
Genel seçimlerin ardından Meclis'te bulunan siyasi partilerin hepsinin çalışmalarında yeni bir anayasa ihtiyacını vurgulamaları üzerine, Meclis Başkanı Cemil Çiçek öncülüğünde Meclis Anayasa Komisyonu kuruldu. Komisyon 19 Ekim 2011 tarihinde yaptığı oturumda, çalışma esaslarını belirledi. Aradan geçen 2 yıla rağmen AKP Hükümeti'nin talepleri görmezden gelmesi nedeniyle yeni bir anayasa yapılamadı. Şimdiye kadar yapılan çalışmalarda 60 madde üzerinde anlaşma sağlandığı belirtilse de bu 60 madde de tam mutabakattan bahsedilemiyor. Son olarak Meclis Başkanı Cemil Çiçek, 22 Kasım'da BDP, AKP, CHP ve MHP gruplarına anayasa çalışmasına ilişkin mektup yazdı. Çiçek mektubunda, "Sürecin önemli kazanımlarına rağmen, yeni bir anayasanın tümünde uzlaşmanın olmayacağı, sadece kısmi bir sonucun ortaya çıkacağı açıktır" diyerek, kendisi açısından çalışmaları sonlandırdı.
Kritik tarih: 4 Aralık
Meclis Başkanı Çiçek çekilse de bu komisyonun dağıldığı anlamanı gelmiyor. Komisyonun çalışma usullerini düzenleyen maddelere göre; komisyon 2 şekilde dağılabiliyor. Bunlardan birincisi hazırlanan anayasa teklifinin Meclis Genel Kurulu'na getirilmesi olurken, diğeri ise komisyondan bir siyasi partinin resmen çekilmesi. Eğer bir siyasi parti komisyondan çekilmez, ancak 3 oturuma katılmazsa bu sefer o siyasi parti komisyondan çekilmiş sayılıyor. AKP ise komisyonun son iki toplantısına katılmadı. AKP'nin katılmadığı toplantılarda komisyon üyeleri tutanak tutarken, AKP'nin 4 Aralık günü yapılacak olan toplantıya da katılmaması durumunda hükümet resmen komisyondan çekilmiş olacak.
AKP cesaret edemedi
BDP Batman Milletvekili ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu Üyesi Bengi Yıldız, AKP'nin Çiçek eliyle komisyonu dağıtmaya çalıştığını belirtti. DİHA'ya konuşan Yıldız, "Ülkenin en temel sorunlarını tartışamadık. 60 madde herkesin üzerinde anlaşacağı maddelerdi ama bunlarda da şerhler var. Bu 60 maddenin hepsi yeşil değil" diye konuştu.
Yaşanan tıkanıklığın aşılması yönünde önerilerde bulunduklarını ifade ederek, "Tıkanıklığı aşarız dediğimiz noktada AKP, Meclis Başkanlığı üzerinden bir şey yaptı. Yani AKP 'ben çekiliyorum' deme cesaretini gösteremedi ve Meclis Başkanlığı üzerinden komisyonu dağıtmaya çalıştı. Kaldı ki, Meclis Başkanı Çiçek'in böyle bir yetkisi yok" dedi. Yıldız, dünya örneklerinin ortada olduğunu, tıkanıklıkları aşmak için de öneriler sunduklarını belirterek, AKP'nin 4 Aralık'ta yapılacak olan toplantıya katılmaması durumunda komisyondan çekilmiş olacağını söyledi.
Komisyon şeffaf olmalı
Yıldız, çalışmaların kamuya kapalı şekilde yürütüldüğünü hatırlatarak, "Hangi parti neyi yansıtıyor ve tartışmaları kim tıkıyor sorularına net cevap bulunamıyor. Kimin basında gücü fazla ise çıkıyor televizyona ve 'Diğer partiler tıkadı' diyor. Biz çalışmaların kamuya açık olması gerektiğini söyledik. Anayasa çalışmaları, partilerin taslaklar gibi süreçler şeffaf yürüsün. Basına, üniversitelere, aydınlara açık olmalıdır. Avrupa deneyimleri içte hakem konumunda dışta da Avrupa Konseyi var. O komisyonun anayasa süreçleri izlemek için Venedik Komisyonu dediğimiz, bir komisyonu var. Bütün dünya örneklerinde bu komisyonu görebiliyoruz. Danışma pozisyonunda ve tıkanan yerlerde deneyimleri aktarmışlardır. Bu önerimizi CHP'de destekledi. Böylelikle şeffaflık sağlanır" diye konuştu.
