Bu travmatik yaklaşım, kolay kolay stratejik bir değişikliğe evrilmeyecek gibi görünüyor. Kürtler, neo-Osmanlı içinde bir renk, şemsiyenin altında yaşayan bir halk değil, eşitler arası ilişki ve bizatihi kendi şemsiyesini tutmak istiyor. Ortadoğu Halklar Konfederasyonu'nda eşitler arası ilişki; neo-Osmanlı'da ise egemen bir ulusun diğer ulusları kendi kanatları altına alma gayreti vardır. Dolayısıyla AKP Hükümeti'nin neo-Osmanlı yaklaşımı ile Kürt Özgürlük Hareketi'nin Ortadoğu Halklar Konfederasyonu yaklaşımı, temelden farklı iki çizgidir.
Korkunç bir tahribat, çelişki ve kutuplaşmanın girdabında olan Ortadoğu'da tek başına etnik, sınıf, inanç bazlı siyaset çözüm üretemiyor. Bütün sorun alanlarını aynı anda ve ölçüde sahiplenip aralarındaki diyalektik bağı kuramayan bir siyasetin Ortadoğu'da başarı şansı ve geleceği yoktur. Halklar Konfederasyonu'nu da öngören Demokratik Modernite perspektifi, adeta panzehir gibi ortaya çıktı. HDP de bu perspektifi esas alarak partileşmeye doğru gitti. Mezhep, etnik kimlik, temel sınıf, cinsiyet, insan doğa çelişkilerinin tamamı, HDP'nin programının ve mücadelesinin parçalarıdır. HDP, Ortadoğu'daki yüzlerce yıllık halklar, kimlikler, ezilenler arası parçalanmışlığa ya da çizilen yapay sınırlara tam da merhem gibi gelen bir siyaset ortaya koyuyor.
***
Kürdistani çizgi mutlaka olmalı ve bundan geri adım atmak Kürt halkına kaybettirir. Bağımsız devlet ile özerklik meselesindeki tartışmada bir nokta ıskalanıyor. Bağımsız devlet olmayı savunabilirsiniz fakat nasıl bir yönetimi olacağını tariflemeden savunursanız, boşluğa kurşun sıkarsınız. Ben, bağımsız devlet ama içi Demokratik Özerklik ile doldurulmuş bir devlet, derim. Kürt Özgürlük Hareketi'nin ve Sayın Öcalan'ın ortaya koyduğu Demokratik Özerklik projesi, bağımsız devletin alternatifi değildir; bağımsız devletlerin nasıl olması gerektiğidir. Öcalan bağımsız devlet fikrine değil, ulus devlet fikrine karşıdır. Kürt Özgürlük Hareketi de bağımsız devlet fikrinden geri bir pozisyona düşmemiş; bağımsız devlet fikrini ideolojik olarak çok daha geliştiren demokratik bir sıçrama yapmıştır. Kürt halkı adına daha ileri bir talepte bulunuyor; geri bir talepte değil. Bugünkü koşullarda Türkiye Cumhuriyeti içinde mümkünse özerklik gerçekleştirilecek. Bütün halklara özerkliği sağlayacak bir mücadele yürütülüyor. Bunun gerçekleşme şansı olmadığı anlaşılırsa sonsuza kadar Türk devletinin özerkliği tanıması beklenmeyecek.
***
HDP de Kürdistanilik fikrine ters, onunla çelişen bir çizgi değil; onu kapsayan, kucaklayan, barındıran bir çizgi olarak büyüyor. HDP, sadece Türkiye'nin batısında değil, Kuzey Kürdistan'da da kitle partisi olarak örgütleniyor. HDP vizyonu, ne Kürdistan'a ne de Kürdistaniliğe yabancıdır. Kürdistan siyaseti ve talepleri ile Türkiye'deki mezhep, sınıf, cinsiyete dayalı bütün talepleri bir arada, aynı siyasi program etrafında, çok dengeli bir biçimde buluşturmayı başardı HDP. Türkiye'de sahaya inme, yer tutma gücü çok arttı.
