Faşizm koşullarında seçim diktatörlüğün üstüne örtülmüş parlak renklerle bezeli, allı morlu, çiçekli, böcekli vaktiyle Bursa ipeğinden yapılıp, darbeden darbeye sandıktan çıkarılan bir şaldır. Geç karşısına seyret, hayale dal, kafanda kristalden bir sandık, içinde incecik altından imal edilmiş oy pusulaları, say sayabildiğin kadar. Bir de bakmışın Cumburlop başkanı ya da “nerediye” azası olmuşsun da çoluk çocuk maaile bayram yapmaktasın.

Çek al o şalı, altından her tarafı kıllarla kaplı, dişleri kanlı, kulakları sivri, burnu sümüklü bir üryan diktatör karşına çıkar.

“Seçime” inanan aydın o anda şaaak diye düşer korkudan bayılır. Nazenin demokrat öğüre öğüre helaya koşar kendi kusmuğunda boğulur. Şalın şaşaasına hayran hayran bakıp hülyaya dalan “bilmem ne adayı” anında altına eder. Rüyasından uyanıp soluğu apteshanede alır.

Öyle olduğu için bu gibiler, Şalı çekip almaya kalkanların elini kolunu bağlar. Onlar böyle yapınca, şalın altından kıllı bir pençe uzanır, savurduğu gibi şalı çekiştirenin yüreğini koparır.

Ondan sonra gelsin “seçim festivali”... Bir “sayımdır” başlar. Olmazsa ikinci “sayım” kapıda. O kapının ardında üçüncü “sayım” alesta beklemekte. Say sayabildiğin kadar. İş saymakla bitse ne ala. Bir de sayılan oyların aritmetiksel, matematiksel, cebirsel, geometrik, astro-fizikal hesaplamaları var.

Tam bunları yazmıştım ki, ekranda Orhan Bursalı karşıma çıkıverdi. Bir elinde kerrat cetveli, diğerinde logaritma cetveli, bir oy pusulasının üstüne eğilmiş, pür dikkat tuhaf hesaplamalar yapıyor. Okuyorum:

“Türkiye geneline bakıldığında, ülke genelindeki tüm oy dağılımında da (aralarındaki oy oranı bakımından) 2014 seçimlerindeki oy oranı olan yüzde 71’in 2019 seçimlerine uygulanmasıyla;

AKP’nin (MHP’den arındırılmış oyu) 23 milyon 977 x 0.71 = 17 milyon 023

Türkiye genelindeki oranı: 17 milyon 023 / 46.431 = % 36.7. Hesaplamadaki 46 milyon 431 bin, 2019 seçimlerinde ülke genelindeki toplam geçerli oy sayısıdır.

SONUÇ: 2014 seçim verilerinden yola çıkılarak yapılan yaklaşık hesaplamada, 2019 seçimlerinde AKP’nin (MHP oylarından arındırılmış) oy oranının yüzde 36.7 olduğu görülmektedir.”

Bunu okuyan cesarete gelip şalı çektiğinde canavarın kan revan içinde can çekiştiğini sanacak...

Biz faşizm öyle seçimle gitmez filan diyoruz ya, Orhan Bursalı uyanık; “doğru gitmez ama ‘el Cebra’ ve de uzay geometri ölçümleriyle basbayağı gider” demeye getiriyor. Hatta “gitti bile” dediği açık. Faşist partinin oyları inmiş yüzde 36.7’ye... Muhalif seçmen davul zurna eşliğinde bayram ediyor.

Şalın altındaki canavar bu sayıyı duyunca, kendisinden beklenmeyen bir gevreklikle başlıyor kıkır kıkır gülmeye... Poposuyla şalı havalandırdıkça, alttan kerih bir koku tüm Türkiye’ye yayılıyor. Kıllı parmağının uzayıp eğrilmiş tırnağıyla Orhan Bursalı’yı bir gıdıklıyor, o da gülmekten öle yazıyor.

Quto bu iç bulandırıcı manzara karşısında kapıldığım dehşet duygusunu anlamış olacak ki, önüme bir ANF haberi koyuyor, “Veysi abe, sen bunları boş ver, bizim abelerimiz gerçeği yaziy” diyerek, çekip gidiyor. Okuyorum:

ANF soruyor: “Seçimler tamamlandı. İlk olarak ne söyleyeceksiniz?”

KCK Yürütme Konseyi Üyesi Xebat Andok yanıtlıyor:

“İlk olarak söyleyeceğim şey, bu yapılanın seçim olmadığıdır. Gerçekten de yaşanan bir seçim değildi, bir savaş haliydi ve bu savaş hali hala sürüyor. Şimdi herkes seçimin sonuçlarını değerlendiriyor ama ortalıkta seçim yok ki, sonuçları doğru değerlendirilebilsin. Seçim, kendisini halka seçtirmek isteyen insanların, partilerin eşit koşullarda yarışarak halkın önüne çıkmasıdır. Erdoğan-Bahçeli faşist ikilisi, insanların-partilerin seçilme, halkın da seçme hakkını elinden aldı. Dolayısıyla seçme ve seçilmenin özgürce gerçekleşmediği bir sürece de seçim denmez.

Aslında bu faşizm koşulla rında muhalefet açısından en tutarlı duruş, seçimlere girmemekti. Faşizm koşullarında demokratik bir seçim yapmanın mümkün olmadığını söyleyerek, faşizme tutum almalıydılar. Öyle bir şeyin gerçekleşmesi halinde belki tüm belediyeleri AKP-MHP faşist iktidarı alırdı ama ne içte ne de dışta bir meşruiyetleri olurdu. Ama HDP dışındaki diğer siyasi partilerin durumu ortada. O nedenle bunu yapmazlardı, nitekim yapmadılar da.”

Ben de ekliyorum: Seçim şalı ile örtünen canavar az sonra yeniden arz-ı endam edecek.

O halde gündemin birinci maddesini yazalım: PKK Önderi’nin üstündeki tecridi kaldırmak için 150 günü deviren Leyla Güven, zindan grevcileri, Strasbourg’daki arkadaşlar, dünyanın dört bir yanında ölüme meydan okuyanlar...