AZİZ OÐUR/REQA


Stratejilerinin DAİŞ’in elinde kalan bölgeyi yarmak ve üç izole edilmiş alana çevirmek olduğunu söyleyen Komutan Adnan, Kürtlerin geleneksel Birê oyununu hatırlatıyor: “Birê çok stratejik bir oyundur, kim erken davranıp diğerinin önünü keserse ona alanı kapatıyor. Burada o oyunun ne kadar stratejik bir oyun olduğunu anladım.” 

Kobanê’den Reqa’ya vardığımızda Heyva Sor a Kurdistanê Hastanesi’nin yanıbaşında bulunan camide bir yoğunluk gözümüze çarpıyor. Arabada bulunan kadın gazeteciler inip soruyorlar. Sivil bir grubun kurtarıldığını ve yeni getirildiklerini söyleyince biz de yanlarına gidiyoruz. Bitkin düşmüş bir kalabalık; yaşlılar, çocuklar, kadınlar var. Heyva Sor ekipleri rahatsız olanlara müdahale ediyor, sonra tek tek hepsini kontrolden geçiriyor. Kolundan ve elinden yaralanmış bir çocuğa pansuman yapılıyor. Savaşçılar, kurtarılanları sakinleştirmeye çalışıyor; su veriyor, sohbet ediyor. Çocukları kucaklarına alıp onlarla oynuyorlar. İçeriden bilgi geldiğini, bunun üzerine DAİŞ’in kontrolündeki bölgeden güvenli bölgeye bir koridor oluşturarak grubu kurtardıklarını anlatıyorlar. Anlattıklarına göre en tehlikeli operasyonlardan birisidir, sivil kurtarmak. Çünkü DAİŞ, kurtulmaya çalışanları arkadan vuruyor; bir de aralarına sızarak saldırıyor. Bu yüzden sivilleri kurtarma operasyonları gizli tutuluyor, telsiz üzerinden konuşulmuyor. 


DAİŞ’lilerin ortasına doğru

İlk geceyi QSD kontrolündeki bölgede basın birimi için ayrılan yerde geçiriyorum. Şehrin kenar mahallesi, uzaktan bomba sesleri geliyor gece boyu. Cepheye gitme isteğimi güvenliğim için tehlikeli bulan sorumluları ikna ediyorum. Efrîn ve Haleb’ten Reqa’ya gelen operasyon gücünü ziyaret etme kararı alıyoruz. Grubu koordine eden sorumluya uğruyoruz. Kahvaltısız göndermiyor. GPS cihazı üzerinde gideceğimiz yeri gösteriyor. DAİŞ elemanlarını çembere alındığı Reqa Devlet Hastanesi ile DAİŞ’in elinde kalan son bölge arasında kalan ince bir hata yerleşmiş Efrîn/Haleb grubu. Hemen ötelerinde değişik gruplarca alan tutulmuş; amaç çemberlerle tecrit edilen DAİŞ’lilerin gidiş gelişini engellemek. Hassas bir bölge olduğunu hatırlatıyor ve tekrar gitmekten emin olup olmadığımı soruyor. Israrımı görünce. Lojistikçilere dönüp Adnan’ın yanına götürülmemi söylüyor ve ‘Serkeftin’ diyerek uğurluyor.


Humvee ile yolculuk

Sonra cepheye lojistik taşıyan zırhlı Humvee ile yola çıkacağımız söyleniyor. Arkadaşlar ön koltuğa bindiriyor ve olası bir saldırıda ne yapmam gerektiğini kısaca anlatıyor. Aracın üstüne silah kurulmuş. Şehir merkezine, yani çatışmaların olduğu alana doğru ilerledikçe savaşın tahribatları görülmeye başlıyor. Yerle bir olmuş binalar, mahalleler önümüze çıkıyor. Yıkıntıların arasında yol alıyoruz. DAİŞ’in karargah gibi kullandığı Reqa Devet Hastanesi’nin göründüğü kavşağa varmadan önce ağır silahın başındaki savaşçı uyarıyor ve döner dönmez DAİŞ mevzilerini taramaya başlıyor. Seri bir taramadan sonra ara sokağa, yani iki DAİŞ bölgesinin arasında kurtarılan hata giriyoruz. Her iki taraftan da on metrelerle sayılabilecek mesafede mevziler var. Savaşçılar tecrübeli, nasıl hareket edeceklerini biliyor, bir savaşçı da beni yönlendiriyor. 


