
7 Haziran 2015 Pazar günü ülkemizde bir genel seçim yapıldı. Bu seçim, çağdaş devletlerde olduğu gibi eşit koşullarda yapılmadı. Sadece üç parti devlet bütçesinden yararlandı. Seçime giren HDP ise özverili, duyarlı vatandaşların yardımlarıyla çalışmalarını sürdürdü. Oysa ki, iktidardaki AKP devlet olanaklarını hoyratça kullandı.
İktidar partisi, seçime giren tüm siyasi partilerin huzur içerisinde çalışmalarını yapmaları için görevli iken, özellikle HDP’nin baraj altında kalması için, polisi, valisi ve kontra ajanlarıyla; HDP’nin seçim büroları ve parti binaları basıldı, üyeleri darp edildi ve öldürüldü. AKP, HDP’nin yükselişini görünce, kitle katliamlarına girişti. Seçimin iptali için, Suriye ile savaşmayı dahi göze aldı.
HDP’ye yönelik seçim süreci boyunca sürdürülen saldırı ve provokasyonlardan istediği sonucu alamayan AKP ve Erdoğan, bu kez katliam planlarını devreye koydu. HDP’nin Amed mitinginde yüzlerce insanı katletmeye kalktı. Mitinge parça tesirli bombalar konuldu. Bomba konanları engellemek, miting alanının güvenliğini sağlamakla görevli devlet, bunu yerine yetirmedi, aksine saldırıdan hemen sonra mağdur halka TOMA’larla saldırdı. HDP Eşbaşkanı Demirtaş’ın sorumlu çağrısı ve Amed halkının sağduyulu yaklaşımı sayesinde katliam boyutlanmadı. Kürt halkı acılarını yüreğine gömerek, AKP ile sandıkta hesaplaştı. Dört kişinin ölümü ve yüzlerce kişinin yaralandığı bu katliam girişiminin hemen ertesinde yapılan bu seçimlerde halk partisi HDP’ye zaferi armağan ederek AKP ve Erdoğan’a cevabını verdi. Tüm Türkiye halklarını kucaklayan HDP, seçim barajını aşarak 80 milletvekili çıkardı. İktidarı kaybeden AKP’nin saldırıları ise seçim süreciyle sınırlı kalmıyor, bu kez aldığı yenilginin intikamıyla yeni provokasyonlar tezgahlıyor. Diyarbakır’daki kontra saldırısı bunu ifade ediyor. Sabır taşı çatlasa da bu kirli oyunun boyutlanmaması için HDP ve Amed halkı bir kez daha erdemli ve sağduyulu duruşunu sergiliyor. AKP bu saldırgan tutumunu sürdürdükçe, bu kirli oyunlar dizisinin nerede sona ereceğini kestirmek zor.
Oysa ki bu seçimin AKP ve tüm kesimler için ortaya çıkardığı sonuçlar var ve bunun iyi okunması gerekiyor.
Bir; seçim süresince anayasa suçu işleyen Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın başkanlık rüyaları suya düştü ve AKP tek başına hükümeti kuramaz hale geldi.
İki; Devletin tekçi zihniyeti iflas etti. Türkiye’de yaşayan farklı din ve etnik halklar birlikte kardeşçe yaşama beyanında bulundular.
Üç; Kürt halkı, “Êdî bes e” dedi. Bazı merkezlerde HDP’ye verdiği yüzde 90’ı aşan oy oranıyla referandum yaptı, Kobanê karşısında sergilediği birliğini pekiştirdi. Kürt halkı AKP’yi Kürdistan’dan sildi. Özetle; “Türkiye’li tüm halklarla birlikte ortak vatanda yaşamak istiyoruz. İstemiyorsanız, seçeneksiz de değiliz” dedi. Dört; Çağdaş, evrensel, demokratik kuralları içeren bir anayasanın yapılması için engeller aşıldı.Toplum yasası başta olmak üzere antidemokratik yasaların değiştirilmesi için demokratik zemin hazırlandı.
Beş; hükümetin canı istediğinde, komşu devletlerin sınırlarını ihlal edip, asker çıkarması ve bombalaması için Meclis’te karar çıkartması imkansızlaştı.
Altı; Erdoğan, “Parlamenter sistemini rafa kaldırdık” demişt. Halklar oylarıyla parlamenter sistemi normal rayına oturttu.
Yedi; Halklar sandıktaki beyanlarıyla iç savaş olasalığını engelledi. Bir zamanlar, general Çevik Bir, Amerika’da iken “Biz parlementoya balas ayarı yaptık” demişti. 7 Haziran seçimlerinde de Türkiye halkları AKP hükümeti ve Erdoğan’a “balans ayarı” yaptı.