Son dönemde Kürt basınından ve uluslararası medyadan birçok yayın organı Koma Civakên Kurdistan (KCK) Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık ile görüştü. Wala PRESS’ten Esat Cebbarî, Livîn dergisinden Helo Mêrgeyî, Günlük yayınlanan Medya Gazetesi, Rêga tv’den Aras Hemed Emîn, Azadî Radyosu ve Rêgay Kurdistan Gazetesi’nden Mihemed Çawşîn, Fransız Le Monde Gazetesi’nden Guillaume Perrier, BBC Dünya Servisi'nden Mahmut Hamsici, son 15 günde Medya Savunma Alanları’na gelen basın mensuplarından bir bölümü. Cemil Bayık, çözüm sürecinde gelinen aşama, yakın tarihte gerçekleşmesi beklenen Kürt Ulusal Kongresi, Rojava devrimi ve Suriye’deki çatışmalara ilişkin soruları yanıtladı.

Bayık, barış ve demokratik çözüm sürecini hiçbir yazılı belge ve protokol olmadan, üçüncü bir gözlemci, garantör gücü devreye koymadan büyük fedakarlıklarla; kendi iradeleriyle başlattıklarını ifade etti.
Cemil Bayık, sürecin ilerletilmesi için önerdikleri 8 komisyonun mecliste tartışılıp kararlaşmasını istediklerini ve bunun üçüncü aşamaya geçmek için şart olduğunu, bu olmazsa artık sürecin eskisi gibi yürümeyeceğini açıkladı. Bayık, devamla şunları söyledi: “Hareketimizin tutumu Türk devletinin tavrına göre değişecektir. Barış isteniyorsa barış, savaş isteniyorsa savaş! Bu AKP ve devletin kararı olacaktır. Bize savaş dayatanla savaşırız. O zaman gerilla nasıl geri çekildiyse öyle de geri döner ve savaş herkesi yakar. Onlarca yıl daha savaşabilecek güçteyiz. Bu yüzden sürece taktik değil, stratejik yaklaşılmalıdır. 1 Eylül uyarımız bunun içindir. Biz demokratik siyasal çözümde ısrarlıyız. Onun için AKP’nin adım atmasını ve üçüncü aşamaya bir an önce geçilmesini istiyoruz. Barış ve çözüm sürecinin, buna dönük attığımız adımların AKP’nin basit seçim hesaplarına kurban edilmesine izin vermeyiz. Sürecin sabote edilmesini istemeyen herkes AKP’yi çözüm için adım atmaya zorlamalı, toplumsal baskıyı artırarak bu tarihi sürece sahip çıkmalıdır.”

Alevi de olabilirim düşmanlık niye?

BBC Türkçe, muhabirleri Mahmut Hamsici'nin KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık ile yaptığı söyleşinin bir bölümünü de dün yayınladı. Bayık, bu bölümde daha çok şahsına karşı yürütülen psikolojik savaş manipülasyonlarıyla ilgili soruları yanıtladı. Söyleşinin ilgili bölümleri şöyle:
KCK’nin tepesindeki değişiklikten sonra Türk basınında çıkan haberlere bakarsak Bayık 'örgütteki şahin kanadın lideri', 'İran yanlısı' ve 'çözüm sürecinin düşmanı'.
Ona göreyse bu iddialar sadece yanlış değil, bilinçli bir 'psikolojik savaşın parçası'.
Örgüt içinde 'Cuma’ kod adıyla bilinen Bayık, PKK bünyesinde şahinler ve güvercinlerin bulunduğunu dillendirmenin amacının, "PKK’de sürece karşı olan şahin kanat göreve geldi" görüntüsü vermek ve çöküşün zeminini yaratmak olduğunu söylüyor.
"Yani KCK’deki görev değişikliğinin hiçbir özel anlamı yok mu?" Bayık’a göre kesinlikle yok…

İran yanlısı mı?
İran yanlısı olduğu iddiaları açıldığındaysa gülüyor ve "Buna çocuk bile inanmaz. Güler geçer" yorumunu yapıyor.
Bayık kendisi için Türkiye ile İran arasında Kürt sorununa yaklaşım açısından hiçbir fark olmadığını, birini diğerine tercih etmeyeceğini söylüyor.
İran yanlılığı iddialarının yanında, Alevi olduğunun da yazıldığını hatırlatınca da şunları söylüyor: "Ben Sünni mezhebinden gelen biriyim. Hatta onun da Hanefi kolunda olan biriyim. Benim anam, babam namazında, niyazında, hacca gitmiş insanlar. Alevi olmadığım halde Alevi gibi gösteriliyorum. Kaldı ki Alevi de olabilirim. Neden Alevi düşmanlığı geliştirilmek isteniyor?"

Eskiden Beşiktaşlı

Söyleşide 'siyasi sorular' bittikten sonra Cemil Bayık’la siyaset dışındaki ilgi alanlarını konuşuyoruz. "Benim bütün yaşamım, zamanım, bu toplumun insanını yeniden yaratmakla geçiyor. Zaman yetmiyor. Onun için uğraşacak başka bir şeye fırsat bulamıyorum. Fırsatım olsa ilgilenirdim elbet" diyor.
"Neyle mesela?" Bunun sorunca öğrencilik yıllarında 'müzikle, resimle, basketbolla, voleybolla ilgilendiğini' anlatıyor.
Anlattığına göre futbolla artık ilgilenemediği için takım tutmuyormuş. Tuttuğu dönemdeyse Beşiktaşlı'ymış. Zamanında bu tercihi yapmış çünkü Beşiktaş yoksulların takımı olarak görülürmüş.
Müzik olarak otantik müzikten hoşlanırmış. "Hangi şarkıcılar mesela?" deyince Aram Tigran, Ayşe Şan ve Meryem Xan’ın ismini veriyor.
Kitap olaraksa her alandan okumalar yaptığını son olarak bir Alman arkeologun Göbeklitepe’yle ilgili araştırmasını okuduğunu söylüyor...