Şekerin vücuda zararları henüz tam olarak ortaya koyulmazken, uzmanlar, günlük kalorilerinin yüzde 25’i şekerden oluşan insanların, bu oranın yüzde 10 olduğu insanlara kıyasla kalp hastalıklarından ölme riskinin iki katından fazla arttığını tespit etti.
Günlük olarak tükettiğimiz ve vazgeçilmez olarak görülen şekerin birçok yan etkisinin olduğu tespit edildi. Uzmanlar, yiyecek ve içeceklere katılan şeker cinsinden şeker tüketiminin, bir günlük toplam kalori miktarının yüzde 5’ini aşmaması tavsiye ediliyor.
BBC’den Jessica Brown’un uzmanlara dayanarak hazırladığı haberde, şeker en büyük kamu sağlığı sorunu haline geldiğini vurguluyor. Eskiden şeker tüketimi sadece meyvelerin olgunlaştığı mevsimlerle sınırlıydı. 80 bin yıl önce avcı-toplayıcılar meyveyi arada bir ve kuşlarla rekabet halinde yiyebiliyordu. Bugün ise yılın her günü şeker tüketiyoruz. Şeker en büyük kamu sağlığı sorunu haline geldi. Kimi hükümetler şekerli yiyecek ve içeceklere ekstra vergi getirdi, okul ve hastanelerdeki otomatlardan kaldırdı. Sağlık uzmanları ise şekerin tümüyle diyetimizden çıkarılması gerektiğini söylüyor. Ancak bugüne dek bilim insanları, yüksek kaloriye dayalı beslenmeden bağımsız olarak şekerin sağlık üzerindeki etkilerini kanıtlamada zorluk çekti.
Şeker veya ‘şeker katkısı’ dediğimiz şey, mutfakta kullanılan şekeri, tatlandırıcıları, bal ve meyve suyunu içerir ve yiyecek ve içeceklerin tadını güzelleştirmek için katılır. Ancak şeker, basit ve karmaşık karbonhidratlar için kullanılan geniş kapsamlı bir terimdir. Karbonhidratlar sindirim yoluyla glikoza dönüşür ve vücudun her hücresinde ve beyinde enerji kaynağı olarak işlev görür.
Mısır şurubu tehlike saçıyor
Karmaşık karbonhidratlar tam tahıllarda ve sebzelerde bulunur. Basit karbonhidratlar ise daha çabuk sindirilerek hemen kana karışır. Yediğimiz yiyeceklerdeki fruktoz, laktoz, sakaroz ve glikoz gibi doğal şekerler ile yüksek oranda fruktoz içeren insan yapımı mısır şurubu bu türdendir.
16. yüzyıldan önce sadece zenginler şeker alabiliyordu. Sömürgeler ticaretiyle biraz daha yaygınlaştı. 1960’larda ise glikozun fabrikalarda fruktoza dönüştürülmesi ile glikoz ve fruktoz içeren mısır şurubu ortaya çıktı.
Mısır şekeri diğer tüm şeker türleri içinde kamu sağlığı açısından en tehlikelisidir ve ‘şeker’ deyince insanların aklına gelen bu türdür. Yüksek fruktoz içeren mısır şurubu tüketimi 1970-90 yılları arasında ABD’de on kat arttı. Aynı dönemde bu ülkede obezite de benzer bir artış gösterdi. Bunun nedeni, yüksek fruktoz oranının diğer yiyecekler gibi tokluk hissi yaratan leptin hormonu artışına yol açmaması olabilir.
Şekerli içeceklerde de yüksek oranda fruktoz içeren mısır şurubu kullanılıyor. Şekerin sağlık üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalarda daha çok bu içecekler esas alınıyor.
Bu konu üzerine yapılan 88 araştırma incelendiğinde, şekerli içecek tüketimi ile kilo arasında doğrudan bir bağlantı olduğu görüldü. Yani bu içecekler yüksek kalorili olsa da açlık hissini bastırmadığından daha fazla kalori tüketimine neden olmuş oluyor. Sorun olarak görülen şeker türü sadece mısır şurubu değil. Başta fruktoz olmak üzere şeker katkısı birçok sorunun kaynağı olarak görülüyor.
Kalp hastalıkları ve diyabet…
Şekerden kaynaklı hastalıkların en başında kalp hastalıkları geliyor. Karaciğer hücreleri fruktozu parçaladığında bir tür yağ olan trigliserid ortaya çıkar. Bu zamanla karaciğer hücrelerinde birikir. Kana karıştığında ise damarlarda yağ birikmesine neden olur. Bir süre önce yapılan bir araştırmada, günlük kalorilerinin yüzde 25’i bu tür şekerden oluşan insanların, bu oranın yüzde 10 olduğu insanlara kıyasla kalp hastalıklarından ölme riskinin iki katından fazla arttığı görüldü.
Tip 2 diyabet de şeker tüketimiyle bağlantılı görülüyor. 1990’larda yapılan bir araştırmada, günde birden fazla hazır meyve suyu tüketen kadınların diyabet olma ihtimalinin, bunları hiç içmeyen ya da arada bir içen kadınlara kıyasla iki kat daha fazla olduğu görüldü. Ancak kalp hastalıkları ve diyabette sorunun şekerden mi kaynaklandığı net değil. Lausanne Üniversitesi’nden Profesör Luc Tappy’ye göre, diyabet, obezite ve yüksek tansiyonun nedeni aşırı kalori tüketimi, şeker ise bu kalori kaynaklarından sadece biri.
“Diyetin bileşimi ne olursa olsun, harcanan enerjiden fazla kalori tüketildiğinde vücutta yağ birikmesi, insülin direnci ve karaciğer yağlanması olur. Fazla enerji harcayan ve aynı miktarda kalori alan insanlar yüksek fruktoz/şeker içeren bir şekilde beslense bile vücutları bununla başa çıkabilir.”
Yasak neyi getirir?
Şekerin beyni nasıl etkilediğini gösteren araştırmalar da var. Avustralya’dan Matthew Pase’nin araştırması, fazla şekerli içecek tüketenlerin beyin hacminin daha küçük olduğunu ve hafızalarının daha zayıf işlediğini gösteriyor. Günde iki şekerli içecek içenlerin beyninin içmeyenlere kıyasla iki yıl daha yaşlı olduğu görüldü. Ancak Pase, deneylerinde sadece şekerli içecek tüketimini esas aldığını, beyin sağlığında tek başına şekerin sorumlu olup olmadığı konusunda kesin konuşulamayacağını belirtiyor.
Diyetisyen Renee McGregor, sağlıklı ve dengeli beslenmenin herkes açısından farklı olabileceğini, örneğin sıkı antrenman yapan atletlerin daha fazla şekere ihtiyaç duyabileceğini söylüyor. Ancak çoğu kişi açısından bu tür şeker sağlıklı beslenmede gerekli bir unsur değil. McGregor’a göre, şekeri ‘kötü’ olarak niteleyip yasaklamak onu daha cazip kılabilir. Ya da bazı örneklerde olduğu gibi şeker yerine sağlıksız başka beslenme yöntemlerine yönelme olabilir.
Anlaşılan, şekerin farklı türlerinin insan sağlığına etkileri konusunda farklı fikirleri okumaya devam edeceğiz.
TOPLUM SERVİSİ