- Avrupa’daki tıbbi araştırmalarda kadınların yeterince yer almaması ve yetersiz fon nedeniyle milyonlarca kadın geç teşhis riskiyle karşı karşıya kalıyor. Kadın sağlığı, tıbbın en büyük kör noktalarından biri olmaya devam ediyor.
Avrupa Parlamentosu nda (AP)’kadın sağlığı konusunda aktif mücadele veren milletvekilleri, cinsiyetler arası sağlık açığının hala kapanmadığını ve özellikle bazı kanser türlerinde ciddi ihmaller yaşandığını belirtiyor.
Danimarkalı Milletvekili Stine Bosse, The Parliament Magazine’de kaleme aldığı yazıda milletvekilliği deneyimini paylaştı. Akademi, sanayi ve AB kurumlarındaki artan farkındalığa rağmen somut adımların yetersiz kaldığını ifade etti. Stine Bosse’ye göre, kadın sağlığındaki en çarpıcı örneklerden biri yumurtalık kanseri. Servikal kanserin aksine, Avrupa bu kanser türü için etkili ve geniş çaplı tarama programları geliştirmekte gecikiyor. Bu durum, teşhislerin genellikle ileri evrelerde konulmasına yol açıyor.
Teşhis geç tedavi zor
Stine Bosse, yazısında şu ifadelere yer verdi: “Servikal kanserin aksine, Avrupa yumurtalık kanseri için etkili ve geniş çaplı tarama yöntemleri geliştirmekle meşgul değil. Bu durum, erken teşhisin eksikliğine katkıda bulunuyor ve teşhis genellikle hastalar zaten ileri evrelerdeyken konuluyor.” Ayrıca birçok kadının teşhis sonrası dönemde bile zamanında ve kaliteli tedaviye erişemediğini belirten Stine Bosse, sorunun sadece yumurtalık kanseriyle sınırlı olmadığını, kadın sağlığının genelinde sistemik bir ihmal olduğunu vurguladı.
Endometriozis, menopoz ve kardiyovasküler hastalıklar gibi alanlarda da benzer sorunlar yaşanıyor.
Kadınların deneyimi yansıtılmıyor
Bu uyarılar, Avrupa Parlamentosu Kadın Hakları ve Cinsiyet Eşitliği Komitesi’nin (FEMM) Renew Europe grubu tarafından hazırlanan raporla da destekleniyor. Raporu hazırlayan Irlanda Milletvekili Billy Kelleher, şu değerlendirmeyi yaptı: “Kadın sağlığı, tıbbın en büyük kör noktalarından biri olmaya devam ediyor. Araştırmalar, klinik çalışmalar ve tıbbi veriler kadınların deneyimlerini yansıtmadığında, sonuç daha kötü teşhis, tedavi ve bakım oluyor.”
AP’nin nihai oylamasının Eylül 2026’da yapılması beklenen rapor, kadın sağlığının AB sağlık politikalarının merkezine yerleşmesi için önemli bir fırsat olarak değerlendiriliyor.
Fonların yüzde 5’i
FEMM Renew Europe grubu tarafından hazırlanan raporda öne çıkan veriler şöyle:
* İlaç denemelerinin yaklaşık yüzde 72’si cinsiyet ve toplumsal cinsiyete göre ayrıştırılmış veri sunmuyor.
* Küresel Research and Development (Ar-Ge) fonlarının yalnızca yüzde 5’i kadın sağlığına ayrılıyor.
* Kadınlar tıbbi araştırmalarda ve klinik denemelerde hâlâ yetersiz temsil ediliyor.
AB’de adımlar yetersiz
Komisyon’un yeni Cinsiyet Eşitliği Stratejisi’nde cinsiyete duyarlı tıp, klinik araştırmalara erişim ve üreme sağlığı gibi konulara yer verilmesi önemli bir ilerleme olarak görülüyor. “Benim Sesim, Benim Seçimim” Avrupa Vatandaş Girişimi’nin de etkisiyle üreme sağlığı alanında kazanımlar elde edildi. Ancak Stine Bosse, AB Kanserle Mücadele Planı’nın meme ve rahim ağzı kanseri için yüzde 90 tarama hedefi koyarken, yumurtalık kanseri gibi diğer kritik hastalıkların geride bırakılmaması gerektiğini vurguluyor.
Hem ahlaki hem tıbbi sorumluluk
Stine Bosse, çözüm önerilerini ise şu şekilde ifade ediyor: “Daha sağlıklı kadınlar toplumlarımıza daha fazla katkıda bulunabilir. Kadın sağlığına yapılacak ciddi yatırımlar, hem ahlaki ve tıbbi bir zorunluluk hem de Avrupa’nın rekabet gücünü artıracak stratejik bir fırsattır.”
Stine Bosse, önerilerini şöyle sıralıyor:
* Avrupa Rekabet Fonu’ndan kadın sağlığına daha fazla kaynak ayrılması,
* Hassas onkoloji alanında hedefli Ar-Ge çalışmaları,
* 27 ulusal sağlık sisteminin tarama ve araştırma konusunda daha güçlü koordinasyonu. HABER MERKEZİ