Taciz karşıtı akademisyenler ‘Norm kadro’ bahanesiyle tasfiye edildi:
- Arel Üniversitesi’nde Dr. Feryal Saygılıgil ve Dr. Nur Tuğçe Biga, kampüsteki cinsel taciz iddialarına karşı çıktıkları için 8 aydır mobbing ve soruşturmalara maruz kaldıklarını, yaşananların kişisel değil sistemik bir tasfiye olduğunu belirtti.
- Üniversitenin ve akademinin özgürlükçü niteliğine sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Feryal Saygılıgil, “Üniversiteler, kampüsler gitgide öğrenciler, hocalar ve idari kadro açısından güvensiz hâle geldi” dedi.
İstanbul Arel Üniversitesi’nde 14 yıldır görev yapan Sosyoloji Bölüm Başkanı Dr. Feryal Saygılıgil ve 11 yıldır çalışan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası MYK Üyesi Dr. Nur Tuğçe Biga, "norm kadro fazlası" ve "bölüm kapatılması" gibi hukuki dayanaktan yoksun gerekçelerle işten çıkarıldı. Kampüsteki erkek bir akademisyenin öğrencilere yönelik cinsel taciz iddialarına karşı duran, konuyu rektörlüğe taşıdıkları için 8 aydır ağır mobbing ve soruşturmalara maruz kalan akademisyenler, Jinnews’ten Melike Aydın’a konuşarak yaşananların kişisel değil sistemik bir tasfiye olduğunu belirtti.
Dekanlık tacizin üstünü örtmek istedi
Kadın Çalışmaları Kulübü’nün danışman hocası olarak feminist öğrencilerle birlikte sürdürdükleri mücadelenin engellenmek istendiğini belirten Feryal Saygılıgil, “Son dönemde yaşadığım ise öğrencilerin tacizci olduğunu iddia ettikleri bir hocanın işine son verilmesi, okuldan gönderilmesi için kıran kırana bir mücadele vermem aslında. Yönetimde bulunan erkekler hep önüme çeşitli aşamalarda engel koydular. Bu, dekanlık süreciyle başladı. Belki bölüm başkanı olmasam bunu bile yapamayacaktım. Dekanlık üstünü kapatmaya çalıştı, sonrasında bana yönelik mobbing arttı” diye ifade etti.
‘Birlikte mücadele ettik’
Baskı ve mobbing süreçlerine karşı feminist mücadele içindeki kadınlarla birlikte direndiklerini vurgulayan Feryal Saygılıgil, “Bana meslekten ihracım için soruşturma açıldı. Biz bir yandan Tuğçe ile de konuşuyoruz, haysiyet mücadelesi veriyoruz. Çünkü bu taciz iddiası meselesinde bana hiçbir açıklamada bulunulmaması, yokmuşum gibi davranılması, görmezden gelinmem, bana kötü davranılması ve beni savunmaya kalkan arkadaşlara ‘Onun yüzünden kendinizi ateşe atmayın’ gibi laflar edilmesi… Bunlar son derece manidar” şeklinde konuştu.
‘Norm kadro’ yalanı
İşten çıkarılanların çoğunun kadın akademisyenler olduğunu belirten Feryal Saygılıgil, “Arel Üniversitesi’nde deneyimli kadın akademisyenler tasfiye edilerek yerlerine kısmi zamanlı ve düşük ücretli genç kadın akademisyenler getiriliyor. Bu, güvencesizlik, kırılganlık demek. Son dönemlerde kadınların ucuz iş gücü olarak görülmesi, ücretli kadın emeği üzerine konuştuğumuz şeyler akademilerde de süregelmeye başladı. Bir ‘norm kadro’ yalanı var. Norm kadro bahanesiyle kadrolu hocalar işten çıkartılıyor. Genç, çalışmaya muhtaç, geçinmek zorunda olan yeni mezunları çekiyorlar. Ders saati 300 lira, 500 lira olan koşullarda çalıştırıyorlar. Bu güvencesizlik, normalmiş. İşte buna dur demek lazım” sözlerini kullandı.
Sosyal bilimler tasfiye ediliyor
Sosyal bilimlerin üniversitelerden adım adım çekildiğine dikkat çeken Feryal Saygılıgil; “olmazsa olmaz” denen disiplinlerin artık üniversitelerde günbegün kapatıldığını kaydetti. Feryal Saygılıgil, “Yapay zekâ ağırlıklı, dijital yapay zekâ, mühendisliğin çeşitli alanları, saç tasarımı gibi bölümler açılmaya başlanıyor. Yani para kazandırma meselesi. Oysa bazı bölümler prestij bölümleridir ve bunlardan vazgeçmezsin. Eleştirel düşünme, ezberi bozma, öğrenciyle birlikte düşünme, alan açma ve derinleşme bizim yapmaya çalıştığımız şeydir” diye belirtti.