Yeni değil yama yasa
BDP'nin süreci tıkadığı eleştirilerine de tepki gösteren Yıldız, "Bizim BDP olarak kırmızı çizgilerimiz yok. Bizim çizgilerimiz, AB'nin standartlarıdır. Kimse bu saatten sonra bir ırka dayalı anayasada vatandaşlık tanımını savunamaz. Dolayısıyla bizim kırmızı çizgilerimiz birilerinin söylediği gibi değişmezlik üzerine değil, demokrasi üzerinedir. Bunlar demokrat olmanın çizgileridir" dedi.
AKP Hükümeti'nin 60 maddenin yasalaşması için yaptığı öneriye komisyonun AKP'li üyelerinin de "Bunlar bölük pörçük bunu nasıl geçireceğiz" dediğini hatırlatan Yıldız, şöyle konuştu: "Bu itiraz ile de bitmedi mesela Sayın İyimaya'nın bir gazeteye verdiği röportaj var. Burada 'Bu 60 madde geçerse anayasa ikiz ruhlu olur' diyor. Bu 60 madde Kürt sorunundan tutun, Alevilerin sorunlarına, gayri Müslimlerin sorunlarına ilişkin tek bir madde içermiyor. Bu 60 madde Anayasa'ya yeni bir yama olur. Toplumun yeni anayasa arayışını erteler ve toplumun ihtiyacını karşılamaz."
Seçimler bahanesiyle erteleniyor
Anayasa çalışmalarının Kürt sorununda yaşanan süreç açısından da çok önemli olduğunu vurgulayan Yıldız, konuşmasının devamında şunları ifade etti: "Anayasa'nın seçimler bahane edilerek ertelendiği ilk ülke biz olacağız. Anayasa'da ne veriyorsun ki, seçimlerden kaçırıyorsun? Hangi tehlikeli şeyler koyuyorsun ki, vatandaş sana oy vermeyecek. Özgürlüklere hayır diyen bir toplum mu var? Millet size Kürtlere eziyet edin mi diyor ki? Bu anayasa sürecinde yapmamız gereken kavramları tekrarlayarak, AKP iktidara geldi. Kürt sorununu ve Alevilerin sorununu çözeceğiz diye iktidara geldi."
Yıldız, AKP'nin özgürlük adına iktidara geldiğini ancak özgürlüklerden korktuğunu söyleyerek, "Kürtlere hak vermeyen Türk halkıymış gibi, Alevi'ye inanç özgürlüğünü vermeyen diğer dini yapıymış gibi davranan bir siyasi parti ile karşı karşıyayız" dedi.
Askıya alınırsa çözüm kapısı kapanır
Demokratik Anayasa Hareketi, anayasa sürecinin askıya alınması durumunda Kürt sorununda kalıcı çözüm kapsının da kapanacağını belirtirken, toplumsal barış için yerel anayasa meclislerinin kurulmasını önerdi.
Demokratik Anayasa Hareketi, Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nun anayasa yazım sürecine ilişkin Mülkiyeliler Birliği'nde basın toplantısı düzendi. Demokratik Anayasa Hareketi adına açıklama yapan Ali Ersin Gür, Türkiye toplumunun yeni, demokratik, eşitlikçi, özgürlükçü ve çoğulcu anayasa ihtiyacının karşılanmadığını belirterek, TBMM Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nca yürütülen çalışma ile birlikte iki yılın heder olduğunu kaydetti. "'Başkanlık sistemi olmuyorsa bari 60 maddeyi geçirelim' yaklaşımı ne kadar ciddiyetten uzaksa, eski anayasayı korumak refleksleri ile masada oturmayı marifet saymakta bir o kadar insafsızlıktır" diyen Gür, "Sürecin bu noktaya geleceğini bile bile iki yıl toplumu beklenti içinde tutan siyasetçilerin, birbirlerini suçlayarak sorumluluklarını örtmeye çalışmak yerine özür dilemeleri ve hesap vermeleri gerekir" dedi. "Anayasa yapmanın kulağa hoş gelen madde yazımından ibaret olmadığını öğrenmiş olmanın kazancını gerçek bir anayasa yapım sürecinin planlanmasına dönüştürmek elimizde" diyen Gür, Demokratik Anayasa Hareketi olarak toplumsal barış için yerel anayasa meclislerinin kurulması gerektiğini kaydetti.
ALPER ATALAY/DİHA/ANKARA