• Çocuk Koruma Kanunu’nun çocuğu korumak yerine cezalandırmayı esas aldığını vurgulayan ÖHD’li Avukat Meryem Ağar: “Hapishaneler, çocuğu rehabilite edemez. Çocukların kapatılmaması gerekir, çocukların yeri hapishaneler değildir.”

 

Çocukları “suça sürükleyen” yoksulluk, erkek şiddeti ve ihmalin görmezden gelindiğini söyleyen Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Çocuk Hakları ve Hafızası Komisyonu Üyesi Avukat Meryem Ağar, yeni Çocuk Koruma Kanunu’nun çocuğu korumak yerine cezalandırmayı esas aldığını vurguladı.

Meclis Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaşan düzenleme, 12-18 yaş grubundaki çocuklara ağır suçlarda verilen hapis cezalarını artırırken, ateşli silahı ihmal sonucu çocuğun erişebileceği şekilde muhafaza edenlere de bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası öngörüyor. Jinnews’ten Devri Fındık’a konuşan Meryem Ağar, düzenlemeyi çocuk adalet sistemi, kapatma politikaları, yoksulluk ve çeteleşme üzerinden değerlendirdi.

Ceza odaklı politikalar

Meryem Ağar, son yasal düzenlemelerin çocuğun iyileştirilmesi ve rehabilitasyonunu merkeze alan hak temelli yaklaşımdan ziyade cezalandırma odaklı olduğunu belirterek, “12-18 yaş grubunda kasten öldürme ve ağır yaralama gibi suçlarda hapis cezası üst sınırları artırılmış, 15-18 yaş arasındaki çocuklara müebbet hapis cezası verilebilme imkânı getirilmiş, cezanın infazına doğrudan kapalı ceza infaz kurumlarında başlanması kuralı getirilmiştir. Ayrıca ailelerin bakım ve gözetim ihmaline yönelik hapis cezaları ve tazyik hapsi yaptırımları sertleştirilmiştir. Tekerrür hükümlerine yönelik yaş istisnası yine 18’den 15’e düşürülmüştür. Bu anlamda, ataerkil devlet mekanizmasının klasik yöntemi olan disipline etme, cezalandırma ve kapatma politikaları esas alınmaktadır” dedi.

Korunmuyor cezalandırılıyor

Cezalandırıcı bakış açısına dayalı bir infaz yönteminin benimsenmesinin çocuğu korumak yerine kurumsallaşmış bir şiddet alanına sevk edeceğini belirten Meryem Ağar, “Hapishaneler, hiyerarşinin şekillendiği ve eril güç ilişkilerinin en yoğun üretildiği yerlerdir. Bu yerler çocuğu rehabilite edemez. Çocukların kapatılmaması gerekir, çocukların yeri hapishaneler değildir. Keza bu cezalandırıcı yaklaşımla çocuk suçluluğu oranları azalmayacak, aksine artacaktır” uyarısında bulundu.

Suç bireyselleştiriliyor

Düzenlemede “suça sürüklenen çocuk” ifadesinin “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirilmesinin olumlu değerlendirilebileceğini ancak bunun ötesine geçilmediğini belirten Meryem Ağar, yasanın çocuğu suça iten sosyal, ekonomik, çevresel ve ailevi kök nedenleri ortadan kaldırmaya yönelik hiçbir çalışma içermediğini söyledi: “Düzenleme, çocuğun topluma kazandırılmasını gözetmiyor. Kök nedenleri çözmek yerine suçu bireyselleştirerek çocuğu cezalandırıyor.”

Koruma yükümlülüğü doğumla başlar

Devletin çocukları koruma yükümlülüğünün suç işlendikten veya çocuk adli sürece girdikten sonra değil, çocuk doğduğu anda başladığını vurgulayan Meryem Ağar, Anayasa’nın 41’inci ve 61’inci maddelerinin devlete çocuğu her türlü istismar, şiddet, yoksulluk ve ihmale karşı koruyacak önleyici tedbirleri alma ödevi yüklediğini hatırlattı.

