7 Haziran genel seçimlerinde Kürdistan halkı yüzde 86’lık rekor bir katılımla sandığa giderek, tercihin HDP’den yana kullandı. Genel seçimlerde HDP’nin barajı aşma eğilimi toplumda genel bir kanaat oluşturmuştu. Fakat Amed, Batman, Muş, Urfa, gibi kentlerde oy patlamasının bu boyutta olacağı öngörülmemişti. Ağrı’nın Diyadin ilçesinde başlayan provokasyonlar, 100’ü aşkın yerde HDP bürolarına saldırı, Bingöl’de HDP’li Hamdullah Öğe’nin öldürülmesi ve son olarak yüzbinlerin katıldığı Amed mitingine yönelik katliam girişimlerine halk sandıkta yanıt verdi. 

Çözüm sürecini matbaaya giderken kaybeden, seçim çalışmalarında “Kürt sorunu yoktur” diyen, “tek millet” söyleminde ısrar eden, her kentte hem cumhurbaşkanı, hem de başbakan tarafından yapılan mitinglerde HDP’nin baraj altında kalmasını isteyenlere, Kürtler demokrasi güçleriyle birlikte sandıkta gereken cevabı verdi. Bu seçim sonuçları bundan sonra iktidara gelecek tüm partilere, bu ülkede Kürtleri yok sayarak bu ülkenin yönetilemeyeceğinin mesajını da vermiştir. Bu seçimlerde Kürtlerin yoğunluklu olarak yaşadığı bölgelerde Erzincan, Maraş ve Sivas’da bir kıpırdanma görülmesine karşın HDP bu kentlerde beklentilerine ulaşamamıştır. Bunun dışında bugüne kadar hiç milletvekili çıkaramadığı Antep, Erzurum, Adıyaman’daki psikolojik eşik kırılmış, Malatya ve Elazığ’da ciddi oy artışları yakalanmasına karşın milletvekili çıkarılamamıştır.HDP’nin milletvekili çıkarma potansiyeli bulunan Aydın, Muğla, Konya ve Manisa’da ise hedefe ulaşılamamış fakat HDP’ye oy veren seçmende bir dahaki seçimlerde bu bölgelerde milletvekili çıkarılabileceği algısı da oluşmuş durumdadır.

HDP’nin Türkiye demokrasi güçleriyle birlikte parti olarak bu seçimlere girmesi, 12 Eylül Anayasası’nın ürünü olan barajı yerle bir etmiş ve gelecekte bu birlikteliğin Yunanistan ve İspanya gibi bir iktidar alternatifi olabileceğinin de mesajını vermiştir.  Tüm bunlar yaşanırken, HDP’ye oy veren seçmen sevincini, yaşanan acılar nedeniyle yaşamayaz duruma gelmiştir. 5 Haziran saldırısında 4 yurttaş yaşamını yitirmiş, 50’yi aşkın yaralı ise hala hastanelerde tedavi edilmektedir. Yine İhya-Der Başkanının öldürülmesinin ardından, silahlı grupların Amed kent merkezini terörize etmeleri, olayın kimler tarafından nasıl yapıldığı tespit edilmeden HDP’li 3 kişinin öldürülmesi, gazetecilere yapılan saldırılar bu kentte yaşanan gerginliğin yeni provokasyonlara da gebe olduğunu göstermektedir. 5 Haziran katliamının faili olarak bir kişi yakalanarak tutuklansa da bu olayın perde arkasında kimlerin bulunduğunun tespit edilmemesi, bu bölgede geçmişte yaşanan olaylarda olduğu gibi bunun da üstünün örtüleceği beklentisi hakim.

***

Uzun süredir kanser tedavisi gören DEHAP’ın eski Genel Başkanı Mehmet Abbasoğlu yaşamını yitirdi. 2002 seçimleri sonrasında alınan yüzde 6.2 oy oranına tahammül edemeyenlerin, DEHAP’a açtığı dava nedeniyle 2 yıla yakın bir süre Haymana Cezaevi’nde kalan Abbasoğlu 14 Nisan 2009 KCK operasyonu sonucunda 5 yıl Diyarbakır Cezaevi’nde tutuklu kalmıştı. Barış, demokrasi ve özgürlükler mücadelesinde bedel ödemekten çekinmeyen Mehmet ağabeyimizi saygıyla anıyoruz.