
7 Haziran genel seçim süreci hızla ilerliyor. Tabi süreç ilerledikçe tartışmalar da gittikçe kızışıyor. Seçim öncesi mecliste yaşananlar, şimdi de seçim meydanlarında tekrarlanıyor. Mevcut düzen partilerinin liderleri, orta oyunu oynar gibi birbirlerini taşlıyorlar. İnsanların ilgisini çekebilmek için, içeriksiz ve hakaret dolu sözleri birbirleri hakkında sesleri kısılırcasına tekrarlıyorlar.
Tabi barışın ve kardeşliğin temsilcisi olan Halkların Demokratik Partisi eşbaşkanları ve sözcüleri böyle yapmıyor. Kuşkusuz yaklaşan genel seçim için onlar da yoğun bir kampanya yürütüyorlar. Fakat onların söz ve davranışları diğerlerine göre ciddi bir farklılık içeriyor. HDP sözcülerinde önemli bir ciddiyet ve ülke sorunlarını çözecek projeler var.
Kuşkusuz doğru olan da budur. Elbette en başta AKP olmak üzere CHP ve MHP gibi düzen partilerini toplum nezdinde etkili bir biçimde teşhir etmek lazım. Bunların demokratikleşme ve Kürt sorununda bir ve aynı olduklarını, dolayısıyla barış, demokrasi ve kardeşlik konusunda getirebilecekleri bir şeyin olmadığını, tersine bunların iktidarının baskı, sömürü, ayrımcılık, faşizm ve çatışma demek olduğunu ortaya koymak gereklidir.
Ancak bunları ölçülü, içerikli, anlamlı ve anlaşılır bir dille yapmak önem taşıyor. Başta AKP olmak üzere tüm düzen partilerini teşhir etmek gerekiyor. Ama onları eleştirir ve çözümsüzlüklerini ortaya koyarken, aynı zamanda halklar ve tüm ezilenler lehine çözüm olarak nelerin yapılması gerektiğini ve bu temelde HDP’nin yapacaklarını da aynı oranda vurgulamak ve ortaya koymak gerekiyor.
Yani seçim kampanyasını önemli ve ciddi bir tartışmaya dönüştürmek önemlidir. Karşılıklı birbirini suçlamayı ifade eden kısır çekişme yerine, seçim bildirgelerinde dile getirilen ülkenin sorunları ve çözüm yollarını halka taşımak gerekir. Türkiye ciddi sorunlarla yüz yüzedir ve toplum bunların çözümünü istemekte ve beklemektedir.
Kısaca 7 Haziran seçimine önem vermek gerekiyor. Özellikle de Kürtler ve tüm ezilenler böyle yapmalıdır. Dolayısıyla demokratik güçleri birleştirmiş olan HDP herkesten çok önem vermeli ve Türkiye’nin dört bir yanını bu temelde seferber etmelidir.
Biz böyle olduğunu düşünmüyoruz, fakat bazı çevreler Kürdistan’da yeterli bir seçim havasının olmadığını söylüyor ve yazıyorlar. Eğer gerçekten böyleyse, o durumda fazla söz söylemeye gerek yok ki bu doğru değildir ve böyle olmaz. Tersine herkesten çok Kürtler bu seçime önem vermelidir. Her yerden fazla Kürdistan’da seçim havası ve seferberliği olmalıdır.
Çünkü bu seçim, tüm ezilenler gibi Kürtler açısından da herkesten çok önemlidir. Kürt sorununun demokratik siyasi çözümünün gelişip gelişmeyeceği seçim sonuçlarına bağlıdır. Bu nedenle başta Kürt illeri olmak üzere Kürtler yaşadıkları her yerde seçim çalışmasına katılmalı ve 7 Haziran’da HDP’nin kazanması için çalışmalıdır.
Tabi bu konuda da görev HDP’ye düşüyor. Yani yaklaşan seçimi kazanabilmesi için her alanda seçim havası yaratabilmesi ve tüm ezilenleri seçim çalışmasına seferber edebilmesi gerekiyor. Bunun için de her alana gitmek, herkese ulaşabilmek, herkesle yüz yüze görüşmek, hatta bunu birkaç sefer tekrarlamak önem taşıyor.
Düzen partilerini etkili bir biçimde teşhir etmek, özgür yaşam ve demokratik sistem için yapılacakları ortaya koymak ve her alanda en yüksek seçim seferberliği yaratmak kadar, tüm kadroların katıldığı planlı ve örgütlü bir seçim kampanyası yürütmek de önem taşıyor.
