Onlar güvercinlerin dilini bilen eski zaman şehir çocuklarının emaneti olan onuru kanlarıyla kara taşlarına yazdılar…
Bu nasıl bir şehirdir / Bilebilmezem
Eski zaman yollarını / Gidebilmezem…
Bu nasıl bir ülkedir / Varabilmezem
Eski zaman günlerini / Görebilmezem…
Bu nasıl bir dünyadır / Sezebilmezem
Eski zaman sırlarını / Çözebilmezem…
Dört ayaklı minare / Selam söyle o yâre / Şehir kalbinden vurulmuş / Kar üstünde kan izleri / Çoktur ama acıları / Yazabilmezem…
***
Gül üstüne gül / Söz üstüne söz olmuyor
Ferman üstüne ferman / Sayıp saymakla bitmiyor
Mardin kapı şen olur mu / Şengal Dervişsiz olur mu / Buralarda yar sevenin başı belasız olur mu?
Yiğit dediğin renginden değil cenginden / Şeref dediğin soyundan değil Şengal’den geçer…
Bacılarım kafeslerde taşınır / Köle diye pazarlarda satılır / Saraylarda meze diye anılır / Kavga vakti yar ne diye darılır / Bu nasıl bir yaradır / Sarabilmezem…
Kapı kapıya bakar / Dicle Cizreye akar / Şehir yanar Mem yanar / Her yürekte Zin yanar / Bu nasıl bir yangındır / Sönebilmezem…
***
Taş üstünde taş kalmasın / Baş üstünde baş demiş / Saraydan ferman vermiş / Yetmiş iki millete / Tek sözüyle kul demiş / Bu nasıl bir fanidir / Haşa ben ona he / Diyebilmezem…
***
Ben dertli bir kemanım / Kerkük için ağlarım
Baba Gur Gur deyince / Yoluna can adarım
***
Şehrin süvarisiyim / Güneş vurmuş selvisiyim / Kavganın en delisiyim…
Şahlandırmış süvariler zamanı / Vermez artık zalimlere amanı / Ya Ali ya Muhammed eksik etme imanı…
Canım uğruna gürzdür / Rahşın yokuşu düzdür / Adı başımızda tac Rüstemdir süvarisi…
Sürmüş taşlı şehristana / Yedi kapısında yedi gül olmuş / Güllerim kan içinde / Derebilmezem…
***
Karakışta ekilmiş sarmaşıktır Çiyager. Zamanın yelesine tutunmuş kasırgadır. Yeşil bakar dünyaya. Dicle onunla yeşil akar. Hevsel yeşil. Atlar neşeli koşar. Süvariler neşeli…
***
Bitmeyen bir destandır bu, Surdan Cizre’den Şengal’e, gelen bahar gibi sonu muhteşem olacak…