Şehir savaşının içinde

Araçtan iner inmez beni bir avlunun girişine çekiyorlar. Daha sonra sokaktaki binalardan savaşçılar çıkıyor ve getirilen lojistiği indiriyorlar. Çok seri hareket ediyorlar. Karşıya hızlı bir şekilde gidip geliyorlar. Fırsattan istifade çevrenin fotoğraflarını çekmeye çalışıyorum. Malzemeleri taşımaya yardım etme önerime karşı çıkıyorlar. Hızla koşulan bir kaç gidiş gelişten sonra cadeyi geçmem için hazır olmamı söylüyorlar ve sağımda solumda bir savaşçı benimle koşarak kendilerini siper ediyor. Merdiven araları, odalarda pencerelerin bulunduğu yerlere battaniye veya branda çekilmiş. Girişte soluklandıktan sonra hızlıca yukarı çıkıyoruz. Üçüncü katta açılan kapıdan karşıya bir köprü yapılmış. Evlerden alınan metal eşyalar yatak demirleri gibi malzemeler bir birine bağlanmış; karşı binada açılan girişe konulmuş ve rahat yürünmesi için metallerin üzerine küçük sünger döşek ve battaniyeler konulmuş. Bir savaşçı önümden gidiyor, diğeri çok hızlı bir şekilde geçmemi söylüyor. Köprü görevi gören düzenek üzerinden rahatça geçiyorum. 


Efrîn/Halep gücünün yanında

Bir iki koridor döndükten sonra Efrîn/Halep gücünün komutanlarından Adnan’ın yanına ulaşıyoruz. Güler yüzlü genç biri Adnan ama o kadar da olgun duruyor. Telsiz anonsları, patlamalar, tarama sesleri arasında sohbet ediyoruz. Tüm birliğin sevk ve idaresinin yanı sıra diğer birlikler ile olan bağlantı ve tekmilleri, yanına girip çıkan tabur, bölük ve tim komutanlarına talimatları bir orkestra şefi ustalığıyla yürütüyor. 

Bulunduğumuz binaya yeni geçilmiş ve savunma çalışmaları yapılıyor. Karşı bina ve sokaklara hakim noktaların gözetleneceği delikler açılıyor, silahlar yerleştiriliyor. Yine hatın güçlendirilmesi için getirilecek yeni gruplar için yerler hazırlanıyor. Çevredeki birliklerin mühimmat ve lojistik ihtiyaçları karşılanıyor. Ordaki savaşçıların genç olmalarına rağmen çok tecrübeli oldukları anlaşılıyor. İki ateş arasında rahat ama hangi noktada nasıl davranacaklarını adeta içselleştiren bir hareket tarzları var. 


Bir DAİŞ kalmıştı savaşmadıkları

Komutan Adnan ile sohbet ederken, “bu savaşçılar çekirdekten yetişme” diyor ve ekliyor: “Halep’te savaşın başladığı dönemlerde bunlar daha çocuktu. Büyüklerin cesaret edemediği işlere koştular. Kendi inisiyatifleri ile cepheden cepheye silah ve mühimmat; erzak ve lojistik taşımakla başladılar. Savaşçı olarak alınacak yaşa gelmeyi bekledi hepsi ama hiçbirisi de savaştan, savaş atmosferinden ayrı düşmedi. Halep’te, Efrîn’de savaşmadıkları çete grubu kalmadı, burada da DAİŞ ile savaşmaya geldiler.” 


