
Seçim süreçlerini organize etmede AKP’nin tüm partilerin önüne geçtiği açıkça görülmektedir. Eskiden CHP için bu sözler söylenirdi, fakat son on yıldır AKP’nin açık öne geçtiği herkesçe kabul edilmektedir. 2015 Genel seçiminin de bu temelde geçmesi için çalışıldığı gözlenmektedir. Bu nedenle AKP uzun süreden beri seçim çalışmalarını başlatmış bulunmaktadır.
Her seçimden önce gündemleşen yüzde onluk baraj konusunun bu seçim öncesinde de gündemleştiği görülmektedir. Bu sefer devreye Anayasa Mahkemesi de girmiş bulunmaktadır. Bireysel başvuru üzerinden baraj konusunun yüksek mahkemede tartışıldığı anlaşılmaktadır. Bu durum baraj sorunu olan partilerde ciddi bir heyecan yaratsa da AKP yöneticilerinin yaptığı olumsuz açıklamaların bu heyecanı sona erdirdiği söylenebilir.
AKP her ne kadar 12 Eylül rejimiyle hesaplaştığını iddia etse de aslında 12 Eylül rejiminin bir devamı olduğunu gösteren en önemli kanıtlardan biri yüzde onluk seçim barajı olmaktadır. Bir yerde bu baraja dayanarak AKP tek başına iktidarını sürdürmektedir. Bu konuda AKP’nin zihniyeti de 12 Eylül cuntasının zihniyetine benzerdir.
12 Eylül cuntası da böylesi yüksek barajı “istikrar” gerekçesine bağlıyordu. AKP yönetiminin gerekçesi de aynıdır. Her fırsatta AKP, söz konusu “istikrar” kavramına sığınarak kendini savunmaya çalışmaktadır. Aradaki fark sadece ekonomi ya da siyasetin öne çıkarılması noktasındadır. 12 Eylül cuntası siyasi istikrarı öne çıkarırken, AKP yönetimi ekonomik istikrarı öne çıkarmaktadır.
Tartışmalar ne olursa olsun, 2015 yaz başında da yüzde onluk seçim barajı ile “yarışılacağı” anlaşılmaktadır. Dolayısıyla tüm partilerin, özellikle de demokratik siyaset güçlerinin bu gerçeği iyi görmesi ve 2015 seçimlerine bu temelde yaklaşım göstermesi gerekli ve önemli olmaktadır. Söz konusu baraja rağmen seçimi kazanmayı öngörmeli ve mutlaka da başarmalıdır.
Çünkü 2015 genel seçimleri de yaratacağı siyasal sonuçlar bakımından önemlidir ve yine adeta referandum niteliğindedir. Türkiye’nin Ortadoğu’da yaşanan şiddetli savaş ortamında 2015 yazından itibaren nereye gideceğini genel seçim sonuçları belirleyecektir. Eğer seçimi yeniden AKP tek başına kazanırsa, o zaman seçim sonrasında 30 Ekim tarihli MGK toplantısının savaş kararları uygulamaya konulacaktır. Yok eğer AKP bu düzeyde kazanamaz ve seçimden demokratik siyaset yüksek başarıyla çıkarsa, o zaman da ülkenin demokratikleşmesi ve Kürt sorununun çözümü gerçekleşecektir.
2015 genel seçim sonuçları işte bu denli önemlidir. Neredeyse ülkenin kaderini belirleyecektir. Toplumsal özgürlük ve demokrasinin ne kadar gerçekleşeceğinin göstergesi olacaktır. Toplumun savaş girdabında mı kalacağını, yoksa barışa mı kavuşacağını ortaya koyacaktır. İşte demokratik siyasetin söz konusu seçime bu denli önem vermesi gereklidir.
Fakat doğrusunu söylemek gerekirse, demokratik siyaset güçlerinin söz konusu seçime düzen partileri kadar bile önem vermediği gözlenmektedir. Kuşkusuz belli çalışmalar vardır, partiler kongrelerini yaparak ve aralarında birlikler geliştirerek bir anlamda seçim hazırlığı yapmaktadır. Ancak AKP, CHP ve MHP gibi partilerin çalışmaları dikkate alınırsa, söz konusu çalışmaların zayıf kaldığı açıkça görülmektedir.
