Roboskî katliamının üçüncü yılına girilecek, ama ortada bu katliamın sorumluları yok. Bir yerde bu kadar hayvan toplu öldürülseydi, herhalde daha fazla üzerinde durulur, bir sorumlusu bulunurdu. Kürtlerin canının kıymetinin olmadığı Roboskî’yle bir daha anlaşılmıştır. Roboskî katliamına bu yaklaşım kültürel soykırımcı bu cumhuriyetin Kürtlere ne düzeyde acılar yaşattığının kanıtıdır. Mehmet Altan’ın her gün “Roboskî’nin katillerini bulmazsanız her şey yalandır, hikayedir, demagojidir” sözü, bu katliama yaklaşıma bakınca gerçekten de çok anlamlıdır. Çoğu çocuk 34 cana bu kadar duyarsız yaklaşılıyorsa, o ülkede vicdan kalmamış demektir. 34 cana bu kadar duyarsızlık, o ülkedeki insan hakları gerçeğini de, demokratikleşme düzeyini de, insanlık düzeyini de ortaya koymaktadır.

Hükümet bu cinayeti neden açığa çıkarmıyor? Rüşvet ve yolsuzluk takibini iyi yapan savcılar bu Roboskî katliamının izini neden sürmüyor? Hükümet bu kadar emniyet müdürünü azlederken bu cinayetten sorumlu olanlara neden dokunulmuyor? Belki azledilen polislerin somut sorumlulukları bilinmiyor; sadece operasyonları yürüten savcılarla işbirliği yaptığından kuşkulanılıyor. Roboskî katliamında sorumlu olanlar ise tek tek, isim isim bellidir, ama bunlara dokunulmuyor.
Hatırlanırsa, AKP Hükümeti katliamının üstünü de rüşvet vererek örtmek istiyordu. Anlaşılıyor ki her türlü kirli işlerini toplumdan aldıkları vergiyle örtüyorlarmış! Roboskîlilerden ve Kürt halkından aldıkları vergilerle öldürülenlerin katilleri bulunacağına, bu vergilerle Roboskîliler susturulmak istendi. Ancak Türkiye’de para her kapıyı açarken, Roboskîlilerin vicdanını satın alamadı. Parayla Roboskîliler susturulamadı. Roboskîliler vicdanı, çocuklarına bağlılığı ve sevgileri nedeniyle parayı ellerinin tersiyle ittiler.
Kapitalizm dünyasında parayla satın alınamayacak hiçbir şey yoktur deniliyor. Kapitalizm kültürüyle, daha doğrusu ahlaksızlığıyla yetişenler için bu doğrudur, ama hala toplumsal değerlere bağlı olan, hak, adalet, vicdan duyguları yok edilmeyen toplumlar ve toplumların bireyleri tabi ki satın alınamayacak bir kültüre ve kimliğe sahiptirler. Hala insanlık varsa, insanlık ölmemişse, toplum varsa bunda bu değerlere sahip insanların varlığı çok önemlidir. İşte Roboskîliler de bu karakterleriyle tüm Türkiye’ye ders verdiler. Türkiye’nin bu derse, bu duruşlara ne kadar ihtiyacı olduğu bugün daha iyi anlaşılmaktadır.
Rüşvetleri ve yolsuzluğu açığa çıkarmak güzeldir. Yolsuzluğu ve rüşveti bu halk kabul etmez, çünkü bu büyük bir ahlaksızlık ve çürümedir. Yolsuzluğa ve rüşvete bulaşan kişilerden her türlü kötülük beklenir. Bu konunun tartışılması bile abesle iştigaldir.
Ancak bu hızlı savcı ve hakimlere söylemek istiyoruz; rüşvetçileri ve yolsuzluk yapanları açığa çıkardığınız kadar şu Roboskî’ye de bir el atın! Milletvekillerini içerde tutup cezalandırıyorsunuz, Roboskî’yi yapanları da bulup zindanlara atın! Eğer tutumlarınızda samimiyseniz, gerçekten hak ve adalet vicdanıyla hareket ediyorsanız, şu Roboskî’ye de bir el atın! Şu katilleri açığa çıkarın, yargılayın da şu Kürtler bir rahat etsin! Ya da Kürdistan’daki savcılara ve polis müdürlerine sesleniyoruz; İstanbul savcıları rüşvetçileri ve yolsuzluk yapanları buluyor, siz de şu Roboskî katliamının faillerini bulun! Herhalde insanları bombalarla parça parça etmek, para çalmaktan, rüşvet almaktan daha hafif bir suç değildir. Herhalde çoğu çocuk 34 insanın birden öldürülmesi savcıları harekete geçirecek kadar önemli bir olay olmalı. Bu savcılar onurlarını kurtarmak istiyorsa, biran önce harekete geçmelidirler.
Roboskî katliamı için harekete geçilip suçlular yargı önüne çıkarılmayana kadar tüm savcılar töhmet altındadır. Yok, töhmet altında kalmayı kabul etmeyeceklerse, o zaman bu konuda ciddi girişimlerde bulunmalıdırlar. Yoksa 34 insanın uçaklardan atılan bombalarla öldürülmesi ve bunun için iki yıldır ciddi bir soruşturma ve yargılamanın gündeme gelmemesini hiç kimseye izah edemezler. Dış dünya böyle bir durumu anlamaz ve kabul etmez. Bunun içinde devlet olmalı ki, devletin kirli işleri ve kirli savaşı olmalı ki, açığa çıkarılmıyor derler.
Roboskî’nin üçüncü yılına girerken bu katliam ciddi biçimde gündeme getirilmelidir. Bu katliamın sorumlularının yargılanmaması herkesin vicdanını rahatsız etmektedir. Bu 34 cinayetin üstüne yatılamaz. Bu cinayet açığa çıkarılmazsa, tüm toplum kirlenir, tüm toplum travma yaşar. 34 cinayetin failinin bulunmadığı bir ortamda tüm insanların psikolojisi bozulur. Bu kadar insan doğal afet sonucu ölmemiştir. Bizzat planlı ve birileri talimat vererek öldürülmüştür. Diğer iddiaları ve söylemleri bir tarafa bırakalım, bir PKK’li yönetici onlarla sınırı geçtiği bilgisi alındığı için öldürüldüğü iddia edilmektedir. Bu gerekçe bile bu ağır suçun itirafıdır. İçlerinde bir PKK’li olabilir diye 34 insan öldürülebilir mi? Bu özrü kabahatinden daha büyük bir durumdur ve suçu daha da ağırlaştırır.
Böyle ağır bir suç neden yargılanmıyor, suçlular neden açığa çıkarılmıyor biliyor musunuz? Bu katliamı yapanların yargılanmamasının nedeni şudur: Tüm katil asker ve polislerin korunup kollanmasındaki gerekçedir. Eğer katliamın sorumluları yargılanırsa, terörle mücadelede asker ve polisin azmi ve şevki kırılırmış! Bu durumda terörle etkili mücadele edilemezmiş! Teröre karşı mücadelede elini taşın altına koyan bulunmazmış! Bu durumda asker ve polis teröre karşı etkili mücadele yürütemezmiş! İşte katillerin bulunmamasının tek nedeni budur. Bu da Kürtlere karşı onlarca yıldır nasıl kirli ve düşmanca bir savaş yürütüldüğünün kanıtıdır.