Türkiye seçim sürecine girdi. Seçim takvimi açıklandı. Aday başvuruları başladı. Başta Erdoğan olmak üzere partiler seçim kampanyasına başladılar. Bu seçimlerin içinden geçtiğimiz siyasal süreç nedeniyle çok önem kazandığına daha önceleri vurgu yapmıştık.
Erdoğan meydanlara düşmüş, devlet imkanlarıyla muhtarları sarayına getirterek AKP için 400 milletvekili istemektedir. Bu sayıya ulaşıp Türkiye'nin siyasal sistemini değiştirmeyi, başkanlık sistemine geçmeyi hedeflemektedir. Seçim barajını düşürmeyerek de HDP'nin baraj altında kalmasını ve Kürdistan'daki tüm kazanımlarını AKP'ye kaydırmaya çalışmaktadırlar. Baraj altında kalmış bir HDP'nin açık ki, ağırlığı azalacak, barış sürecinde Kürtlerin eli zayıflayacak ve AKP istediği gibi inisiyatifi ele geçirmeye çalışacaktır.
AKP'nin devleti ele geçirme ve iktidarını sürdürmek için yaptığı hesaplara bakıldığında demokrasi güçleri dışlanacak ve daha otoriter bir rejim inşa edilecektir. Bölgedeki hızlı gelişmeler de dikkate alındığında Türkiye'nin yeniden yapılanmasında demokrasi güçlerinin etkisiz kalmasına çalışıldığı çok açık. Bu açıdan seçimlerin önemsenmesi ve tüm demokrasi güçlerinin ortak bir cephede bir araya gelmesi tarihi bir görev ve zorunluluk olmaktadır. Görüş farklarını öne çıkararak birlikten uzak durmak tartışmasız biçimde AKP'ye hizmet edecektir.
HDP yönetimleri, çalışan ve kadroları da bu tarihi gelişmeler ışığında seçimi ele almalıdırlar. Komisyonlar ve kadrolar olabildiği kadar disiplinli ve kurallar içinde çalışmalı ve sorunlara çözüm gücü olmalıdırlar. Aday başvuruları yapıldı. Adayları aydınlatmak, onlarla ilgilenmek, ölçüleri kavratmak seviyenin düşmesini önleyecektir. Eğer yönetimler ve komisyonlar ciddi, disiplinli olur ve kurallara göre çalışırsa bu adaylara ve aralarındaki rekabete de olumlu yansıyacaktır.
Aday arkadaşlar seçilmeyi isteyebilirler. Kendilerini tanıtma, projelerini sunma çalışmaları yürütme hakları vardır. Bunu demokrasi ölçüleri ve parti disiplini içinde yapmalıdırlar. Böyle değil de şu hak etmiş, bu hak etmemiş tartışmalarına girer, birbirlerini teşhir eder bir yol izlerlerse herkes kaybeder. Böyle bir tarzın kazananı olmaz. Görüşlerini, önerilerini resmi platformlarda, muhataplarına yapmalıdırlar. Sağda solda çekiştirme dedikodulara ve yıpranmalara, yıpratmalara yol açar.
Aday olmayi ve parlamentoya girmeyi aşırı bir hırs ve koltuk kapma kavgasına dökmeyi kabul etmemek gerekir. Bu alandaki mücadeleyi de demokratik mücadelenin bir parçası olarak görmek gerekir. Parti çalışmalarına, yönetimlerine girmeye yanaşmayıp sadece milletvekili olmak için kavga etmek demokratik bir mücadele yol ve yöntemi değildir, bireysel çıkar ve kariyer kaygısının önde olduğunu gösterir. Çalışmaktan ve emek harcamaktan kaçmamak çok önemlidir.
Aday adayları beklediklerini elde edemeyince veya listelere istedikleri gibi girmeyince küsmemeli, tepkilerle hareket etmemeli, bir partili gibi hareket ederek demokratik mücadelenin sadece milletvekilliğiyle sınırlı olamadığını bilmeliler. Esas olan demokrasinin ve partinin kazanmasıdır. Demokrasi cephesine cephane taşımayı görev bilmeliler. Kişilere, isimlere fazla takılmamalıdırlar.
Halkın ve dönemin beklentilerine uygun adaylara öncelik vermek önemlidir. Aday seçimi önemlidir ama esas olan siyasi ve partisel başarıdır. Herkesin buna öncelik vermesi gerekiyor. Bu açıdan komisyonların, görev almış kadro ve çalışanların ilkeler ışığında çalışmayı yürütmeleri önem kazanıyor.
Seçimler hız kazanınca tüm kadro ve kurumların seçimde görev alacağı ve ağırlık vereceği açıktır. Herkes katılmalı ve tam bir seferberlik ruhuyla kendilerini katmalıdırılar. Ancak kurumlarını ve görevlerini de unutmamalıdırlar. Dağınıklığa ve örgütsüzlüğe yol vermemelidirler. Seçime ağırlık verme yanında diğer işlerini de bir biçimde yürütmelidirler.
Seçimler kitlelere daha geniş biçimde ulaşma, örgütleme ve propaganda çalışmaları yürütmek için oldukça uygun ve elverişli bir ortam da sunar. Bu kampanyayı ulaşılmadık ve örgütlenmedik bir çevre bırakmamak espirisiyle de yürütmek gerekiyor. Halkı ve demokrasiyi esas almış bir partinin ve demokrasi güçlerinin uzun vadeli ve kalıcı bir güç olması ancak yaygın bir örgütlemeye ulaşmasıyla mümkündür.
AKP'nin istediği gibi at koşturmasını engellemek, otoriter bir yönetimi derinleştirmesini ve yaygınlaştırmasını, halka dönük saldırılarını durdurmak için örgütlü bir halk gücü yaratmak gerekiyor. Bırkalım faşizan bir yönetimi durdurmak, örgütlü olamazsan halkın sana verdiği oyları, sandıkları bile koruyamazsın. Nitekim önceki seçimlerde oyların çalındığını ve hileler yapıldığını herkes gördü. Halkın iradesini açığa çıkarmak ve oylarina sahip çıkabilmek çok önemlidir. Her alanda hazırlık yapılmaz ve örgütlenmeler yaygılaştırılamazsa seçimlerde istenen sonucu almak mümkün olmaz.