HDP, bütün halkların kendini yönetme, kaderini tayin etme hakkını tereddütsüz, amasız, ancaksız savunur. Bunun en başında da Kürt halkı gelir. Kürt halkı kaderini Demokratik Özerklik ile çizmek istiyorsa -ki şu anda durum budur- bunu tartışmak HDP'ye düşmez. HDP bunu koşulsuz desteklemek durumundadır. Kürtler bağımsız bir devlet isteyebilir ve temel hakkıdır. O durumda da HDP, hepimiz, o çizginin etrafında kenetleniriz. Bunu yaparken Yozgat'ta veya Konya'da farklı bir şey söylemiyoruz. Kürt halkının bütün haklarını savunduğumuzu, bütün HDP'liler her yerde söylüyor. Kürt halkının taleplerini örterek, savunmuyormuşuz gibi yaparak Türkiye'de örgütlenmiyoruz. Dolayısıyla HDP'ye verilen her oy, aynı zamanda Kürt halkının mücadelesine destektir, onaydır.
***
Bu kadar adil olmayan bir yarış içerisinde bile yüzde 10'a yakın bir oy alabilmiş olmak, bu çizginin halkta heyecan yarattığını gösteren en somut olguydu. Seçmenin yüzde 40'a yakını da "oy verebilirim" noktasına geldi. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa sistem eleştirisini bu kadar köklü yapan, devrimci bir siyasi parti, 81 ilde örgütlenmiş olacak. Ocak ortasından itibaren bütün teşkilatlarıyla seçime hazır hale gelmiş olacak.
***
HDP her yerde, herkese ulaşabilecek bir partiye dönüşüyor. O nedenle doğrudan beni, benimle birlikte partimi, temsil ettiğim siyasi çizgiyi hedef alarak kriminal hale getirmeye çalışıyorlar. İnsanların giderek sempati duyan, ilgi duyan yönlerini törpülemeye çalışıyorlar. Elbette ki benim savunduğum siyasi çizgi, temsil ettiğim siyaset anlayışıdır onları rahatsız eden. Yoksa ben bir popüler sinema sanatçısı filan değilim. Tanınırlığım, savunduğum siyasi çizgiden geliyor. Söylediklerimle, arkamdaki halk ve mücadele gerçeğiyle varım. Bana yönelen her türlü saldırı, siyasi çizgimize, temsil ettiğimiz mücadeleye yönelik bir saldırıdır, bunda hiç tereddüt yok. Bundan ürktükleri, korktukları çok açıktır.
***
Bizim jenerasyonumuz, Kürt Özgürlük Hareketi'nin içinde büyüdü. Tabiri caizse çocuklarıyız. Bizi yetiştirdi, büyüttü ve yetkinleştirdi. Şimdi değişik yerlerinde yönetici kademesindeyiz. Hareketin ahlakına, kültürüne, mücadele değerlerine aykırı düşecek hiçbir şeyi yapmayız, yapamayız. Bizim aramızda ne koltuk yarışı ne rekabet ne de ayak oyunları olur. Çok yazıp çizecekler, seçim yaklaştıkça çok yıpratıcı kampanyalar yapacaklar ama psikolojik savaşa karşı hem biz hem de halkımız şerbetliyiz.
***
81 ilde toplam 550 aday göstereceğiz. HDP programındaki çok sesliliğe, renkliliğe, kültürlülüğe denk profili olan 550 adayın yaratacağı sinerjiyle meydanlara indiğimizde görülecek ki, seçimin konuşulan tek partisi HDP olacak. Seçim vaatleri, programı, öneriler, devrimci tutumu ve ciddiyetiyle... Yüzde 10 barajının zihnimizde olduğunu göreceğiz. Önce zihnimizdeki barajı yıkacağız, sonra seçimlerde de tuzla buz edeceğiz.
*HDP Eşbaşkanı Demirtaş'ın özel sayımız için söyleşisinden derlenmiştir.