Bu durumdan da elbette en başta Halkların Demokratik Partisi-HDP ile Birleşik Haziran Hareketi’ni sorumlu tutmak gerekir. Çünkü en güçlü demokratik birlik bunlardır ve kendi aralarında da yeni bir demokratik birlik oluşturmaları durumunda 2015 seçiminin en büyük kazananı olacakları açıktır. Bu durum da ülke ve toplumun gidişatını tayin edeceklerdir.
HDP kendi ilkeleri doğrultusunda bir birlik platformu açmış ve sol demokratik güçler arasında çok önemli bir birleşme düzeyini ortaya çıkarmıştır. Aynı güçte olmasa da Birleşik Haziran Hareketi’nin durumu da benzerdir. Sol cephedeki diğer tüm güçler bu iki demokratik bloğun nasıl davranacağına bakmaktadır.
Eğer HDP ile Birleşik Haziran Hareketi kendi arasında bir seçim ittifakı yapmayı başarabilirse, diğer tüm demokratik güçlerin bu ittifaka katılacağı kesindir. Bu da söz konusu ittifakın çok ciddi bir sinerji yaratacağı anlamına gelmektedir. Böylece 2015 genel seçiminde değil barajı aşmak, demokratik siyaset güçleri seçim sonrası yönetimlerinde kilit siyasal güç haline gelecektir. Ülke ve toplum yönetiminde söz sahibi olacaktır.
Bunun ne kadar önemli bir siyasal durum olduğu, adeta bir siyasal devrim anlamına geldiği açıktır. Tabi her şey sadece bazı partiler arasındaki ittifak olarak görülemez. Bununla birlikte tüm demokratik partilerin örgütlenme çalışmalarını geliştirmeleri, tüm ezilenlere hitap eden bir seçim programının ortaya çıkartılması ve son derece örgütlü bir seçim çalışmasının yürütülmesi de önemli ve gereklidir.
Ancak bölge ve ülkedeki siyasal koşullar söz konusu çalışmaları yapabilmek için son derece uygundur ve çok güçlü imkan ve fırsatlar sunmaktadır. IŞİD saldırıları ve Kürt halkının bu saldırılara karşı kahramanca direnişi çok önemli bir yeni siyasal durum ortaya çıkarmıştır. Türkiye demokratik güçlerinin bu direnişe verdiği destek, zaten hem söz konusu demokratik ittifakı fiiliyatta oluşturmuş ve hem de çok güçlü ve canlı bir kitle gücü açığa çıkarmıştır.
Şimdi yapılması gereken işte bu fiili sonucu örgütlü kılmak ve seçim çalışmasına seferber etmektir. Bu da herhalde çok zor bir iş değildir. Geçen cumhurbaşkanlığı seçimi bu yönlü belli bir çalışma yürütmenin çok önemli sonuçlar elde etmeyi beraberinde getirdiğini açıkça göstermiştir. Kaldı ki o seçimden sonra da demokratik siyaseti güçlendiren çok önemli gelişmeler yaşanmıştır.
O halde yapılması gereken bu önemli sonuçları birleştirerek seçim çalışmasına seferber etmek olmaktadır. Bunun da iki yolu vardır: İttifak ve örgütlü aktif çalışma! Demokratik güçler eğer bu iki alanda gereken çalışmayı yaparlarsa, başta HDP ve Birleşik Haziran Hareketi olmak üzere tüm örgütlü demokratik güçler üzerlerine düşen görevleri sorumluca yerine getirirlerse, o zaman 2015 seçiminin en büyük kazananı kesinlikle demokratik siyaset olacaktır.
Demek ki 2015 seçimleri çok önemli olduğu kadar, demokratik siyasetin başarısı için de çok büyük imkan sunmaktadır. Denebilir ki, hiçbir zaman ortam ve koşullar demokratik siyaset açısından bu denli imkan ve fırsat sunucu olmamıştır. Bu bakımdan 2015 genel seçimleri demokratik siyasetin başarısı için ciddi bir şans olmaktadır.
Herkesin sorumlu davranıp bu şansı doğru ve yeterli değerlendirmesi gerekir. Bunu yapmayanı tarih affetmeyeceği gibi, sorumlu davranıp bunun gereklerini yerine getirenin de tarih yapıcı olacağı açıktır. Tercih her gücün kendisine kalmaktadır!