- DAİŞ’in Şengal soykırımının üzerinden 12 yıl geçti. 2 bin 700 Êzîdî kadın ve çocuğun akıbeti hâlâ belirsiz. Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu üyesi Feleknas Uca, “Dünyanın gözü önünde ‘beyaz ferman’ devam ediyor” dedi.
DAİŞ’in Êzidîlere yönelik 3 Ağustos 2014 tarihinde gerçekleştirdiği soykırım saldırılarının üzerinden 12 yıl geçerken, binlerce Êzîdî hâlâ kayıp.
1Kaçırılan ve zorla alıkonulan Êzîdî kadın ve çocukların kurtarılması için Amed’de 2015 yılında Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu kuruldu. Platform üyesi Feleknas Uca, saldırıların yıldönümü ve platformun çalışmalarına dair MA’dan Rukiye Payiz Adıgüzel'e konuştu.
Şengal’i Êzîdîsiz bırakmak istediler
Feleknas Uca, Êzîdî liğin Kürdistan’ın temeli olduğunu ve bu kültür uğruna büyük bedeller ödendiğini söyleyerek, “Bugün 74 fermandan bahsediliyor ama belgelenmemiş onlarca ferman var. Amaçları Êzîdîleri Ezîdxan’dan sürmek, Şengal’i, Kürdistan'ı Êzîdîsiz bırakmaktı. Şengal, Kürdistan'ın kalbindedir. Kürdistan'ı kalpsiz bırakmak, onun bir parçasını yok etmekti” diye belirtti.
Önder Apo uyarmıştı
Önder Apo’nun 2004’te Êzidîlere, "Şengal'i koruyun, büyük tehlikeler var, fermanlarla karşı karşıya kalabilirsiniz. Êzîdî halkının örgütlenmesi, kendisini koruması, savunmasını kendi eliyle inşa etmesi gerekir" şeklinde bir çağrıda bulunduğunu hatırlatan Feleknas Uca, sonrasında 2004 ile 2006 yılları arasında defalarca Şengal’e gittiklerini ve Önder Apo’nun mesajının önemini Êzîdîlerle paylaştıklarını dile getirdi.
Platform sorumluluk üstlendi
Feleknas Uca, belediye eşbaşkanları ve sivil toplum örgütleri ile birlikte Êzîdî halkının bulunduğu bölgelerde kriz masaları kurduklarını belirterek, “Êzîdîlerin daha önce yaşadığı köylerin yeniden inşası, ailelerin yerleştirilmesi, kampların kurulması sağlandı. O dönemde Şengal’den gelen 34 binin üzerinde Êzîdî halkımızı Kuzey Kürdistan’da karşıladık ve yerleştirdik. KJA olarak kurumlarımızın yardımıyla platform çatısı altında Kobanê’ye gittik. DAİŞ’in elinden kurtarılan kadın ve çocukları Amed’e getirip sağlık ve psikolojik tedavilerini üstlendik. Duhok’a götürüp ailelerine teslim ettik. Bu süreçte daha fazla kadın özgürleştiği için platformumuzu kurduk. Bu platformla Kuzey Kürdistan’daki binlerce Êzîdî için hizmet yürüttük; arşivlerini tuttuk, müzakereler yaptık.”
Koridor hayat kurtardı
Yaklaşık 5 bin ile 7 bin arasında kadın ve çocuğun kaçırıldığını, 450 binden fazla insanın yerinden edildiğini kaydeden Feleknas Uca, “O dönemde ilk olarak PKK’nin 12 savaşçısı, Şengal’e ulaştı ve büyük bir koridor açtı. Bu koridor sayesinde 150 binden fazla insan kurtarıldı. 34 bini Kuzey Kürdistan’a geldi, 450 bininden fazlası ise Şengal Dağı üzerinden Rojava Kürdistan’ı Newroz Kampı’na, Sêmalka Kapısı üzerinden Zaxo, Duhok, Süleymaniye ve Hewler’e dağıldı” diye konuştu.
Avrupa’nın iki yüzlülüğü
Êzîdîlerin kamplara dağıtılmasının toplumu eritme politikası olduğuna dikkat çeken Feleknaz Uca, “Daha sonra Êzîdîleri Kanada, Avustralya, Amerika ve birçok Avrupa ülkesine dağıttılar. Bunu ‘psikolojilerini koruma’ ve ‘DAİŞ’in elinden kurtulanları tedavi etme’ adı altında yaptılar. Almanya devletinin özel bir stratejisi vardı; kadınları oraya götürüp tedavi ettiklerini söylediler ama bugün görüyoruz ki hâlâ Güney Kürdistan’daki kamplarda yaşıyorlar. Avrupa devletlerinin bu konuda bir sorumluluğu var. Mültecilik ve yardım adı altında Êzîdîleri getirdiler ama aslında Êzîdîleri kendi topraklarından uzaklaştırmanın önünü açtılar. Birçok Avrupa ülkesi, Şengal Fermanı’nı kendi yasalarında ferman kabul etti. Fakat Şengal’de Êzîdîler için somut olarak hiçbir şey yapılmadı” dedi.
