Scholz hükümetine çağrı: Êzîdî soykırımını tanı

Dünya Haberleri —

21 Haziran 2022 Salı - 17:05

DAİŞ çetelerinin esir aldığı Êzîdî mağdurlardan Hakeema Taha ve Hawar help derneğinin kurucusu Düzen Tekkal da konuşmacılar arasındaydı.

DAİŞ çetelerinin esir aldığı Êzîdî mağdurlardan Hakeema Taha ve Hawar help derneğinin kurucusu Düzen Tekkal da konuşmacılar arasındaydı.

  • Alman Federal Meclisi’nin İnsan Hakları ve İnsani Yardım Komisyonu’nda konuşan uzmanlar, Scholz hükümetinden DAİŞ çetelerinin Êzîdîlere yönelik sistematik insanlık suçlarını “soykırım” olarak tanımasını talep etti.

Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi ve Hollanda ile Belçika gibi kimi Avrupa ülkeleri, 3 Ağustos 2014 tarihinde DAİŞ çetelerinin Êzîdîlere yönelik vahşi saldırılarını ve insanlık dışı suçlarını “soykırım” olarak tanımasına rağmen Alman hükümeti bu konuda yıllardır tek bir adım atmadı. Geçtiğimiz Şubat ayında Federal Meclis’in Dilekçe Komisyonu’nda konu gündeme geldi ve uzmanların İnsan Hakları ve İnsani Yardım Komisyonu’nda dinlenmesine karar verildi. Bu talep doğrultusunda İnsan Hakları ve İnsani Yardım Komisyonu’nun Federal Meclis’te Pazartesi günü gerçekleştirilen toplantısında, DAİŞ çetelerinin Êzîdîlere yönelik soykırımını araştıran ve mağdurlara destek sağlayan uzmanlar ile Êzîdî kuruluşların temsilcileri dinlendi. Hem uzmanlar hem de kurum temsilcileri, Alman hükümetinin Êzîdîlere yapılanları “soykırım” olarak kabul etmesi gerektiğini söyledi.

İnsanlığa karşı suç işlendi 
Hazırladığı raporu komisyona sunan Humboldt Üniversitesi’nde uluslararası ceza hukuk uzmanı olan Prof. Dr. Florian Jeßberger, DAİŞ’in Êzîdîlere yöneliminin insanlığa karşı suç olarak değerlendirilebileceğini vurguladı. Ceza hukuk uzmanına göre, bu özellikle kaçırılan, tecavüze uğrayan ve köle olarak satılan binlerce Êzîdî kadın ve kız çocuklarına karşı işlenen suçlar için geçerli. Jeßberger, DAİŞ çetelerinin Şengal’de Êzîdîlere karşı işlediği insanlık suçlarının uluslararası hukuka göre, “soykırım” olarak tanımlanması gerektiğini söyledi. 

Emsal karar alınmıştı
Jeßberger ancak faillerin soykırım suçlarının münferit vakalarda kanıtlanması gerektiğine de dikkat çekti. Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi 30 Kasım 2021'de verdiği bir kararda bunu yaptı. Êzîdîlere yönelik insanlık suçları 7 yıl sonra dünyada ilk kez bir mahkeme tarafından “soykırım” olarak nitelendirilmişti. DAİŞ çete üyesi Irak vatandaşı Taha El-Jumailly, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı. Münih Eyalet Yüksek Mahkemesi ise Taha El-Jumailly’nin suç ortağı olan Alman eşi Jennifer W.’e de insanlığa karşı suç işlemekten 10 yıl hapis cezası vermişti. DAİŞ’li çift,  2015 yılında esir pazarından satın aldıkları 5 yaşındaki Êzîdî bir kız çocuğunun susuzluktan ölümüne neden olmuştu. 

Suçların kanıtları var
DAİŞ’in Irak'taki suçlarıyla ilgili BM soruşturma ekibi UNITAD'ın Başkanı Christian Ritscher de konuşmasında, soruşturma grubunun bir yıl önce BM Güvenlik Konseyi'ne sunduğu nihai rapora atıfta bulundu. Rapora göre, DAİŞ’in işlediği suçların açıkça “soykırım” anlamına geldiğine dair "açık ve ikna edici kanıtlar" var.

