Türkiye'nin geleceğini belirleyecek olan 7 Haziran seçimleri her kesim için önemli; ama en çok da kadınlar için önemli. 13 yıllık AKP iktidarı döneminde kadına yönelik şiddet yüzde 1400'leri gördü. 2015'in ilk beş ayında 109 kadın katledildi. Neredeyse kadın cinayetinin işlenmediği gün yok gibi. Bir yandan kadınların can güvenliği sorunu artık SOS işaretini çoktan aşarak kıyıma dönüşürken, öte yandan yaşamın her alanında cinsiyet eşitsizliği almış başını gidiyor. Kadınların emeğine, bedenine, doğurganlığına, işine, aşına, eşine, anneliğine kadar her şeyine o denli müdahale edilmiş ki; 'sokakta yürümeye korkuyoruz' deniliyor. Türkiyeli kadınlar böylesi bir tablo ile sandık başına gidecek. Genel seçim sonuçları kadınların geleceğini, kadınların tercihleri ise seçimin kaderini belirleyecek. 

Nasıl mı?

Türkiye İstatistik Kurumu, 2014 istatistiklerine göre Türkiye nüfusunun yüzde 50,2'sini erkekler, yüzde 49,8'ini kadınlar oluşturuyor. Yani 38 milyon 984 bin 302 kişilik erkek nüfusuna karşılık, 38 milyon 711 bin 602 kişilik kadın nüfusu bulunuyor. 

Yine toplam kadın nüfusun yüzde 71,3'ü 18 ve daha yukarı yaşta iken, bu oran erkek nüfusta yüzde 69,9'a karşılık geliyor. Seçmen oranlarında da benzer bir tablo var. 2014 yerel seçimlerinde 52 milyon 695 bin 831 seçmenin, 26 milyon 704 bin 757'sini kadınlar, 25 milyon 991 bin 75'ini erkekler oluşturdu. 

YSK, Nisan ayı başında seçmen sayısını 53 milyon 765 bin 23 olarak açıkladı. Bunların 1 milyon 47 bin 192'sinin yeni seçmen olduğu bildirildi. Kadın ve erkek seçmen sayısı belirtilmemekle birlikte 2014 verilerine dayanarak kadın seçmen sayısının yüksek olduğunu söylemek yanlış olmaz. 

Bu rakamlar göründüğünden fazla şey anlatıyor kanımca. Nüfusun yüzde 50'sini kadın oluşturuyor ama yaşamın yüzde 5'in de bile kadın yok. Aslında yaşamın her alanında kadın var gibi, ama; iradesi yok, kimliği yok, kararı yok, düşüncesi yok, tercihi yok, ekonomisi yok, siyaseti yok, sosyalitesi yok. Her şey erkek düzenine göre şekillenmiş. Kadın da erkek aklına göre kurulmuş olan bu yaşam içerisinde kendine en uygun olanı arıyor. 

Kadınlar hangi parti, inanç, sınıf, etnik yapı, bölge, yöreden olursa olsun; maruz kaldıkları cinsiyetçilik aynı. İdeolojik tercihleri ne olursa olsun, yüz yüze kaldıkları acılar da aynı. Ve cinsiyetçi politikalara karşı çözümleri de aynı kadınların. 

Kadınların ortak sorunlarını daha da somutlaştırırsak;

* Her geçen gün artan kadına yönelik şiddet ve kadınların can güvenliği temel sorunlardan biri olarak karşımızda duruyor. 

* Kürdistan'da, Türkiye de ve bölgede barış en çok kadınları ilgilendiriyor. Hem çocuklarını veya eşlerini savaşta kaybettikleri, hem savaşın maddi-manevi sonuçlarından daha fazla etkilendikleri, hem de her savaşın göç, yoksulluk, kadın ticareti vb gibi sonuçlarından birebir etkilendikleri için barış ortamının gelişmemesi kadınların ortak sorunu olarak önem kazanıyor.

* Ekonomik bağımsızlık ve erkeğin eline bakmak zorunda kalmak kadınları derinden etkileyen ortak sorundur.

* Yaşamın hiç bir alanında söz sahibi olmadan, eril aklın aldığı bütün kararlara uymak zorunda kalmak, erkek siyasetinin ahlakına, yöntemine, kirine, pasına mahkum olmak da kadınların ortak sorunudur.

* Ev hizmeti, bakım yükü kadınlara doğuştan tapulanmış işler. Ev ve aile ortak, ama ev hizmeti sadece kadına ait. Yine emek sömürüsünün ayyuka çıktığı, emeğin inkar edilerek değersiz kılındığı bir alan. Dolayısıyla hem ortak, hem de mutlak çözüm bekleyen bir alan.

* Sosyal yaşam güvencesi de kadınların ortak kaygısıdır. 

En kaba hatlarıyla özetlemeye çalıştığım kadınların ortak sorunları aslında yerleşim yerlerine, inanç farklılıklarına, etnik farklıklara göre katmerleşerek çeşitlilik gösteriyor. Gerçek olan şu ki; kadın her yerde ikinci sınıf vatandaş. Dolayısıyla seçim sandıklarına giderken kadınların öncelikli olarak kendi ihtiyaçlarını, sorunlarını ve çözümlerini düşünmeleri gerekmekte.

2015 genel seçimlerinde HDP dışındaki partilerin kadınlara dönük özel politikaları yok. Aslında böyle dertleri de yok. Çünkü zihniyet dünyalarında kadının yeri sadece ev ve aile. Son yıllarda ekonomik alana kadınlar birazcık girebildilerse de halen eşitsizlik diz boyu. Kadın özgürlüğü konusunda HDP eşbaşkanlık sistemi, kadın aday sayısı ve kadın seçim bildirgesi ile diğer partilere fark attı. Büyük bir heyecanla da karşılandı. 8 Haziran'da kadınların özgürlük arayışının sandığa ne kadar yansıyacağını beraber göreceğiz.