Amed'in Saraykapı semtindeki JİTEM üssünde kemiklerin bulunmasının ardından İHD'nin sözkonusu alanda kazı yapılması için defalarca savcılığa başvuru yaptığı ortaya çıktı. İHD Diyarbakır Şube Sekreteri kazı için yaptıkları tüm başvuruların reddedildiğini, sonunda kemikleri arkeologların bulduğunu söyledi.

İHD: Alanın tümü kazılmalı

İnsan Hakları Diyarbakır (İHD) Şube Sekreteri Raci Bilici, kazı çalışmalarının başlamasının ardından bugüne kadar 26 kayıp ailesinin kendilerine başvurduğunu söyledi. Kemiklerin bulunduğu alanda kazı yapılması için defalarca Savcılığa başvuruda bulunduklarını ancak her defasında ret yanıtını aldıklarını hatırtatan Bilici, "En son arkeloglar kemikleri buldu. Bölge JİTEM'in karargahı konumunda olduğundan, sürekli insanlar kaçırılıp öldürüldüğünden şüpheli bir yerdi. Kemikler çıkınca arkeologlar emniyete haber verdi. Olay yerine gittiğimizde arkeloglar, 'cenazeler rastgele üste üste atılmış, mezar yok, derinlikte çok değil' dediler. Dolasıyla olayın yakın geçmişte yaşandığını söylediler. Burada kimlerin öldürüldüğünü itirafçıların ve devletin bildiğini düşünüyoruz. Dosyaya gizlilik kararı konulmuş durumdadır. Aileler bize başvuru yapmalarına rağmen gizlilik kararı dolayısıyla ne olup bittiğini öğrenemiyoruz.  Umarım bu bir başlangıç olur, araştırma ve kazı çalışmaları genişletilir. Biz o alanın tamamının kazılmasını istiyoruz" dedi.

Hepsi 1990'lı yıllara ait
Yakınlarını kaybeden ailelerin yıllardır yaşadığı trajediye dikkat çeken Bilici, "Bugün itibariyle 26 aile bize başvurmuştur. Bu ailelerin hepsi 90'lı yıllarda kaybolanların yakınlarıdır. Aileleri yıllardır yakınlarının kemiklerini bulmak için girişimlerde bulunuyor. Dua edecekleri bir mezarı olsun istiyorlar. Her defasında 'acaba bu kez yakınımıza mı ait' deyip insanlar savcılıklara koşuyor. Bu insanlara artık daha fazla işkence ve eziyet edilmesin" çağrısında bulundu.

Devlet akıbetlerini açıklasın

Bilici, 1990'lı yıllarda Kürdistan'da kaybedilme ile yargısız infazların devlet politikası olduğunu söyleyerek, o dönemde görevde olan Başbakan Tansu Çiller, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş ile Mehmet Ağar'ın insanlığa karşı suç işlemekten yargılanmasını istedi. Bilici şunları söyledi: "Devlet politikası sonucu bu insanlar evlerinin önünden alınıp işkence edilerek ya da yargısız infaz edilerek öldürüldüler. Cenazelerine dahi ne yapıldığı hala bilinmeyen binlerce insanımız var. O dönemde JİTEM'cilerin ya da özel harekatçıların tek başına böyle bir karar vermesi mümkün değildi. Bu bir devlet politikasıydı. Zaten özel harekatçı Ayhan Çarkın ile JİTEM elemanı Abdulkadir Aygan da 'biz devlet için öldürdük, emirleri uyguladık' dediler. Binlerce insan kayıp.  Yıllardır kayıpların akıbetini ortaya çıkarmak için uğraşıyoruz. Ancak bizimki iğneyle kuyu kazmak. Bu kadar cinayeti işleyen insanlar hala ellerini kollarını sallayarak aramızda geziyor. Devlet kaybedilen, öldürülen insanların akıbetini ve cenazelerine ne yapıldığı açıklamalı. Tüm bu cinayetleri işleyenleri ortaya çıkarmalı, etkili bir soruşturma yaparak, faillerini insanlığa karşı suç işlemekten yargılamalı."

Türkiye'nin yüzleşmeye ihtiyacı var

Raci Bilici, insan hakları savunucularının ve hukukçuların da içinde bulunduğu bir komisyonun kurularak, geçmişte bölgede yaşanan tüm hak ihlallerinin araştırılmasını istiyor. Bilici, "Türkiye'nin bu yüzleşmeye ihtiyacı var. Geçmişte yaşanan hak ihlalleriyle, faili meçhul cinayetleri ortaya çıkarmadığımız müddetçe geleceğimizi kuramayacağız" dedi. Bilici, kendilerinin böylesi bir komisyonda yer almalarının istenmesi halinde İHD olarak üzerlerine ne düşerse yapmaya hazır olduklarını söyledi ve ekledi: "Son 30 yılda yaşanan çatışmalı ortamda yaşanan tüm hak ihlallerine yönelik, kayıplar, faili meçhul cinayetler, toplu mezarlar ve  işkence vakalarına ait geniş bir arşivimiz var. Bu arşivimizi paylaşabiliriz."