Hepsi istedi, 170 kişi seçildi

Hem tecrübelerin paylaşımı, hem de hamlede sembolik anlamda da olsa katılım sağlamak için Efrîn/Helep gücünde YPG ve Cephet El Ekrad’dan toplam 170 kişilik güç olarak geldiklerini belirten Komutan Adnan’a gelenlerin nasıl belirlendiğini soruyorum, “Heval vala biz Reqa hamlesine bir gücümüzün katılmasına karar verdik, kim dahil olmak istiyor şeklinde sorduk. İstisnasız hepsi geleceğini beyan edince tekrar iş yönetime düştü ve 170 kişi belirleyip geldik” yanıtını veriyor. 


Bina için mevzu kurulumu

Bazı gruplar hattın güçlendirilmesi için bölgedeki binaları uygun hale getirirken yanımızda bulunan birkaç kişi harıl harıl çalışıyor. Temel materyalleri battaniye. Bazı odaların içine iki üç kademe battaniye konulmuş. Çatışma için mevziler oluşturuluyor. Bulundukları binada içerisi hiç görülmeyecek ama 360 derece etrafı gözetleyecekleri bir mevzilenme sistemi kuruyorlar. Gece boyu nöbette kalan, çalışmaya katılan bazı savaşçılar dinleniyor. Hallerine bakılırsa sinekler ve aşırı sıcak, patlama ve silah seslerinden daha fazla rahatsız ediyor onları. 


Sürü halinde çembere çarpıyorlar

Hattı açıp yerleştikleri gün yaşanan çatışmada 3 savaşçının şehit düştüğünü, 7 savaşçının da yaralandığını, ancak yaralarının ağır olmadığı bilgisini paylaşıyor. Komutan Adnan gülerek, “Gece burada kalabilseydin gerçek savaşı görürdün” diyor. Geceleri neler yaşanıyor diye soruyorum o da anlatıyor: “Hastane çevresi tamamen kuşatıldı ve orda binlerce DAİŞ’li var, sivilleri de tutuyorlar. Dêrazor hamlesi de başladı, buraya kıstırılmışlar. Gece olunca yeni tuttuğumuz bu hatın zayıf olduğunu düşündüklerinden yarıp daha geniş alana geçmeye çalışıyorlar. Sürü halinde onlarca, yüzlerce kişi bu binaların altına kadar geldiler kaç kez, saldırıları kırılınca tekrar karargah olarak kullandıkları hastaneye dönüyor kurtulanlar. Hastanede siviller nedeniyle dikkatli hareket ediyoruz, orası düştükten sonra diğer alanlardakiler fazla dayanamaz. Hastaneyi karargah haline getirmişler, bir sürü tünel açmışlar.” 


Stratejimiz ’Birê’ oyununa benziyor

Stratejilerinin DAİŞ’in elinde kalan bölgeyi yarmak ve üç izole edilmiş alana çevirmek olduğunu söyleyen Adnan, Kürtlerin geleneksel Birê oyununu anlatıyor ordakilere: “Birê çok stratejik bir oyundur, kim erken davranıp diğerinin önünü keserse ona alanı kapatıyor. Burada o oyunun ne kadar stratejik bir oyun olduğunu anladım.” 

Arada bir telsiz üzerinden verilen koordinatlara yönelik Koalisyon uçaklarının müdahelesi oluyor. Koordinatların verildiği yere yakın birlikler uyarılıyor ve kaç dakika sonra uçağın vuracağı söyleniyor. Sesinden bile uçağın pike yapmaya başladığı ve saniyeler sonra patlamanın olacağını söylüyorlar. Kimi patlamalar çok yakınımızda oluyor ve tüm binanın sarsıldığını hissediyoruz. Patlamadan sonra sohbet olduğu gibi devam ediyor. Kısa sürede ben de patlama ve silah seslerini kanıksadığımı fark ediyorum. 


