
Türkiye’deki genel seçimlere tarihsel değer atfetmek için “özgür secimler” şartı gerekir. Ama hala yasal olarak bunun birçok zorluğu mevcut. Kürt-Kürdistan adıyla parti kurmak yasak, bu adlardan biriyle seçimlere girmek mümkün değil. Kürtçe seçim çalışmalarının önündeki zorluklar da biliniyor. Kürt siyaseti bu tip zorlukları çevresinden dolanarak aşıyor, ama bu defa 1930’ların “istikrar” otoriterliğinden esinlenilmiş yüzde 10’luk baraj sıkıntısı çıkıyor Kürt hareketinin karşısına. Kürtler için seçimler eskiden özgürlük hareketi için siyasi gücünü görmek iken şimdi bu siyasi gücünü temel bazı hedeflere varmak için bir ölçüte vurmak oldu. Kürtler açısından dönemin temel sorunu PKK ve Öcalan’ın başlattığı çatışmasızlığı eşit koşullarda gelişecek bir müzakereye çevirmek. Bundan önceki seçimlere çatışmasızlıkla girmeyi kendi avantajı sayan AKP ise bu defa çatışma koşullarından beslenerek Türk milliyetçiliğini organize şekilde oya çevirme derdinde. Bunun için her fırsatı kolluyor. Türklerin belli kesimlerinden de çatışmasızlığa pozitif ilgi olunca AKP için handikap başladı. Zira Türklerin HDP’ye yönelmesi seçim sonrası olası meclis matematiğinde AKP’yi PKK ile doğrudan masaya oturmaya zorlayacak. Erdoğan’ın Türk tipi diktatoryal sistem arzusu bunu engelleyebilir de ama sinik de olsa sorumlu bir hükümet kansız bir geçişle demokratik Türkiye için uygun, yeni bir anayasa geliştirebilir. Tabii, bunlar hep normal şartlar için önermeler… Ankara’da kravatlı halifenin daha çılgın planları olabilir. Bu defa sadece Kürtler zarar görmeyecek herkes ektiğini biçecek. Her kesim bu çılgınlığın bedelini öder. Bunu arzulamıyoruz elbette, lakin AKP’ye yakın etkili yetkili kurumlar ve kişiler de çok sessiz…
Güdük kampanya ve etkili kampanya
Kur’an’ı mızrakların ucuna takarak oy istemeye kadar işi vardırdıklarına göre düşündükleri sistem çok zalimane olsa gerek. Seçim kampanyalarını bu temelde sürdürmedeki ısrar Kürdistan halkları açısından karşılık bulmadı. Erdoğan ve onun taklidi kısa başbakanın Kürdistan illerindeki mitingleri önceki seçimlere göre oldukça sönük, oldukça coşkusuz, oldukça zayıf… Yerel seçimlerde KRG başkanı Mesut Barzani’yi Amed’e davet ederek yaptığı seçim şovu bile işe yaramamıştı. Sadece sayın Barzani’nin Kuzeyli Kürtler nezdinde zaten az olan itibarının sarsılmasına yol açtı. Bunu Kobanê’ye pêşmerge göndererek telafi etse de bu günlerde yine AKP hükümetini Kürdistan’da masum gösteren açıklamaları ile kırıklık yaratmaktadır. Birkaç ay önce “TC, Kobanê’ye geçişimizi geciktirdi, yeterince yardım etmedi” açıklaması yapmışken 9 Mayıs tarihli açıklamasıyla TC’ye Kobanê’yi kurtarma rolü verdi, onunla yetinmedi, o rolü yüceltti. Bu son açıklamanın seçimlerde AKP’ye sunduğu mahcup destekle ilgisi olabileceğini düşünüyorum. Kürt ulusu Kobanê’de IŞİD’e kimlerin arka çıktığını hiç unutmadı, unutmayacak; bu seçimlerde de onu cezalandırma tercihini kullanacak. Erdoğan ve ekibi hiçbir açıklamasında “Biz olmasaydık Kobanê düşerdi” demedi. Aksine her fırsatta Kobanê’nin düşeceği beklentisini meydanlarda haykırdı. ABD’nin “demokratik zorbalıkla” uçaklara tonlarca silahı Kobanê’ye ulaştırması ise Erdoğan’nın yıkımı olmuştu. Bu seçimlerde Kürtler Kobanê’yi cezalandırmak isteyen Erdoğan ve ekibini hesaba çekecek. HDP, bu hesabın siyasi cismi oluyor. Bizim açımızdan seçimlerin bir yönü de budur.
Mitinglere göre seçim tahminleri
Miting kalabalıklarından bazı tahminlerde bulunmak pek sağlıklı olmasa da yine de keyifli bir aktivite olabilir. Türkiye ve Kürdistan geneli için rakamsal tahmin yapmak için elimde herhangi bir veri yok, ama beklentim o ki barajı geçmek sürpriz değil. Eğer organize ve sistematik bir hile olmazsa HDP önemli bir sayı ile mecliste temsil edilecektir. Erdoğan’ın Diyarbakır mitingi AKP için sonun başlangıcı gibi sönüktü. 5-6 bin kişilik bir kalabalığa hitap eden Erdoğan’ın AKP için artık zararlı bir lider olduğu gerçeği de görüldü. Davutoğlu’na kalsa Kobanê’ye pêşmerge koridoru açmayı kampanyada kullanacak, ama ustası izin vermiyor buna sanki. Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Diyarbakır’dan aldığı yüzde 33’lük oy birkaç puan aşağı düşebilir. Bu, HDP’nin yüzde 70’i bulması demek. Bingöl’de Erdoğan’ın birkaç seçimdir yüzde 60 ve üstü gördüğü rakamlar HDP’nin son seçim mitingiyle AKP açısından artık nostalji olacak gibi duruyor. Kimi çevrelere göre HDP, yüzdelik dilimde de AKP’yi aşacak gibi. Kötü bir sürpriz olmazsa bu seçimin en dikkat çekici sonuçları Bingöl’de olabilir. Ağrı‘da giderek yükselen HDP oyu yüzde 63’ü bulabilir. Dersim’de ise yüzde 50’yi aşma imkanı görünüyor. Bitlis’te bu defa rakamsal büyüklüğü yüzde 47 bandında HDP yakalayacak gibi. Batman’da Raman aşiretinin HDP’ye katılımı ile yüzde 60’ın üstünde bir oran olabilir. Elazığ ise HDP mitingine göre en az bir vekil çıkaracak potansiyelde. Alevi ve Sünni Kürtlerin Elazığ‘da siyasi bir aracın etrafında kenetlenmeleri ise yeni dalga. Şırnak, Hakkari ve Mardin’de doygunluk yaşayan HDP oyu en azından cumhurbaşkanlığı oranını korur, hatta yükselebilir de…
Hakkari: Yüzde 81
Şırnak: Yüzde 73
Mardin: Yüzde 65
Türkiye metropollerindeki yüzdelik tahminler için mitingleri beklemek lazım, ama şimdiden umutlu olabiliriz. Newroz kalabalıklarına göre İzmir, İstanbul, Mersin, Antalya’da ciddi bir yükseliş bekleniyor. Tüm Türkiye’de HDP’ye şu veya bu düzeyde bir yönelim ise önümüzdeki dönemden umutlu olmamıza vesile olacaktır. En azından barışçıl alanın giderek genişlemesine dair…