- Alo! Babacığım, 30 milyon dolarcık kaldı elimde. Diğerlerinin birazını tutuklu gazetecilerin hücrelerine doldurdum…
- Hıı, o hücreler daracıktı oğulcuğum. Sığdı mı benimkiler?
- Yok babacığım, birazını da bizim özgür gazetecilere bayram harçlığı olarak vereceğim.
- Bilal, tepemi attırma. Uykunu açamadın galiba. Ne bayramı bu?
- Babacığım, sen yarın mecliste bir bayram kanunu çıkarıverirsin artık. MİT’in Kurtuluşu, Ülkenin İnternete Karşı Zaferi ya da İleri Demokrasi Bayramı falan gibi.
- Tamam, tamam. Elinizde daha var mı?
- Var babacığım, ama inşallah onu da KCK tutuklularının hücrelerine dolduracağım.
- Tamam, tamam. Yetmezse çocuk tutukluların hücrelerine de koyabilirsiniz.
- Olmaz babacığım. Onlar çocuk, parayı oyun sanıp da maazallah, yırtı yırtı verirler.
- Roboskî halkına sor bakalım. Direnmesinler. Birazını da onlara dağıt. Helal paradır falan de. Sizin çocukların karınlarını doyurmak ve okuyabilmek için paraya ihtiyacı vardı, kullanırsınız falan de.
- Tamam babacım.
- Vanlılara da biraz ver. Kürtler kardeşimizdir falan de, onlar açken biz nasıl tok olalım falan de. Kış günü, kömür alırsınız da üşümezsiniz de. Bizim gazetecileri yanında götürmeyi unutma. Fatih’e söyle kameraman paranın resmini çekmesin. Dolar olduğu anlaşılmasın.
- Tamam babacığım. Senin üzülmeni istemem. Resim çıkarsa montaj, kolaj falan yaparız.
- Hayırlı geceler oğulcuğum. Türkiye seninle gurur duyuyor.
***
Biliyorum, yukarıya yazdıklarım mizah falan olmadı. Hiçbiriniz gülümsemediniz. Tersine, dudaklarınızı ısırarak kapatsanız da, bir yığın küfrün dışarı taşmasını engelleyemediniz. İğrendiniz, tiksindiniz, öfkelendiniz. Ama ülke gerçeğinden başka bir şey aktarmadım yukarıya. Tek kelime yalan katmadım; hep birlikte yaşadık ve hiç kimsenin artık Ermeni Asuri-Keldani Soykırımı için, Dersim ya da otuzu aşkın Kürt katliamı için, ülkelerinden kovulan Rum-Pontus halkı için, sürülen Alevi için "valla benim haberim yok; ne biliyim, öyle mi olmuş" yalanını söyleyemeyeceğiniz kadar içselleştiğiniz yaşıt örnekler verdim.
O devlet benim düşmanım, ama yine de düşmanımın da biraz karakter sahibi olmasını, biraz erdemli olmasını isterdim. Zaferi kucakladığımda, hakkıyla övünebilmek için, düşmanımın kalitesinin biraz daha yüksek olmasını isterdim.
Ama ne yazık ki Türkiye’den söz ediyorsak bütün bu sözlerin içi boş ve anlamsızdır.
Geçtiğimiz günlerde bir başka gazete de yazmıştım: "Ortalık patlamış kanalizasyon bölgesi gibi, eline dokunmasa da kokusundan yaşanamaz hale gelmiş bir Türkiye. Dört bir yanı "düşman" ilan edilmiş. Tek ittifakı El Kaide katliam örgütü. Ekonomi çöküşte; siyaset bitmiş. Toplumda BDP, HDP ve dost sol güçlerden başka muhalefet yok. CHP Milliyetçileri ile MHP Milliyetçileri, ikisini bütünleştiren Perinçek genetiği ile sistemin çökmemesi için bütün gayretlerini harcıyorlar. Ve onların varlığıyla büyüyen iktidar partisi, onların varlığıyla bunca daralmışlığına rağmen yaşamını sürdürebiliyor."
Korkunun da paranın da ecele faydasının olmadığını biliyoruz.
Ve bu kez hocalar takımı tam da caminin duvarına işediler.
***
Korkuyorlar.
Kürtler gelecek diye ödleri kopuyor. Körler. Gelecek diye korktukları Kürtlerin çoktan geldiğini ve kimliğinin ve dilinin toplumsal meşruiyetini çoktan kazandıklarını göremeyecek kadar körler. Siyasal çözüm önerisinin ise Kürtlerin gelişiyle ilgili bir proje değil, bu coğrafyanın yaşamakta olan bütün renklerinin barış ve özgürlük içinde birlikte yaşam olanaklarının yaratılması için bir çaba olduğunu anlayamayacak kadar cahil ve körler. Her krizde akıllarına gelen "Kazanan kim?" sorusunun yanıtının "Kürtler" değil, "bütün insanlık" olduğunu kabul edemeyecek kadar ırkçı, milliyetçi ve korkaktırlar.
"Bu kavganın tek kazananı var: Kürt hareketi!" diyor Taha Akyol. Yalan. Kazanan sadece Kürtler olmayacaktır. "Ermeniler, Asuri-Keldaniler, Rumlar, Araplar, Lazlar, Çerkesler Türkler ve Kürtler; Aleviler, Ezidiler, Süryaniler, Hıristiyanlar, ataistler… Yani bu toplumun gerçek varlığını oluşturan bütün renkler birlikte geliyorlar; birlikte savaşacaklar bu gestapo sistemine karşı ve birlikte kazanacaklar.
Ne BDP’ye karşı sürdürdüğünüz politik "damar kesme" çabası ne HDP’ye karşı gerçekleştirilen linç girişimleriniz, ne Alo Fatih Basını ne Bilal oğlan!"
Savulun! BDP’li HDP’li halklar geliyor!
***
Coşku mu bu sadece? Hayır, onurun şahlanışı olacaktır seçimler. Ya birlikte batacaklar içinden geldikleri lağım çukurlarına, ya batıracaklar topyekün bu güzelim coğrafyayı, renklerini ayrıştırarak birbirinden.
Savulun! Halklar geliyor!