2 bin 700 kadının akıbeti belirsiz
DAİŞ’in zorla alıkoyduğu 2 bin 700 kadının akıbetinin hâlâ belirsiz olduğuna dikkat çeken Feleknas Uca, “Êzîdî toplumu üzerindeki büyük tehlikeler ve korkular devam ediyor. Dünyanın gözü önünde Êzîdî toplumumuza yönelik ‘beyaz ferman’ devam ediyor. Bir fermandan kurtuldular ama bu fermanda daha fazlası diasporada başlarına geldi, geliyor. Bugün 2 bin 700 kadının akıbeti halen belirsiz, DAİŞ’in elinde. Onlarca toplu mezar henüz tam olarak açılmadı. Resmi rakamlara göre görülen, bilinen şeylerden bahsediyoruz fakat bilinmeyen, akıbeti belli olmayan, tüm ailesi katledilen, öldürülen ve aileden geriye hiç kimsenin kalmadığı durumlar da var.
Diri diri yakıldılar
DAİŞ eliyle gerçekleştirilen katliamlara dikkat çeken Feleknaz Uca, “Êzîdîlerin yaşadığı tüm köylerde toplu katliamlar yapıldı. Erkekler bir araya toplanıp toplu mezarlarda diri diri katledildi. Kafeslerde dinini değiştirmek istemediği için Êzîdî kadınlar yakıldı. Din değişikliğini kabul etmedikleri için diri diri yakıldılar, videoları çekildi ve bu videolar yayımlandı. Bu yüzden diyoruz; bu ferman dünyanın gözü önünde oldu. DAİŞ çetelerinin Êzîdî kadınlarına yaptığı o çirkin eylemler kanallarda yayımlandı” ifadelerini kullandı.
‘Bizi yalnız bırakmayın’
Ferman sonrası gerillaların geri dönüşünün ardından Önder Apo’nun çağrısının Şengal Savunma Gücü'nün kurulmasına yol açtığını dile getiren Feleknas Uca, “Bu ordulaşma, Şengal'deki Êzîdî toplumunun öz savunması oldu. Bugün Ezîdxan Savunma Güçleri varsa, altı yıldır varlığını sürdürüyorsa ve bugün Şengal Savunma Birlikleri bulunuyorsa; bu ordulaşma, Kürt Halk Önderi’nin öz savunma çağrısı üzerine gerçekleşti. Özgürlük gerillaları Şengal'den çekildikten sonra, savunma gücü kuruldu, meclisler kuruldu. O dönemde toplumun gerillanın önüne geçip ‘Gitmeyin, bizi yalnız bırakmayın’ dediği tablo hepinizin gözünün önündedir” dedi.
‘Bizi korumalarını mı bekleyeceğiz?’
Êzîdî toplumunun birçok komutanının Türkiye’ye ait dronlarla hedef alındığını söyleyen Feleknas Uca, “Çünkü Êzîdî toplumunun öncülerinin kendi toplumlarını örgütlemesini istemediler. Tarihte 70-80 yaşındaki bir ananın küçük bir silah alıp mevziye gitmesi ve Şengal'i savunması gibi bir şey görülmemiştir. Toplumun kendi kendini örgütlemesi gerekir. Uluslararası kurumların gelip bizim için bir şey yapmasını mı bekleyeceğiz? Bugün kendimizi koruyacak gücümüz var, kendimizi koruruz” diye belirtti.
Tehlike devam ediyor
Şengal üzerinde çok farklı bir siyasetin yürütüldüğünü dile getiren Feleknas Uca, şöyle devam etti: “Bugün yine görüyoruz ki Şengal üzerindeki tehditler devam ediyor. Êzîdî toplumunun hala Güney Kürdistan’daki çadırlarda hayatlarını sürdürdüklerini görüyoruz. Şengal hâlâ tamamen inşa edilmiş değil; Şengal üzerindeki büyük korkular, büyük tehlikeler devam ediyor. DAİŞ çeteleri, Irak merkezi hükümetinin affıyla Şengal çevresine yerleştirildi. Yine Hol Kampı’ndan kaçan çeteler birer birer serbest bırakılıyor. Bugün Şengal’in yakınlarına yerleştirilmiş durumdalar. Êzîdî toplumu bir kez daha fermanla yüz yüze kalmaktadır. Bu tehditler nedeniyle Êzîdî toplumu kendisini korumak zorundadır.”
Şengal’in statüsü kabul edilmeli
Irak hükümetinin Şengal Fermanı’nı resmen kabul etmediğini, 2014’te Şengal’deki askerî gücün kaçtığını hatırlatan Feleknas Uca, şunları ifade etti: “Şengal'i korumadılar. Sen bugün kendi şehrini koruyamıyorsun, Musul'u 24 saat içinde koruyamadın. Şengal'i nasıl koruyacaksın? Bu yüzden merkezi hükümetin Ezîdxan Savunma Gücü'nü derhal resmi bir güç olarak kabul etmesi gerekir ki; o güç kendi toplumunu koruyabilsin. Şengal'in inancı kendi gençlerine, öz savunma gücüne dayanmaktadır. Bu nedenle de resmi olarak kabul edilmeleri gerekir. Başka bir fermanın önüne geçilmesi için Şengal'in statüsünün kabul edilmesi gerekir.” HABER MERKEZİ