Elbette seçim kampanyasında eşbaşkanların yapacakları çoktur ve toplumu ikna etmekte rolleri önemlidir. Bunu planlı ve örgütlü bir biçimde yeterli düzeyde yürütmek gerekir. Fakat seçimin sadece Eşbaşkanların çalışmasıyla kazanılamayacağı da açıktır. O nedenle tüm partinin ve katkı sunacak herkesin harekete geçirilmesi gerekir.
Örneğin başta parti meclisi üyeleri, il ve ilçe örgütleri olmak üzere tüm partinin harekete geçirilmesi ve parti olarak çalışılması önemlidir. Mevcut milletvekillerinin tümü, belediye başkanları, meclis üyeleri ve benzerlerinin hepsi en az eşbaşkanlar kadar seçimden sorumlu kılınmalı ve seçimi kazanmak için çalışmaya sevk edilmelidir. Yine aday olup da listeye giremeyenler de aktif çalışmalıdır.
Tabi bunlar da yetmez. Parti dışındaki tüm demokratik güçler, sivil toplum örgütleri, sendikalar, dernekler, kadın ve gençlik örgütleri seçim çalışmasına katılabilmelidir. Yani HDP’yi oluşturan tüm kurumlar, HDP içinde yer alan partiler, gruplar, kişiler, kısaca tüm HDK ve DTK bileşenleri seçim çalışmalarında etkili bir biçimde yer almalıdır.
Elbette burada bunları yazmak, bunların hiç yapılmadığı anlamına gelmiyor. HDP’nin seçim kampanyası gittikçe gelişip yayılıyor ve toplum üzerinde ilgi yaratma durumu artıyor. Bu anlamda HDP’nin ciddi bir yükselişi söz konusu. Böyle olduğu için AKP tarafından da birinci sırada hedefleniyor ve 7 Haziran seçim mücadelesi HDP ile AKP arasında geçiyor.
HDP daha şimdiden AKP iktidarının alternatifi haline gelmiş bulunuyor. Türkiye’de hiç kimse CHP ile MHP’nin yeni bir iktidar alternatifi haline geleceğine inanmıyor. Onlar çoktan marjinal partiler konumuna düşmüş durumdalar. Dolayısıyla AKP iktidarından kurtulmak isteyenler gittikçe daha fazla HDP’ye oy vermeye yöneliyorlar.
Bunlar doğru, ama HDP ve demokratik güçler açısından elbette yeterli değildir. Bazı güçler HDP için tek hedefin barajı aşmak olduğunu ifade edip HDP’yi bu sınırda tutmaya çalışıyorlar. Tabi bu yaklaşım doğru ve yeterli değildir. Türkiye’de ciddi bir kriz vardır ve giderek bir siyasal boşluk oluşmaktadır. Bunun HDP tarafından doldurulması gerekli ve de önemlidir.
Bir de Türkiye tarihinin en kritik seçimlerinden birinin yaşandığı tartışmasızdır. Bölgede yaşananlar ortadadır ve eğer Türkiye kendi iç sorunlarını çözecek bir demokratik yönetime kavuşmazsa, o zaman bölgede yaşanan olaylar girdabına sürüklenecektir. Yani Türkiye’ye çok acil barış, demokratikleşme ve Kürt sorununun çözümü gerekiyor.
Bunları yapamayanlar ülkeyi içerde ve dışarıda yönetemezler ve bir çıkmaza sokarlar. Nitekim AKP hükümeti bunları yapamıyor ve ülkeyi içte ve dışta savaş ve çatışmalar içine sürüklüyor. AKP’nin yeniden iktidar olmasının içerde yeni bir çatışmalı süreç, dışarıda ise felaketlere sürüklenmek olacağı açıkça görülüyor.
İşte ülkemizi ve toplumumuzu bu felaketlerden koruyacak, savaş ve çatışma yerine barış ve demokrasiyi tesis edebilecek tek güç HDP’dir ve HDP’nin 7 Haziran seçiminde büyük bir demokratik başarı kazanmasıdır. Bu nedenle 7 Haziran seçimi öncekilerden önemlidir ve dolayısıyla tüm demokrasi ve barış güçlerinin seçime gereken önemi vererek HDP’nin kazanması için çalışması gerekir.