7 Haziran seçimlerine altı haftadan daha az bir zaman kaldı. Partiler meydanlara inmeye başladı. Bütün yerleşim birimleri parti bayrakları ile donatılmış. Aday tanıtımları bitti.
Şimdilerde seçim bürolarının açılışlarına başlandı. Özellikle HDP’nin seçim bürolarının açılışları mitinglere dönüşüyor.
Seçimler yaklaşırken provokasyonların da ardı arkası kesilmiyor. Gün geçmiyor ki bir veya iki HDP seçim bürosunun camları kurşunlanmasın. Olayın failleri olduğu söylenen bir-iki kişi gözaltına alınıyor. Birkaç gün sonra da serbest bırakılıyor. Saldırganların arkasındaki güçlere ise dokunulmuyor. Ellerini, kollarını sallayıp geziyorlar.
HDP’ye yönelik saldırılar kitleleri ürkütmüyor. Aksine kitlelerin HDP etrafında kenetlenmelerine neden oluyor. Saldırılar rağmen HDP’nin gücü daha çok artıyor.
HDP bu seçimlerde başarılı olacak. Tıpkı CHP’nin 1977’de AKP’nin 2002 ve 2007 seçimlerinde olduğu gibi. Kürdistan’da aşiret ilişkilerinin daha halen kırılmadığı Urfa bölgesinde aşiretin genç oyları bu seçimlerde HDP’ye akacak. Aşiret adaylarını destekleyenlerin arabalarının arkasında yazılan “Ne ezen, ne ezilen, hakça bir düzen” sloganını görünce geçmişi hatırlayıp gülüyorum. Bir de CHP 1960 ihtilalinden sonra babalarını, amcalarını, dedelerini ilk önce Sivas Kabakyazı askeri kışlasında gözaltına alıp sonra da Türkiye’nin batısına tespih tanesi gibi dağıttığı insanların torunlarını, oğullarını Urfa ve Van’dan liste başına koymuş. Yaşa, yaşa gör temaşa!
AKP seçim meydanlarında habire HDP’ye çatıyor. Bütün korkusu HDP’nin barajı aşması. Korkunun ecele faydası yoktur. Savaş kışkırtıcılığı yapmanın Kürt ve Türk halkına faydasının olmadığını otuz beş yıllık düşük yoğunluklu savaş süreci ortaya koydu. Savaş üzerine siyaset yapmanın anlamının olmadığı ortadadır. Bunu AKP kurmaylarının da bilmesi gerekir. Erdoğan’ın başkanlık sistemi hırsı AKP kurmaylarının da gözüne perde çekmiş. Son haftada anormal bir değişim söz konusu olmazsa Erdoğan’ın umutları, hayalleri başka bir bahara kalacak gibi.
Avrupa’da HDP’ye gönül verenlerin “nasıl olsa barajı geçiyoruz “ rehavetine kapılmadan HDP’nin oylarını yükseltmenin çabası içerisinde olmaları gerekiyor. Avrupa’dan ve diğer kıtalardan gelecek oylar özellikle HDP açısından önemlidir.
***
1991 Dersim HEP milletvekili adayı, 2. Barış Grubu üyesi, siyasi soykırım davalarının mağduru Kürt siyasetçi Aysel Doğan ağır bir hastalıkla boğuşuyor. Adli Tıp’tan rapor alınamadığı için tedavisi gerektiği gibi yapılamıyor. Kendisine acil şifalar diliyorum. Aysel’in morali yüksektir. Bugüne kadar birçok badireyi atlattığı gibi bu badireyi de atlatacaktır. Mazlum ulusların acılı tarihleri öyle yazıyor. Şairin dediği gibi, “Neler, neler yapmadık bu vatan için/ Kimimiz can verdik, kimimiz nutuk verdik/ Hep bu vatan için.”
***
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* 26 Nisan 1997 tarihinde İstanbul’da KURT-KAV (Kürt Araştırma Vakfı) kuruldu.
* 28 Nisan 1937’de Koçgiri ve Dersim Milli Kurtuluş hareketinin kurmaylarından Alişer ve eşi Zerife Hatun Kürt işbirlikçisi Reber ve yakın arkadaşı Zeynel Kop’un hazırladıkları komplo sonucu şehit düştüler. Alişer ve Zerife Hatun’un mübarek başları kesilerek Koçgiri’nin celladı Sakallı Nurettin Paşa’nın damadı General Abdullah Alpdoğan’a sunuldu. Onların kafasını Alpdoğan’a sunan Reber ise bir müddet sonra TC ordusu tarafından öldürüldü.