
Diyarbakır Barosu’na bağlı avukatlar, 47 meslektaşlarının gözaltına alınmasını Diyarbakır Adliyesi önünde oturma eylemi yaparak protesto etti. Cübbeleriyle Adliye önünde toplanan avukatlar adına açıklamayı Baro Başkanı M. Emin Aktar yaptı. Büyük bir gözaltı kampanyası ile tekçi ve totaliter bir rejime doğru büyük adımlarla ilerlendiği uyarısında bulunan Aktar, „Toplumun tüm kesimlerine karşı adeta bir cadı avı başlatılmıştır“ diyerek Türk Başbakan Recep T. Erdoğan’ın açıklamalarına işaret ederek, „Başbakan, KCK davasının hem savcısı hem de yargıcı olmuştur“ dedi. Basında avukatları hedef alan açıklamalara işaret eden Aktar, „medya organları şimdiden karar vermiş, darağacı sehpalarını kurmuştur“ diye konuştu. Aktar konuşmasını „Başta gözaltına alınan meslektaşlarımız olmak üzere, tüm politik tutuklular derhal serbest bırakılmalıdır. Kürtlerin de bu ülkenin yurttaşları olduğunu yargı mercilerine bir kez daha hatırlatıyoruz“ sözleriyle bitirdi. Açıklama ardından avukatlar meslektaşlarının gözaltına alınmasını oturma eylemiyle protesto etti.
Cübbeleriyle yürüdüler
İstanbul’da da avukatlar, önceki akşam KCK operasyonunda meslektaşlarının gözaltına alınmasını protesto etmek için cübbeleriyle Galatasaray Meydanı’na yürüdü. İstanbul Barosu’nun önünde toplanan yüzlerce avukat, üzeri yazısız siyah bir pankart açarak „Baskılar bizi yıldıramaz“, „İşte AKP işte faşizm“, „Faşizme karşı omuz omuza“ sloganları eşliğinde Galatasaray Lisesi önüne yürüdü.
Galatasaray Meydanı’nda konuşan Avukat Ercan Kanar, son üç yıldır devam eden KCK operasyonlarıyla, BDP’nin siyaset dışına atılmasının hedeflendiğini söyledi. „İnsan haklarından yana, dillerin, dinlerin eşitliğinden yana, Kürtlerin haklarını savunan hukukçu meslektaşlarımızın bürosu yasalar çiğnenerek zorba yöntemlerle aranmış, arkadaşlarımız gözaltına alınmıştır“ diyen Kanar, sözlerine şöyle devam etti: „Onlara bu emri veren zaten bağımsız ve tarafız olmayan bu yargının hukukun alfabesini de aslında ayaklar altına alınmasını sağlayan AKP Hükümeti’nin kendisidir ve özellikle de Başbakandır.“
Binlerce avukat var
Avukatlar adına hazırlanan ortak açıklamayı okuyan avukat Sevinç Sarıkaya, ‘KCK operasyonu’nun devletin Kürt siyasi hareketine yönelik tutumunun göstergesi olduğunu belirtti. „Kürt siyasetçilerine bir yandan Anayasa’yı birlikte yapalım çağrısı yaparken, öbür yandan en ufak bir hak talebinde bulunan herkesi tutuklamakta. Hatta artık bu saldırı yalnızca hak arayan Kürt halkına, vekillerine değil, avukatlarına da yönelmiş durumdadır“ diyen Sarıkaya şöyle devam etti: „Operasyonları istedikleri kadar genişletsinler. Kürt halkının binlerce avukatı, siyaset yapabilecek binlerce insanı vardır.“
Halkların Demokratik Kongresi Yürütmesi adına konuşan Prof. Dr. Gençay Gürsoy ise, „Artık hiçbirimizin güvencesi yok“ dedi.
ÇHD’li avukatlar
Ankara’da da Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) üyesi avukatlar Yüksel Caddesi İnsan Hakları Anıtı önünde, meslektaşlarının serbest bırakılmasını istedi. ÇHD Ankara Şube Başkanı Murat Yılmaz, „Bugün burada olan bizler, iktidarın doğrudan hedefi durumundayız. Ancak dün olduğu gibi yarın da toplumsal muhalefetin yanında olmaya, haklarımız ve geleceğimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz“ dedi.
ÇHD Adana Şubesi’ne bağlı avukatlar da dün Adliye Binası önünde açıklama yaptı.
Batman Barosu da yazılı bir açıklama yaparak gözaltına alınan üyeleri aynı zamanda BDP Batman İl Başkanı Av. Mehdi Öztüzün ile tüm avukatların serbest bırakılmasını istedi.
DİHA/HABER EKİBİ
Barolar Birliği: Açık hukuk ihlali
Türkiye Barolar Birliği (TBB) avukatlara yönelik operasyona tepki göstererek, gözaltı ve aramaların Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelere ve Avukatlık Kanunu hükümlerine açıkça aykırı olduğuna dikkat çekti.
TTB Yönetim Kurulu yazılı bir açıklama yaparak Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının büro ve evlerine yönelik baskın ile gözaltılarda yasaların ihlal edildiğini belirtti. Açıklamada, "4667 sayılı Kanun ile değişik 1136 sayılı 'Avukatlık Kanunu'nun 1/2.maddesi hükmüne göre avukat, 'yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eder'. Aynı kanunun 58. maddesi hükmüne göre, avukat yazıhaneleri ve konutları ancak mahkeme kararı ile ve kararda belirtilen olayla ilgili olarak Cumhuriyet Savcısı denetiminde ve Baro temsilcisinin katılımı ile aranabilir" denildi.
Hukukun evrensel ilkesi olan "savunmanın vazgeçilmezliği"nin hayata geçirilebilmesi için, Türkiye'nin de taraf olduğu "Avukatların İşlevlerine İlişkin Temel İlkeler"e yani "Havana Kuralları"na (m. 16/a-c) dikkat çekilen açıklamada, "Hükümetlerin avukatların; 'hiçbir baskı, engelleme, taciz veya yolsuz müdahaleyle karşılaşmadan her türlü mesleki faaliyeti yerine getirmelerini, kabul görmüş meslek ahlak kurallarına, görevlerine, standartlarına uygun faaliyette bulundukları için kovuşturma veya idari, ekonomik veya başka bir yaptırımla sıkıntı çekmemelerini, baskı ve tehditle karşılaşmamalarını sağlamakla yükümlüdürler" denildi.
Aynı şekilde Havana Kuralları'nın 22. maddesine göre, hükümetlerin "Avukatlar ile müvekkilleri arasında mesleki ilişkiler kapsamındaki bütün haberleşme ve görüşmelerin gizli olduğunu kabul eder ve buna saygı gösterirler" denildi.
DİHA/ANKARA