Eksi Kışla Mahallesi’nde bulunan 2 katlı eve “arama tarama” faaliyetleri gerekçesiyle kapıları kırarak içeri giren devlet güçleri, evini ateşe verdi, kullanılamaz hale getirdi. Baba Ramazan Aksu (65), yasaktan birkaç gün önce yaşları 13 ile 19 arasında değişen Ebru, Besna, Leyla, Güneş, Hatice ve İhsan isimli 6 çocuğuyla birlikte Colemêrg’e göç etmek zorunda kalırken, “Süleyman’ımın mezarını bırakmam” diyen annesi Kudret Aksu (58) ise ilçeden ayrılmayarak, Gever’in Esenyurt Mahallesi’ne yerleşti. 


İlk işi mezara koştu

Kuşatma boyunca oğlunun Orman Mahallesi Şehitliği’nde bulunan mezarını ziyaret etmek isteyen anne, her defasında devlet güçlerinin engeline takıldı. Yasağın kaldırılmasının hemen ardından oğlu Süleyman’ın mezarını ziyaret eden anne Aksu, mezarın tahrip edildiğini gördü. Gözyaşları içinde “Önce Süleyman’ı mı öldürdüler sonra da evini yaktılar” diyen Aksu, “Allah kabul etmesin bu zulmü. Ben evimden çıkmadım beni zorla evimden çıkardılar. Yasağın olduğu gece de evimdeydim 3 tane havan evime değdi ama yine çıkmadım. Bu katliamdır. Bizler barış istedik. Bu katliamı kabul etmiyoruz. Çocuklarımızı sonra da bizleri öldürüyorlar” diyerek tepki gösterdi. 


Özellikle oğlu Süleyman’ın odasının yakıldığını belirten anne, geriye kalan hatıralarının bulunduğu odadaki yatağı, albümleri ve kitapların yakıldığını anlatırken, “Beni de öldürseydiler. Çocuğumun elinde silah mı vardı? Elinde oyuncak vardı çocuklar için. Madem oğlumu öldürüp evimi yaktın, beni de öldür” diye isyan etti. 

Tüm acısına rağmen barış talebini yineleyen anne Aksu, şunları söyledi: “Ölsek de toprağımız üzerinde ölelim. Toprağımızdır evimizdir Tayyip Erdoğan’dan da bir şey istemiyoruz. Bir yere gitmeyeceğiz. Çocuklarımızın, kanımızın, toprağımızın peşindeyiz. Gever yerimizdir. Babalarımızın, analarımızın yeridir. Biz Kürt’üz. Annemiz Kürt, babamız Kürt. Nereye gideceğiz.” 


 DİHA/HAKKARİ