Seferberlik, elinizde olan herşeyi ortaya koyduğunuz bir çalışma temposunu ifade eder. Zaman planlamasını, mali kaynak kullanımını, inanmış kadrolarınızın harekete geçirilmesini bu doğrultuda şekillendirirsiniz.
Bu nedenle seferberlik döneminde hangi haklı nedene dayalı olursa olsun vakti tartışma ile geçirmek birinci büyük yanlıştır. Aday belirleme süreçlerinde yapılan yanlışlar dahil olmak üzere somut olarak bir anlam ifade etmeyecek eleştirilerle vakit kaybetmeye devam etmenin hiç bir izahı olamaz.
Seferberlik döneminin ikinci büyük yanlışı geçmişten devralınan birikimi harakete geçirmekte gevşek davranmaktır. Yine hangi haklı nedene dayalı olarak filli çalışmadan kopmuş olursa olsun, seçim sürecine ciddi katkı sunacak kadroların kampanya çalışmalarından uzak tutulması, telafisi imkansız ikinci yanlıştır. Birikimli kadroların seçim çalışmalarına etkin katılımını sağlamak seçim süreçlerinin olmazsa olmazıdır. Hiç bir mazaret bu birikimi harekete geçirmeye ayak diremeyi meşrulaştıramaz.
Seferberlik döneminin üçüncü büyük yanlışı ise şimdiye kadar oy vermiş kitlelerin dışına açılmaya imkan vermeyecek dil ve siyaset tarzında ısrar etmektir. Özellikle seçime girilen bölgedeki toplumsal gerçekliği dikkate almayarak eski kemik oya sığınıp yeni kitlelere ulaşmayı zorlaştıracak tarzın seferberlik döneminde kabulü söz konusu olamaz. Eğer bir bölgede geçmişte aldığınız oy seçimi kazanmaya yetmiyorsa şimdiye kadar oy alamadığınız çevreleri suçlamak yerine onlarda güven ve umut oluşturacak bir siyaset dilinin inşa edilmesi gerekir.
Bu üç yanlış listesini daha da uzatmak mümkündür. Ama sadece bu üç madde bile seçim seferberliğinin tek doğrusunu götürmeye yeter. Evet seçim seferberliğinin tek doğrusu halkın özverili çalışması ve kendinden beklenen her türlü sorumluluğu yerine getirmesidir. Bu tablo göstermektedir ki halk “seferberlik” kavramını yöneticilerden, adaylardan daha doğru okumakta ve gerğini yerine getirmekte çok daha duyarlı davranmaktadır.
Eğer halkın bu kadar bedel ödemesi yanında seçim dönemlerinde kendisinden istenen her fedakarlığı yerine getirmesine rağmen seferberlik havası içine girilmiyor ve seferberliğe uygun bir çalışma planlaması hayata geçirilemiyorsa bunun sorumluluğu halka ait değildir. Halk bu eksikliği hissettiğinde gördüğü her boşluğu doldurmakla sorumludur.
Ama “seferberlik” ifadesini hergün teleffuz edip gereğini yapmamanın öncü kadrolar açısından hiç bir izahı olamaz.
Seferberlikte üç yanlış ve bir doğru
30 Mart seçimlerininin seferberlik ruhu içinde karşılanması yönündeki mesaj ne ifade ediyor? Bu soruya doğru cevap verebilmek için önce seferberlik kelimesinin anlamında ortaklaşmalıyız. Bir süreci varlık ve yokluk meselesi olarak görüyorsanız buna uygun hazırlık içinde olursunuz. Bir halkın geleceğini doğrudan şekillendirecek kritik gelişmelere gebe olduğumuzu herkes görüyor ama bunun bilinci içinde hareket edilmiyorsa “seferberlik” ifadesinin ciddiyetini yeniden ele almalıyız.