Genç savaşçının sızma harekatı

Efrîn/Haleb gücündeki savaşçılar kendi aralarındaki ilişkilerde de rahatlar. Sürekli şakalaşıyorlar. Bir birlerine takılıyorlar. Genç bir savaşçı sırtında çuval ile geliyor ve DAİŞ’in kısa süre öncesine kadar kullandığı eve sızma yaptığını söylüyor. İşlerine yarayacak bir çok malzemeyi getirmiş. Bir de gazla çalışan bir ocak var. Biraz uğraştıktan sonra çalıştırıyor ve çay mı kahve mi sorusunu soruyor. Kahvede karar kılınıyor. Kısa süre sonra çaydanlıkta yaptığı kahveyi servis ediyor. Daha sonra öğle yemeği yeniliyor. Menüde salata, tavuk ve salam var. Lojistiğin getirdiği buz kalıplarına yatırılan su şişeleri sofraya konuluyor. 


Teslim olan DAİŞ elemanları

Öğle saatlerinde bir DAİŞ’linin Qamişlo gücüne teslim olmak istediğini söylüyorlar. Adnan yakındaki birliklere tedbirli olmaların, ancak teslim olmak istiyorsa teslim almalarını istiyor. Daha sonra tek başına olmadığı, yakında saklanan siviller de oluğu bilgisi verilince uyarı yapılıyor ve o andan itibaren kurtarılması gereken sivillerle ilgili şifreli konuşuyorlar. Neresi olduğunu merak ediyorum, 300 metre yakınımızda olduğunu öğrenince kurtarma operasyonuna katılmak istediğimi söylüyorum. Ancak beni riske atamayacaklarını belirtip reddediyorlar. 

Komutan Adnan, esirlerle ilgili acı gerçeği anlatıyor: “Bir çoğu DAİŞ geldiğinde onlara gönüllü destek veren insanlar. Şimdi ise kaçmaya, kurtulmaya çalışıyorlar; ancak aileleri ile birlikte tutuluyorlar. DAİŞ onları kalkan olarak kullanıyor, hatta çocuk ve kadınları tutarak erkeklerini silahlandırıp bize saldırtıyor. Kaçmaya çalışanları da arkadan vuruyor. Bazen aralarına katılarak bize zaiyat verdirmeye çalışıyorlar. Mücadelemizin felsefesi gereği bir çok kez arkadaşları tehlikeye atarak kurtarıyoruz sivilleri. Teslim olmak istiyorsa alıyoruz, sivil ise kurtarıyoruz. DAİŞ ile doğrudan bağı olanlar sorgulanmak üzere istihbarata gönderiliyor. Diğerleri de nereye gitmek istiyorsa oraya yolluyoruz.” 


9 saatlik doyumsuz sohbet

9 saat kadar yanlarında kaldığım Efrîn/Helep savaşçıları ve komuta kademesi ile sohbet ediyorum. Onlar Avrupa’daki halkın durumunu, Kürt medyasının düzeyini soruyor, eleştirilerini aktarıyor; ben de elimden geldiğince soru sorarak atmosferi ve durumu öğrenmeye çalışıyorum. Felsefe, edebiyat, Kürt müziği, Kürt dili ve bir çok konuyu tartışıyoruz. Akşama doğru lojistikçilerin gelmek üzere olduğu, benim de geri dönmem gerektiği anonsu yapılınca hazırlanıyorum. Komutan Adnan iyi ağırlayamadıkları için üzgün olduğunu ifade ediyor, ancak ben hayatımda yaşadığım en güzel ve anlamlı günlerden biri olduğunu söyleyerek, rahat olmasını istiyorum ve vedalaşıyorum. 

Aynı titizlikle genç savaşçılar kendilerini siper ederek yine karşı binaya ve Humvee’nin bulunduğu yere ulaşıyoruz. Dönüş yolunu da aynı şekilde geçiyoruz, DAİŞ mevzilerinin göründüğü kavşaktan önce ağır silahın başındaki savaşçı hazırlanıyor ve köşeyi geçer geçmez seri bir şekilde tarıyor. Yıkıntıların arasından uzanan yoldan toz duman içinde ilerliyoruz ve bir süre sonra olağan yaşamın tekrar oturmaya başladığı QSD’nin denetimindeki semtlere geçiyoruz.