Nazi dönemini hatırlatıyor 
Prof. Dr. Jan İlhan Kızılhan ise travma geçirmiş mağdurlarla yaptığı çalışmaları aktardı. Kültürlerarası Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Başkanı olarak 2014'ten beri kaçırılan, tecavüze uğrayan ve esir pazarlarında satılan 2 binden fazla Êzîdî kadın ve çocukla konuştuğunu aktaran uzman, "Korku hayal edilemez. Êzîdîler toplu bir travma yaşadı” dedi. Psikoloğa göre, mağdurların hikayeleri, Naziler tarafından yapılan sistematik ve Holokost'u hatırlatan bir zulme de işaret ediyor. 

Taha: Desteğimiz yoktu
Mağdurlardan Hakeema Taha da komisyonda dinlendi. Genç kadın, DAİŞ çetelerinin kendi köyü Kojo'ya düzenlediği saldırıdan sağ kurtuldu ve 2015 yılında DAİŞ esaretinden kurtarıldıktan sonra Almanya'ya geldi. Taha, ailesini kaybetmesini, dayak yemeyi, korkuyu ve köydeki eski Müslüman komşuların DAİŞ çetelerinin terörüne katılmasının dehşetini şöyle aktardı: "Desteğimiz yoktu."

Tekkal: Cezasızlığı sonlandırın
Hakeema Taha gibi kadınları destekleyen Hawar help Derneği’nin kurucusu Düzen Tekkal de davet edilen diğer uzmanlar gibi DAİŞ’in Êzîdîlere yönelik suçlarının “soykırım” olarak tanınması istedi. Tekkal, Frankfurt Yüksek Eyalet Mahkemesi'nin DAİŞ çetesine yönelik kararını ise "dönüm noktası" olarak nitelendirdi. Bu tavrın siyasi olarak takip edilmesi gerektiğini söyleyen Tekkal, "Cevap ancak soykırımın gerçekleştiğinin nihayet kabul edilmesiyle olabilir" dedi.

Karar tüm Êzîdîleri etkiler
Komisyonda konuşan Berlin'deki Êzîdî İşleri Dairesi Eşbaşkanı Gohdar Alkaidy de “Yüz yıllar boyunca Êzîdîler anavatanlarında ayrımcılığa uğradı, haklarından mahrum bırakıldı ve sistematik olarak zulme uğradı. En sonda da IŞİD’in saldırılarına ve katliamlarına maruz kaldı” diyerek, milletvekillerini "tarihi fırsatı" değerlendirmeye ve soykırımı tanımaya çağırdı. 
Alkaidy, Almanya’nın bu kararının bütün dünyada yaşayan Êzîdîleri etkileyeceğini bildirdi.

Tanıma korunma sağlar
Komisyonda söz alan isimlerden biri de Almanya'daki Êzîdî Dernekleri Birliği Merkezi (NAV-YEK) üyesi Yılmaz Kaba’ydı. Almanya’da yaşayan Êzîdîlerin dünya çapındaki en büyük Êzîdî nüfusunu oluşturduğuna dikkat çeken Kaba, “Alman hükümetinin Êzîdîlere yapılanları soykırım olarak tanıması, Êzîdîlerin korunması açısından önemli bir adım olacak” diye konuştu. Kaba son aylarda saldırılarla gündeme gelen Şengal’in statüsünün de tanınması gerektiğini ifade etti.

DAİŞ Şengal’e saldırmıştı
DAİŞ çeteleri, 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal ve civarına saldırarak Êzîdîleri soykırımdan geçirmişti. Êzîdîlerin “73. Ferman” olarak tanımladığı soykırımda binlerce kişi vahşice katledildi. 400 bine yakın Êzîdî ise yerinden edildi. Çoğu kadın ve çocuk olan 7 bin civarında Êzîdî ise insanlık düşmanı çeteler tarafından kaçırılarak köle pazarlarında satıldı. Bunlardan 4 bini geçen yıllar içinde kurtarılırken, 3 bin kadın ve çocuğun akıbeti hala bilinmiyor. 

Gerilla binlerce kişiyi kurtardı
DAİŞ Şengal’e saldırdığında KDP’nin emriyle kentten kaçan peşmergeler, kadın, çocuk, yaşlı ve genç binlerce Êzîdîyi kaderine terk etmişti. Êzîdîlerin daha büyük bir kıyımdan kurtulmasında HPG gerillalarının çetelerden kaçarak Şengal Dağı’na sığınan sivillere yönelik büyük bir kurtarma operasyonu başlatması ve ardından Rojava’da YPG’nin DAİŞ’e karşı verdiği amansız mücadele çok etkili olmuştu. HABER MERKEZİ

paylaş

   

Yeni Özgür Politika

© Copyright 2022 Yeni Özgür Politika | Tüm Hakları Saklıdır.