Herkes tarafından büyük bir heyecanla beklenen 30 Mart yerel seçimleri sonuçlandı. Türkiye geneli açısından çok fazla değişen bir durum olmadı. AKP yüzdeler anlamında Türkiye genelinde oylarında bir düşüş yaşadı. Daha fazla bir düşüş bekleniyordu ancak bu olmadı. CHP ve MHP açısından ise yaşanan durum tam bir hezimet. Ancak AKP’nin de çok başarılı olduğu anlamına gelmiyor bu. Fakat bu sonuçlar Türkiye’de muhalefet geleneğinin ne kadar zayıf, pasif olduğunu bir kez daha gösteriyor. Şu bir gerçek ki Türkiye’de doğru bir muhalefet olsaydı tek partinin hakim olduğu bir seçim tablosu ile karşı karşıya olmayacaktık. Düzen partilerinin klasik, halkı sömüren, demokrasi ile uzaktan yakında bağı olmayan siyaset anlayışları yine halkın aleyhine bir sonuç açığa çıkardı. Ve bu seçimler bir kez daha Türkiye’de muhalefeti temsil edenlerin demokratik, sol-sosyalist ve Kürtleri temsil eden HDP-BDP olduğunu gösterdi.

Yaşanan seçimlerin asıl kazananı Kürtler oldu. Kürdistan’ın bazı yerlerinde kısmi anlamda bir düşüş yaşanmış olsa da genel anlamıyla BDP oylarını arttırmış bir durumda. Daha önceden alınamayan Mardin, Bitlis, Ağrı gibi Kürtler açısından bazı merkez illerin alınması, yine Iğdır gibi Kürtler dışındaki halkların da fazla olduğu yerlerin yine BDP tarafından kazanılması büyük bir başarı. Beraberinde Alevi Kürtlerin yoğun olduğu Dersim, Varto, Karakoçan’da katılımın bu kadar güçlü olması ayrı bir başarı konusu. Elbette daha önceden BDP’nin elinde olan bazı yerlerin alınamaması daha fazla çalışma yürütülmesi gerektiğini, hala birçok konuda yetersiz kalındığını gösteriyor. Bu anlamda BDP’nin eleştirilmesi gereken yanlar var ancak Kürdistan’ın genelinde BDP başarılı çıktı.
Bu durum bir gerçeği açığa çıkarıyor. Seçimlerde oy oranlarının çoğalması önemli bir durumken, asıl önemli olan kendisi ile siyasal anlamda, toplumsal anlamda önemli sonuçlar ortaya çıkarması. Bu seçimlerin siyasal, sosyal ve toplumsal anlamda çok büyük bir önemi var. Kürt halkı için referandum niteliği taşıyordu. Kürt halkı kararını Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu barış sürecinden ve demokratik ulustan yana verdi. Bu anlamda seçimlerin asıl galibi Rêber Abdullah Öcalan oldu. Kürt halkı demokratik ulus inşasında ne kadar kararlı ve iddialı oldukları bir kez daha gösterdiler. Kürdistan farklı kültürlerin, geleneklerin birleştiği bir coğrafya. Kürdün, Türkmen’in, Süryani’nin, Acem’in, Terekeme’nin, Arap’ın bin yıllardır bir arada yaşadığı bir coğrafya. Demokratik ulus projesi bütün bu halkları içine alan bir proje ve Kürdistan’daki diğer halkların da yoğunlukta olduğu yerlerde demokratik ulus projesi kazandı. Seçimlerin asıl önemi burada açığa çıkıyor.
Seçimlerin diğer kazanan kesimi Kürt kadınları öncülüğünde özgürlük için mücadele eden bütün kadınlar oldu. Yerel yönetim bileşimi büyük oranda kadınlardan oluşan, belediye başkanlığı açısından eş başkanlık sisteminin esas alınacağı bir durum oluyor. Ve böylece Kürdistan’da eş başkanlık sistemi kesin bir biçimde oturmuş oldu. Bu durumdan en güçlü kadınlar çıktı. Kürt kadınları yıllardır gösterdikleri emeklerinin karşılığını alıyorlar artık. Kadın belediyeciliği sosyal, kültürel, yine ekonomik boyutlarda, halka farklı hizmetler, kadınlara farklı hizmetler sunma açısından büyük bir zemin oluyor. Eğer kadın belediye başkanları güçlü bir kadın belediyeciliği geliştirirlerse Kürdistan genelinde toplum yapısında çok büyük değişimler yaşanacaktır.   
Türkiye geneline baktığımızda HDP’nin hemen hemen her yerde oy alma durumu var. O kadar saldırı olmasına, birçok yerde seçim çalışması yapılmasına izin verilmemesine rağmen hiç beklenmedik illerde dahi belli bir oy oranı aldı. HDP bir Türkiye partisi olma yönünde ilerliyor ve Türkiye’nin geneline yayılma durumu var. Bu seçimler hangi konularda eksik kalındığı ve daha çok çalışılması gerektiğin gösterdi. Seçimler Türkiye’deki demokratik kesimlerin, aydın çevrelerin, mevcut düzenden rahatsız olan kesimlerin bir arayışının olduğunu, bu arayışların belirli düzeyde HDP’de buluştuğunu ama çok örgütlü bir güce de dönüşemediklerini de gösterdi. Elbette ki demokratik siyaset anlayışının oturtulması ile aşılamayacak bir durum değil. Ancak çok daha fazla çalışmak, çok daha fazla örgütlenmek ve halkların sesi olan HDP’ye sahip çıkmak gerekiyor.
Evet, 30 Mart yerel seçimlerinin asıl kazananı barış için, demokrasi için, özgür yarınlar için mücadele eden halklar ve kadınlar oldu. Kışın çetin koşullarına rağmen mücadelesini sahiplenmekten vazgeçmeyen Kürt halkı Kürdistan sokaklarında şimdi başarısını kutluyor. Önemli olan bu başarının her zaman devamının sağlanmasıdır. Bundan sonraki süreç Kürtler için daha yoğun, daha sıkı çalışma, örgütlenme isteyen bir süreç olacak. Rêber Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu bu süreci kalıcı bir barış ve demokrasi ile sonlandırmak istiyorsak elde edilen başarılar daha da büyütülmeli, çoğaltılmalı. Halkların özgürleşmesi mücadelesinde elde edilen bu büyük başarı Reber Apo’ya, Kürdistan ve Türkiye’de mücadele yürüten herkese kutlu olsun!