DENİZ TEKİN/MA/MUŞ

Muş’ta 2015’te Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İl Eşbaşkanı olarak görev yapan Nursel Yiğit, siyasi parti faaliyetleri kapsamında katıldığı yürüyüş, basın açıklaması, partisine gönderdiği rapor, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımlar ve yaptığı çalışmalara ilişkin tuttuğu notlar gerekçe gösterilerek 14 Aralık 2016’da tutuklandı. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, Tarsus Cezaevi’nde tutuklu olan 2 çocuk annesi Yiğit hakkında “örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddiasıyla 20 yıla kadar hapis istemiyle iddianame hazırladı. 


Önce Arapça engellendi

Muş 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada Yiğit, ilk önce anadili olan Arapçada savunma yapmak istedi, ancak tercüman olmadığı gerekçesiyle bu talebi reddedildi. 

 

Sonra Kürtçe engellendi

Davanın ilk duruşmasında ise Kürtçe savunma yapmak isteyen Yiğit, yine tercüman olmadığı gerekçe gösterildiği için savunmasını Türkçe yapmak zorunda kaldı. 


Son duruşmada Kürtçe

Mardin Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Yiğit, ancak davanın son duruşmasının görüldüğü 26 Ekim’de Kürtçe savunma yapabildi. 


10 yıl 7 ceza verildi

Kararını açıklayan mahkeme, Yiğit’e 2 ayrı suçlama nedeniyle toplam 10 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası vererek, hükmen tutukluluk halinin devamına karar verdi.

 

Takdir indirimi yapılmadı

Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 202. maddede 2013 yılında yapılan bir değişiklikle yargılama aşamasında sanıkların yapacağı sözlü savunmasını, kendisini daha iyi ifade edebileceğini beyan ettiği başka bir dilde yapabileceği imkanı getirilerek, mahkemelerde anadilde savunma hakkı tanınmıştı. Yasada belirtilen hakkını kullanan Yiğit'e verilen hapis cezasında TCK 62. maddesinde belirtilen takdir indirimi hakkını kullanmayan mahkeme, gerekçesine ise şöyle açıkladı: “Sanığın üzerine atılı suç açısından herhangi bir pişmanlığının bulunmaması, sanığın mahkeme aşamasında Türkçe bildiği halde ve konuşabildiği halde savunma hakkını kötüye kullanarak ve yargılamanın sürüncemede kalmasına neden olarak farklı dillerde savunma yapmak istediğini beyan ederek mahkemeyi oyalaması nedeni ile verilen cezada TCK’nın 62/1 maddesi gereğince indirim yapılmasına yer olmadığına." 

 

21 ay daha az olacaktı

Bununla da yetinmeyen mahkeme, Yiğit'e "örgüt propagandası yaptığı” iddiasıyla verdiği 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezasını da "yaptığı paylaşımlar nedeni ile pişmanlık duymaması”, “sanığın bir daha suç işlemeyeceği yönünde mahkememiz heyetinde kanaatin oluşmaması" gerekçe göstererek takdiri indirim hakkını kullanmadı. Mahkeme iki suçtan verdiği cezada 1/6 oranında takdiri indirim hakkını kullanmış olsaydı Yiğit'e verilen ceza 21 ay daha az olmuş olacaktı.

 

Azadiya Welat notu delil

Mahkeme gerekçeli kararda, Yiğit’in evinde bulunan Azadiya Welat gazetesinin bir sayısı ile kendisine ait olduğu ileri sürülen ajandada yazdığı “Azadiya Welat gazetesinin dağıtımının arttırılması” notuyla “PKK ve KCK’nin adına faaliyette bulunduğu ve amacına hizmet ettiğini” ileri sürdü. Gazetenin dağıtımının arttırılması notuyla Yiğit’in “Örgüte sempatizan toplamak için kitap, gazete ve dergi dağıtarak başladığı, beyin yıkamak için etkili araçlar bunlar olduğu” savunuldu. 


KCK ’Mele’ diyormuş!

