Almanya Sol Parti (Die Linke) Federal Milletvekili Sevim Dağdelen, dünyada savaşların artmasıyla birlikte son yılların en büyük sorunu haline gelen sığınmacı krizi ile Avrupa Birliği'nin eleştirilen mülteci politikası ve Alman hükümetinin mevcut pozisyonuna yönelik gazetemize değerlendirmelerde bulundu. 


Berlin ve Brüksel ölümlerden sorumlu

Sol Parti Federal Milletvekili Sevim Dağdelen, Suriye, Irak ve Afganistan gibi savaş bölgelerinden kaçan mültecilerin sayısının son aylarda gittikçe arttığına dikkat çekti. 

Binlerce sığınmacının daha Avrupa'ya varamadan göç yolunda hayatını yitirdiğine dikkat çeken Dağdelen bu ölümcül sonuçtan Almanya ve AB'nin insani olmayan politikalarını sorumlu tuttu. 


AB'nin derdi sınırları korumak

Avrupa Birliği (AB), üyelerine göçmenler gündemiyle 14 Eylül'de olağanüstü toplantı çağrısı yaptı. Ancak Dağdelen, bu toplantıdan göçmenler lehine bir karar çıkmasını beklemediğini söyledi ve ekledi: "Ne yazık ki AB üyesi devletlerin tek amacı sadece göçmenlerin Avrupa sınır ülkelerinden geçişlerini engellemek. O nedenle bu zirvede de AB sınırlarının daha fazla korunması yönünde çıkması kuvvetle muhtemel."

Milletvekili bunun yerine insan odaklı çözümler içeren kararlar alınmasının önemine işaret etti. 


Sığınmacılar adil paylaşılmalı

AB içerisinde sığınmacıların nasıl dağıtılacağı konusunda tartışmalar da devam ediyor. Sol Parti Milletvekili, dağılımın adil olması için AB ülkelerinin maddi gücüyle orantılı sayıda mülteciyi kabul etmesi gerektiğini söyledi ve ekledi: "Düşük göçmen sayısı olan ülkeler de iltica sistemine destek olmalılar."

  

Göçmenlere saldırıların nedeni

Son zamanda Almanya'da göçmenlere yönelik saldırılar da artıyor. Bu durumu hatırlattığımız Dağdelen, ortaya çıkan tablonun sorumlusunun göçmenleri yıllardır 'sosyal parazitler' olarak gösteren hegemonik politikalar ile ana akım basının bir bölümünün kullandığı ayrımcı dil olduğunu vurguladı. Almanya'da göçmenlerin her türlü olumsuzlukta günah keçisi durumuna getirildiğini belirten Dağdelen, bir toplumun bu şekilde radikalleşmesinin faşizme doğru gidebileceği uyarısında bulundu. 


Hükümet ne yapmalı?

Dağdelen, Federal Hükümet'in, ırkçı saldırılara ilişkin tavrını ise "dürüst" bulmadığını söyledi. "Şimdiye kadar hükümetin ayrımcılık kokan söylemleri halkın mültecilere karşı mesafeli duruşunu tetikledi" diyen Dağdelen artık yapılması gerekenleri ise şöyle sıraladı: "Artık siyasetçilerin zorda olan insanların acılarını dile getirmeleri gerekiyor. Aynı zamanda Neonazilerle birlikte hareket eden güvenlik görevlilerinin aktif ve pasif kayırmacılığına da son verilmesi gerek. NPD (Nasyonal Demokrat Partisi) de yasaklanmalı."


Savaş bölgelerine silah satılmasın

Milletvekili, Alman devletinin savaş bölgelerine silah göndererek çatışmaları şiddetlendirdiğini bundan dolayı da binlerce insanın yurdunu terketmek zorunda kaldığına işaret etti. "Göçmen ve mülteci sorunu hangi yöntemler esas alınarak çözülmeli" diye sorduğumuz Dağdelen'in yanıtı, "Almanya Federal Hükümeti, savaş bölgelerine silah ihracatını durdurarak büyük bir katkıda bulunabilir" oldu. 


Göç istenmiyorsa savaşlar önlenmeli

"Çatışmalı bölgelerde savaşları durdurup, kalıcı barışı inşa edebilirsek göçmen sorunu da çözülür" diyen HDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş ile hemfikir olduklarını belirten Sol Partili "Sadece bölgede barış sağlanmasıyla insanların ülkelerini terk etmeleri önlenebilinir" dedi. 


Berlin Ankara'ya baskı yapmalı

Sevim Dağdelen ayrıca Erdoğan ile AKP Hükümeti'nin DAİŞ'e sağladığı desteğin de Suriye ve Irak'taki göçü tetiklediğine işaret ederek, Berlin'den Ankara'ya bu konuda baskı yapmasını istedi. 


Türkiye'ye de silah verilmesin

Dağdelen koalisyon hükümetinden beklentilerini şöyle açıkladı: "Bir yandan AKP'nin Kürtlere ve DAİŞ'e karşı mücadele eden kesimlere yönelik savaşını engellemek, diğer yandan ise Erdoğan'ın DAİŞ'e sağladığı silah yardımını durdurmak gerekiyor. Bir de AKP, Suriye'de İslamcı terör milislerine sağladığı silah yardımını durdurmalı. Bunun için Türkiye'ye yapılan silah yardımlarının durdurulmasını talep ediyoruz. Bu silahları Erdoğan ya Kürtlere karşı kullanıyor ya da İslamcı terör milislerine, Ahrar el-Şam'a veriyor."



DîLAN BİÇER/HABER MERKEZİ