‘Bugün bize yarın onlara…’
Akademisyenlerin atomize edilerek yalnızlaştırılmak istendiğini belirten Feryal Saygılıgil, “O kadar yalnızlaştırılıyoruz, atomize ediliyoruz ki tek tek bireylerle uğraşıyorlar ve insanlar korkuyor. Akademisyenlerin böyle bir korkusu var ama bugün bize olan, önümüzdeki yıl onlara olacak. Onun için bu hepimizin mücadelesi. Biz gerçekten şimdiye kadar feminist arkadaşlarımızın dayanışmasıyla, sendikamızın ve feministlerin omuz vermesiyle bu süreci yürüttük” ifadelerine yer verdi.
Kampüsler güvenli değil!
Üniversitenin ve akademinin özgürlükçü niteliğine sahip çıkmaktan vazgeçmeyeceklerini vurgulayan Feryal Saygılıgil, “Üniversiteler, kampüsler gitgide öğrenciler, hocalar ve idari kadro açısından güvensiz hâle geldi. Artuklu Üniversitesi’ndeki genç kadın öğrencinin intihar olayını biliyoruz, Rojin yine bizi üzen meselelerden biri. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’ndeki hocanın durumunu üzülerek öğrendik. Bunların ifşa edilmesi, üzerine gidilmesi gerekiyor” dedi.
‘Korkmamak gerekiyor’
Üniversitelerde yaşanan tacizlere karşı yürütülen mücadelenin politik niteliğine değinen Feryal Saygılıgil, “Korkmamak gerekiyor. Yaşanan bu tacizler, kampüs içerisinde politik bir mesele; hepimizin başına gelebilir. O erkek hocanın utanması gerekiyor. Onun işten çıkarılması gerekiyor, bizim değil” sözlerini kullandı.
‘Norm kadro gerekçesi hukuken şaibeli’
İşten çıkarmalara ilişkin hukuki sürecin ve akademideki örgütlenme ihtiyacının altını çizen Nur Tuğçe Biga ise “Yürütmeyi durdurma davası açtık. Biz 2547 sayılı Kanun’a tabiyiz ve YÖK tarafından atanıyoruz. Dolayısıyla bir patronun ‘norm kadro fazlası’ diyerek çıkarma hakkı yok” dedi.
Sürecin hukuki bir mücadeleden ibaret olmadığını ve sendikal örgütlenmenin de gerekli olduğunu belirten Nur Tuğçe Biga, “Bu süreçleri ancak örgütlülük durdurabilir” diye belirtti. İSTANBUL
***
Üniversite mi ticarethane mi?
Üniversitelerin özgür düşünce mekânı olmaktan çıkarıldığını söyleyen Nur Tuğçe Biga, “Eleştirel düşünce, özgür düşünce üniversitenindir ancak şu an üniversiteler, üniversite gibi değil. Devlet üniversiteleri de öyle. Ki biz kamusal eğitimi, parasız eğitimi yıllarca savunduk, hâlâ da savunuyoruz. Fakat vakıf üniversiteleri, yasada ‘kazanç amacı güdemez’ denmesine rağmen tamamen buna dönüşmüş durumda. Ben üniversitelerin strateji toplantısına katıldım; orada tek konuştuğumuz konu mali hesaplar ve giderlerdi. ‘Bu bölüm ne kadar kâr ediyor? Bu bölüm kâr etmiyorsa kapatalım’ deniyor, eğitime dair hiçbir şey konuşulmuyor” şeklinde konuştu.
‘Müşteri değil öğrenciyim’
Kadın İstihdamı Dayanışma Derneği’nden ve Feryal Saygılıgil’in öğrencisi Sare Öztürk, yaşananları kadın çalışmaları, LGBTİ+’lar ve feminist politikaya yönelik saldırıların parçası olarak değerlendirdi ve ekledi: “Öğrenci olduğumun altını çiziyorum ve ben müşteri değilim. Orayı akademi yapan, oradaki hocalar ve öğrencilerdir. Bunların içi boşaltıldığında geriye akademiden ya da üniversiteden hiçbir şey kalmayacak. Yaşananların politik bir karar olduğunun altını çizmek istiyorum ve herkesi dayanışmaya çağırıyorum. Beykent Üniversitesi gibi farklı üniversitelerde de peyderpey işten çıkarmalar yaşandı, bunların ardı arkası kesilmeyecek” diye konuştu.