
Savaştan çıkar sağlayanlar vardır. Savaşın ekonomik, siyasi ve iktidara dayalı sonuçlarından faydalananlar vardır. Savaşın gerçek acısını yaşayanlar, evlatlarını, kardeşlerini, babalarını, annelerini ve eşlerini kaybedenlerdir. Onlar savaşın ne olduğunu en iyi bilenlerdir.
Bugünlerde Kürt halkı da şehitlerini anıyor. Acılar hâlâ ilk günkü gibi taze. Bir taraftan yaşanan kayıpların acısını taşırken, diğer taraftan umutlarımızı ve kazanımlarımızı birlikte yaşıyoruz. Artık yeni yaralar açmak değil, var olan yaraları iyileştirmek gerekiyor. Şimdi yaşanan süreci barışla taçlandırma zamanıdır, çünkü şehitler de onurlu bir barış istiyordu.
Kürt halkı açısından barış, yalnızca silahların susması anlamına gelmiyor. Barış, aynı zamanda temel haklara ve özgürlüklere kavuşmak; kimliğiyle, diliyle ve kültürüyle özgürce yaşayabilmek anlamına geliyor.
Kalıcı barış, halkların haklarının ve özgürlüklerinin güvence altına alındığı demokratik bir yaşamla mümkün olabilir. Dünyanın her yerinde savaşanlar barış yapar; savaşmayanlar, barışın ne kadar zor olduğunu bilemez. Savaşın ne olduğunu bilenler, barışın değerini de bilir. Savaşın acısını yaşayanlar, çocuklarının aynı acıları yaşamaması için barışı savunur.
Barış; geçmişin acılarıyla yüzleşmek, birbirini anlamak, birbirinin hakkını kabul etmek ve birlikte yaşamanın yollarını bulmaktır. Barış, savaşın yokluğu kadar özgürlüğün, adaletin ve eşitliğin de varlığıdır.
Her yeni eylül geldiğinde bütün barış isteyenlerin umutları yeniden yeşeriyor. Kürt halkının yıllardır taşıdığı acıların, özlemlerin ve umutların barışla buluşması gerekiyor. Barış, ertelenebilecek bir mesele değildir.