Kararda, Yiğit’in el konulan ve partisinin siyasi faaliyetleri, çalışmalarına ilişkin tuttuğu ajandasında yer alan “Mele Muhammed Doğan” notunda geçen  “Mele (imam)”  sözü için  “Mele isminin KCK sözleşmesinde örgütün din görevlilerine verdiği isim olduğu” ifadesi kullanıldı. 


Kurdî-Der’in suçu büyük!

Kararda, Yiğit’in ajandasında yazdığı, “Kurdî-Der (Kürt Dili Araştırma Derneği)”  için özetle şu iddialarda bulunuldu, “Kürdi-Der’in yapısı incelendiğinde PKK ve KCK tarafından Kürt dilinin sahiplenilmesi, Kürtçe eğitim bir hak olduğunun müzahir kitleye benimsetilmesi, üniversiteler bünyesinde Kürdoloji kürsülerinin kurulması amacı ile bu derneğin kurulmuş olduğu, Kürdi-Der’in PKK ve KCK’nin amaçlarına ve yapılanmasına hizmet ettiği, bu faaliyetler kapsamında sanığın örgütün yapası içeresinde bulunduğu hususunda delilin oluştuğu.”

 

Mahkeme DBP’yi de çözmüş!

 “Yiğit’in siyasi parti kimliği kullanarak açıkça örgütün amaç ve hedeflerine hizmet ettiği” iddia edilen kararda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca denetlenen, resmi ve yasal bir parti olan DBP için skandal değerlendirmede bulunuldu. Kararda şu iddialarda bulunuldu: “DBP tarafından düzenlenen ve ele geçirilen bütün raporların neticesinde Demokratik Bölgeler Partisi faaliyetlerinin PKK ve KCK’nin talimatlarından bağımsız olmadığı, KCK tarafından yapılan her çağrı sonrasında DBP Genel Merkezi tarafından aynı tarihli bir genelgenin düzenlediğini, DBP il ve ilçe teşkilatları tarafından basın açıklaması, yürüyüş ve oturma eylemlerinin düzenlendiği, bu sayede KCK çağrılarının halk tabanında doğrudan destek ve tam bir karşılık bulduğu...” 

 Yiğit’in siyasi parti etkinlerine örgüt talimatıyla katıldığı, bunu “DBP’nin kurumsal kimliğini kullanarak düzenlediği” öne sürülen kararda, Yiğit’in “örgüt talimatlarıyla hareket ederek, KCK yapılanmasına dahil olduğunun kanaati oluştuğu” iddiası da eklendi.

 

Mahkeme suç işliyor

Mahkemenin kararını değerlendiren Yiğit’in avukatı Şeyhmus Bayhan, karar ve gerekçeli kararda mahkemenin yaptığı değerlendirmelerin hukuk skandalı olduğunu vurguladı. Bayhan, şöyle devam etti: "Müvekkilim davanın başından beri Kürtçe konuşmak istedi. Kürtçe savunma yapamadığı için iddianameye cevap vermek yerine mütalaaya cevap vermek zorunda kaldı. Siyasi parti faaliyeti nedeniyle yargılanıp cezalandırıldı. Mahkeme kararında Kürtçe savunma talebinin yargılamayı uzatma niyetiyle yapıldığını belirtmiş. Mahkeme gerekçeli kararında, 3. duruşması görülen davada yargılamayı uzatma amacı nasıl yapıldığını açıklayamamış. Bu bile mahkemenin gerekçelerinin soyut ve hukuki bir değerlendirmeden uzak olduğunun kanıtıdır. Mahkeme verdiği bu karar ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Anayasa ve CMK'de belirtilen ayrımcılık yasağı, eşitlik ilkesi, adil yargılama hakkı ve herkesin kendi anadilde savunma hakkını ihlal etti." 

 Bayhan, yerel mahkemenin kararına karşı istinaf mahkemesine itirazda bulunduğunu, kararın bozulacağını inandığını sözlerine ekledi.