
Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan'a yönelik tecride yasal kılıf arayışı olarak kabul edilen kanun tasarısı, yarın Meclis Genel Kurulu'nda görüşülecek. TUHAD-FED Genel Başkanı Teker, kanun tasarısına ilişkin yazılı açıklama yaptı. Kanun tasarısının tecridi yasalaştırmak kadar Kürt sorununun savaşla çözüleceğine ilişkin resmi bir belge özelliği taşıdığına dikkat çekilen açıklamada, şöyle denildi: "Müzakerenin hangi tarafın samimiyetsiz yaklaşımı ile bitirildiğinin de kanıtını hükümetin çıkardığı son yasalarla görmek mümkündür. Bizler cezaevlerindeki siyasi tutsaklarla birlikte bu ülkede barışa bir şans verilmesi için mücadele yürütürken, bunu görmezden gelmeyi tercih eden başta hükümet olmak üzere tüm bu kan politikasından beslenme hevesindeki kesimlere sesleniyoruz; İmha ve inkar politikasının bedelini kaç kuşak ödeyecek farkında mısınız? İnsanlık suçu işliyorsunuz ve ergeç bugün yargıladıklarınız gibi yargılanacaksınız."
Demokratik çevrelere de sesini yükseltme çağrısında bulunan Teker, onurlu geleceğin teminatı olan barış için bu kanun tasarısının geri çekilmesinin önemine vurgu yaptı.
Özgürlük talebine yasayla cevap!
Dünyada eşi benzeri bulunmayan İmralı Cezaevi sisteminde Öcalan'a yönelik ağırlaştırılmış tecridi yasalaştıracak "Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi" 11 Ocak 2011’de Meclis Adalet Komisyonu tarafından kabul edilmişti. Tecride yasal kılıf kazandıracak kanun teklifi, Çarşamba günü görüşülmek üzere Meclis gündemine alındı. Tasarının kanunlaşması durumunda bundan sonra tutuklu ve hükümlülerin avukat görüşlerinde “örgüt yönettiği” veya “talimat verdiği” şüphesi oluşursa İnfaz Hakimliği tarafından avukat görüşü 6 ay olarak yasaklanabilecek. Ayrıca “terör suçundan hüküm giyenler hariç” tutuklu ve hükümlüler sağlık sorunu yaşayan birinci derece yakınlarını 1 güne kadar bir zamanda ziyaret edebilecekler.
İlk düzenleme 1999’da
İmralı’da daha önce de gerek ulusal gerekse de uluslararası hukuk normları keyfi bir şekilde uygulandı. İlk uygulama özel yönetmelik ile gerçekleştirildi. Öcalan’ın İmralı’ya getirilme- sinin ardından Milli Savunma Bakanlığı tarafından 27 Şubat 1999 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan bir tebliğ ile İmralı Adası ve çevresi 2. derece kara, deniz ve hava açısından “askeri yasak bölge” olarak ilan edildi. Bu düzenlemeyle birlikte hak ihlalleri, hücre ve disiplin cezaları arttı.
Uyarılar yerine getirilmedi
Hak ihllerinin artması üzerine Öcalan’ın avukatlarının ve Kürtlerin tepkisi üzerine Avrupa Konseyi’ne bağlı İşkenceyi Önleme Komitesi (CPT) İmralı’yı 4 kez ziyaret etti. CPT tarafından hazırlanan her raporda ise, İmralı’daki tecrit ve izolasyon gözler önüne serildi. Raporlarda uyarılar ve öneriler yer aldı ancak ne uyarılar ne de öneriler bütünüyle yerine getirilmedi. Daha sonra da İmralı’ya özel uygulamalar devam etti. Bu özel uygulamalardan Öcalan’ın avukatları da nasibini aldı. Kasım 2011’de ‘KCK’ adı altında Öcalan’ın avukatlığnı yapan 36 avukat tutuklandı.
Hükümet görmezden geldi
Öcalan’a uygulanan ağırlaştırılmış tecride tepki gösteren milyonlarca Kürt ise, her yerde protesto gösterisi düzenliyor. Ağırlaştırılmış tecridin kaldırılarak, Öcalan’ın özgürlüğünü talep eden Kürtler, son olarak hem cezaevlerinde hem de Fransa’nın Strasbourg kentinde süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemleri gerçekleştirdi. Kürtlerin taleplerini duymayan AKP Hükümeti'nin bu koşullarda kanun teklifini Meclis gündemine getirmesi ise Kürtlerin taleplerini dikkate almadığının göstergesi.
HABER MERKEZİ