HABER MERKEZİ




10 kayıp aranıyor

Amed'in ardından Şırnak'ta iki ayrı askeri bölgede toplu mezar aranıyor. Görümlü Beldesi Jandarma Komutanlığı'ndaki kazıda insan kemikleri bulunurken, Güçlükonak'taki kazıya dün başlandı. Kazılarda kaybedilen 10 köylünün kemikleri aranıyor.
13 Mayıs 1993'te çıkan bir çatışma ardından PKK'ye yardım ve yataklık ettikleri iddiasıyla Görümlü'ye bağlı Derecik mezrasında gözaltına alınan köy imamı İbrahim Akın, Süryani baba-oğul Hamdin ve Hikmet Şimşek, Şemdin Culas, Salih Demirhan, Halit Özdemir'in öldürüldükten sonra Görümlü Jandarma Tabur Komutanlığı'na gömüldüğünü o dönem taburda görev yapan bir asker itiraf etmişti. Güçlükonak'ta ise Yağızoymak Jandarma Tabur Komutanlığı bahçesinde dün kazı başlatıldı. Kazı yapılan alanda 1994 yılında kaybedilen 4 köylünün gömüldüğü belirtiliyor.

Silopi'de kemik bulundu

Şırnak'ın Silopi İlçesi'ne bağlı Görümlü Beldesi'nde 6 köylünün işkence yapılarak öldürüldüğü ve gömüldüğü belirtilen Jandarma Tabur Komutanlığı'nda önceki gün başlayan kazıda 3 kemik parçası bulundu. Dün de devam eden kazı çalışmasına Silopi Cumhuriyet Savcısı denetiminde yapılırken, olay yeri inceleme ekipleri, Adli Tıp Kurumu uzmanları, Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi, kaybedilen köylülerin yakınları ve avukatları Tahir Elçi katıldı.


100 metrekarelik alanda kazı
İki Cumhuriyet savcısının iştiraki ile kazı işlemlerinin başlatıldığını belirten Av. Elçi şunları söyledi: "Askeri birliğin içerisinde kazma işlemi devam edecek. Tanığın verdiği bilgilere göre bir alan belirlendi. Yaklaşık 100 metrekare alana tekabül eden bir alandır. Tanığın anlatımına göre, zeminden en az 3 metre derinlikte bir yerde cesetlerin olması gerektiğini söylüyor. Tabi olay 19 yıl önce meydana gelmiş. O tarihten sonra zeminde ve o bölgede bir sürü değişiklik olmuş. Yeni yapılaşmalar yaşanmış. Bir takım düzeltmeler yapılmış. Hafriyat çalışmaları yapılmış. Bir takım mevziler kazılmış. Dolayısıyla birçok açıdan olay mahalli açısından zorluklarla karşı karşıyayız."

Cenazeler taşındı mı?

Kazı dün akşam saatlerinde sonlandırıldı. Tanığın belirttiği alanın kazıldığını söyleyen Av. Elçi, "Tanık 2 yıl önce ifade vermişti. O bölge yıllardır savcılık gözetimi olmadan duruyordu" diyerek cesetlerin başka bir yere taşındığı yönünde tanık beyanlarının da bulunduğunu kaydetti. Kazıda bulunan kemiklerin Cumhuriyet savcıları tarafından muhafaza altına alındığını ve tıbbı incelemelerinin yapılacağını söyleyen Av. Elçi, "Yeni kazı çalışmasının yapılıp yapılmayacağı Adli Tıp'tan gelecek sonuca bağlı" diye konuştu.

ANF/ŞIRNAK




Oğlu o günü anlattı


Yusuf Demirhan babasının gözaltına alındığı günü şöyle anlattı: "Evin içerisinde küçük kardeşim vardı, kardeşimi ve Kuran-ı Kerimi çıkarmama izin verdiler. Daha sonra askerler evi ateşe verdi. Evin söndürülmesi için her ne kadar çabaladıysak da askerler kimseyi yaklaştırmadılar. Evimiz kül oluncaya kadar yaşananları izledik. O zamanlar 8 yaşındaydım. Askerlerin evin kapısını kırıp ellerinde silahlarla içeri girmeleri ve babamı eşofmanla dışarı çıkardıkları anı şimdi gibi hatırlıyorum."

Çocuklarım babasız büyüdü

Şemdin Culas'ın eşi Mevlide Culas ise askerlerin evlerini yaktıktan sonra köylüleri meydanda topladığını ve eşi ile diğer köylülerin Görümlü Taburuna götürüldüğünü söylüyor. Mevlide Culas, "5 çocuğum var. O zamanlar en küçüğü 2 yaşındaydı ve şuan evli. Çocuklarıma hem baba oldum hem anne. Çocuklarım babasız büyüdü. Çocuklarıma babalarına ait bir mezar gösteremedim. Gidebileceğim bir mezar dahi olsa beni mutlu edecek" diyor acıyla.