Başlangıcı Osmanlı’nın meclisi mebusanına kadar uzansa da milletvekilliği ile Kürtleri satın alma geleneği cumhuriyet döneminde başladı. Mustafa Kemal’in başlattığı bu gelenek Cumhuriyet boyunca da devam etti.   

Mustafa Kemal’den sonra da her siyasi iktidar kendi Kürt'ünü ortaya çıkararak Kürtlere yönelik politikalarını bunlar üzerinde yürüttü. Sırasıyla İnönü, Menderes, Demirel, Özal, Ecevit, Çiller ve son olarak Tayyıp Erdoğan da bu yolu izledi

Parlamenterlik adı altında yürütülen işbirlikçilik AKP  iktidarı döneminde daha fazla öne çıktı. 2002, 2007 ve 2011 seçimlerinde AKP listesinden milletvekli seçilen işbirlikçi Kürtler, adeta Kürt düşmanı kesildi. Kürt Özgürlük mücadelesiniN bastırılması için faşist Türk ordusu ile anlaşan, Kürt gerillalarına karşı operasyonlar yaptıran, devlet terörü ile Kürt halkını sindirmeye çalışan, legal alan başta olmak üzere hiç bir alanda Kürt’e yaşama hakkını tanımayan, Kürt halkının dişle, tırnakla elde ettiği kazanımları yok etmek isteyen Recep Tayyip Erdoğan’ın faşist partisi AKP’yi desteklediler. İşgal ettikleri koltuk, kölesi oldukları para ve pul aşkına Kürtlere yönelik her uygulamaya “evet” dediler.

Bunlardan bazıları mecliste parmak kaldırma dışında bir fonksiyonları olmayacaklarını bildikleri halde aday oluyor. 

Bir çok seçim süreçlerinde görüldüğ gibi bu seçim sürecinde de ölçüsüzlük hatta seviyesizlik tavan yapıyor.  Bazıları ilkesizlik rekorunu kırarak, sol cepheden faşist AKP cephesine kapak atıyor. Ortalık devşiremelerden, savrulanlardan geçilmiyor.    

Yeri geldiğinde Kürtlük adına mangalda kül bırakmayan AKP’nin bu kulları Kürtler, “Kobanê düştü, düşecek“ diye seviç çığlıkları atan, Kürtlerin İŞİD tarafından katledilmesine alkış tutan Tayyip Erdoğan‘ın kucağına oturmuş, onun bahşedeceği bir milletvekiliğini bekliyor. 

TV’lere çıkıp, Kürt halkının gözü önünde Kürt özgürlük mücadelesine saldıran, hakaret eden işbirlikçi Kürtler de bunun karşılığı olarak AKP’den milletvekilliği istiyor. 

Bir istisnası yok. TV’lere çıkıp Kürt Özgürlük Hareketi'ne küfür edenlerin tamamı milletvekili olmak için AKP’ye başvurmuş. Bunları da Kürt halkınca işbirlikçilikleri tescil edilen, uşaklıkta birbirleriyle yarışan şeyh ve ağa çocukları izliyor.     

Özel Harp Dairesi’nin birer şubeleri gibi çalışan AKP’nin Kürdistan’daki il ve ilçe şubeleri, bu işbirlikçilerle dolup taşıyor. Yurtsever Kürtler de çıkarları uğruna halkına sırtını dönen, iktidarların verdiği kırıntılarla sisteme uşaklık eden bu işbirlikçi Kürtleri ibretle izliyor. 

 HDP, sistem partilerin çok farklı. Bu cephede  yurtseverlik, fedakarlık, emek, ilkeli yaklaşım ön planda tutuluyor. 

Buna rağmen, bu cephede de milletvekilliğin cazibesine kapılan, milletvekilliği, belediye başkanlığı gündeme geldiğinde egosu yükselip hep “ben” diyen, Kürt Özgürlük Mücadelesi'nin bana ihtiyacı var” şeklinde kendisine sevdalanan”, kendisine değil de akraba, eşe dosta güvenerek yola çıkan "miletvekiliğini en fazla hak eden benim” havasında olan, uzun bir süre sistem partilerine çalışan, sağa sola telefonlar yağdırarak destek arayan, HDP içinde yer almalarına rağmen zaman zaman ayrıksı duran, işin emek boyunu fazla düşünmeden aday adayı olanlar da var.       

Seçilirler, seçilmezler bu ayrı bir  konu. Demokratik mücadele içinde herkes aday adayı olabilir. Buna kimse itiraz etmiyor. Lakin, iç dış ve koşulların  Kürtler lehine olduğu bir süreç yaşanıyor. Kürt Özgürlük Hareketi bir yükseliş trendini yakalamış, koşullar her cephede kazanmayı olanaklı kılıyor. Kobanê zaferi ve bunun Kürdistan’nın tüm parçalarında özellikle de Kuzey Kürdistan’da yarattığı olumlu hava, dışarıda  kazandığı itibar, HDP’nin lehine bir sonuç ortaya çıkarmış bulunuyor. Kürt halkı açısından bu seçimin de ne kadar önemli olduğu biliniyor.  

Hal böyle olunca, bu hassas süreçte mazlum Kürt halkını Kürtleri laikiyle temsil edecek, bu uğurda bedel ödemeyi göze alacak, Kürt Özgürlük Mücadelesine iman etmiş, yaratılan değerlere bağlı, Kürt halkının güvenini kazanmış, gerçekten bu süreçe katkıda bulunacak adaylar gerekiyor. Bundan dolayı da  oylara da etkisi olacak adayların profilleri büyük bir önem taşıyor.  

Aday adaylarına ilişkin polemik, tartışma ve eleştiriler sürse de, aday adaylığı süreci de geride kaldı. Büyük bir olasılıkla HDP adaylarını kısa sürede açıklayacak. Bu hususta fazla bir sürpriz yaşanmayacağını, sosyal itibar elde etmek için milletvekili olma hesabı içinde olanların da hesaplarının tutmayacağını sanıyorum.  

Bu seçimle birlikte kadınların önü daha fazla açılacağını, gençlerin önündeki barikatların kırılacağını, çeşmenin başını tutanlar tarafından dışlanan emek sahibi, yetenekli Kürt Özgürlük mücadelesine bağlı, insanlarn da listelerde yer bulacağını umuyorum. Bu kritik ve seçimde, HDP yönetiminin de aday tespitinde liyakatı esas alacağına inanıyorum.