Meryem Ağar, “Devlet; kreş, nitelikli eğitim, ücretsiz beslenme ve güvenli yaşam alanları sağlamakla pozitif olarak yükümlüdür. Bu kamusal hizmetler sunulmadığında, yaşanan yoksulluk ve korumasızlık sonrası çocuk suça sürüklendiğinde, artık orada mağdur bir çocuktan, sistemin mağduru olmuş bir çocuktan bahsedebiliriz. Yoksulluk, çocukları eğitimden koparan, çocuk işçiliğine ve çocukların çetelerin hedefi hâline gelmesine neden olan bir durumdur. Bu durumlar bireysel değil, toplumsaldır ve bu sebeple de politiktir” dedi.

Ne kadın ne çocuk korunuyor

Ataerkil toplum yapısı ve erkek şiddeti, çocukları savunmasız bırakıp eziyor” diyen Meryem Ağar, şunları ekledi: “Kız çocukları, ev içi şiddet ve baskıdan kaçarken genelde suça sürükleniyor. Erkek çocukları da yine aynı şekilde ataerkinin güç, şiddet ve silah gibi hegemonik erkeklik kalıplarına kapılarak suça sürüklenebiliyor. Sürekli ailenin kutsallığından bahseden devlet, o aile içindeki ne çocuğu ne de kadını koruyabiliyor. Devlet mağdur olan çocuğu cezalandırmayı seçiyor” ifadelerini kullandı.

foto:AFP

BM sözleşmesi ihlal ediliyor

Atılan adımların Türkiye’nin taraf olduğu BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin (ÇHS) temel ilkeleriyle çeliştiğini ve ciddi bir geriye gidiş anlamına geldiğini belirten Ağar, şu ihlalleri sıraladı:

* Çocuğun Yüksek Yararı İlkesi (Madde 3): Hapis cezalarının sürelerinin artırılması ve doğrudan kapalı cezaevine yönlendirme, çocuğun esenliği ve rehabilitasyonu önceliğine aykırıdır.

* Özgürlükten Yoksun Bırakmanın Son Çare Olması (Madde 37/b): Tutuklama ve hapis cezasının çocuk için en son başvurulacak tedbir olması ve mümkün olan en kısa süreyle uygulanması kuralı ihlal edilmektedir.

* Rehabilitasyon ve Yeniden Topluma Kazandırma (Madde 40): Çocuk adalet sisteminin amacı cezalandırmak değil, topluma yeniden kazandırmaktır. Kapalı cezaevi şartlarının öne çıkarılması rehabilitasyon mantığına terstir.

Atılması gereken acil adımlar

Meryem Ağar, çocuk adaletini onarıcı ve koruyucu bir modele geçirmek için şu adımların acilen atılması gerektiğini belirtti:

* Okul terkleri, çocuk işçiliği ve yoksulluk risk haritaları çıkarılarak Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı arasında entegre erken uyarı ve müdahale mekanizmaları kurulmalı.

* Hapis cezası ve kapatma yerine rehabilitasyon odaklı alternatif tedbirler asli yaptırım hâline getirilmeli.

* Çocukların kapalı cezaevlerinde barındırılması uygulamasından tamamen vazgeçilmeli. Çocuk eğitimevleri psikososyal destek ve mesleki beceri odaklı kurumlara dönüştürülmeli.

* Çocukları suça iten, çetelere devşiren veya silahlandıran yetişkin örgütleyicilere en üst sınırdan ceza verilmeli.

* Bünyesinde çocuk psikologları, sosyal hizmet uzmanları ve sosyologların yer aldığı bağımsız Çocuk Mahkemeleri tüm illerde yaygınlaştırılmalı.

* Okullarda ve yargı mekanizmalarında toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimleri zorunlu kılınmalı. Kız çocukları için özel sığınma ağları, erkek çocukları için sokak şiddetinden uzaklaştırıcı sosyal politikalar eş zamanlı yürütülmeli. İSTANBUL