Koç Holding Yönetim Kurulu üyesi, “Eşitsizliğin ortadan kalkması için kapitalizmin ortadan kalkması gerekir. Ben en azından eşitsizliğin minimum seviyeye indirilmesi gerektiğini düşünüyorum. Gerçek sorun kapitalizmdir” dediği esnada Nîsêbîn’de Selamet Yeşilmen, karnındaki çocuğu ile katlediliyordu.

Kapitalizmin sorun olduğunu söyleyen kapitalistlerin yanı başında 520 milyon dolarlık, içinde mermer hamam, 5 yatak odası, Rolls Royce garajı, piyanolu konser salonu, kral yatak odasına çıkan asansörlü uçağı ile S. Arabistan kralı Salman, geceliği 15 bin euroluk odalarına eşyalarını yerleştiriyordu. Bin kişilik yardımcı grubu kırmızı halıları düzenlerken Selamet Yeşilmen’in cansız bedeni merdivenlerin soğuk basamaklarıyla bütünleşti. Putin, IŞİD’ten petrol satın alan, istihbaratı ile onlara hamburger gönderen Türkiye’yi suçlarken; o katillerin kardeşleri şarkılı, türkülü, bol faşizmli yazılamaları ve tekbir sesleri ile Selamet Yeşilmen’e biraz öteden kurşun sıkmaya hazırlanıyordu.

İnsanların eşyalardan çok daha değersiz olduğu bu vahşi kapitalizmde, Selamet Yeşilmen’in kanını, çocukları canlı seyretmek zorunda kaldı. Obama’nın altın musluklarından akan su temizleyemez, çünkü su her zaman temizlik değildir. Selamet’in kanı halen basamaklardadır. Zalimi keşfeden mazlumdur. Yaşlı baba zalimi gördü ama iki adım atamadı. Başı yukarı doğru kalan Selamet Yeşilmen son kez uzanamadı içeri…

Ölmek için yaşadığımız bol paradokslu bir dönemin arifesinde daha çok öldüğümüz ana geçisin sancısı bir doğum sancısına fırsat vermeden Selamet’in bebeği onunla gitti. Hatırlayacağı son yer bir merdiven. Duyduğu son şey bir kurşunun sesi oldu…

Galeano’dan ilhamla Kürdistan tarihi iki yüzyıldan bu yana, gerçekliğin ve sözlerin hiçbir biçimde çakışmadığı bir tarihtir. Sömürgecilerin gerçeği, Kürtlerin doğal yaşama yasalarında değil, Dağkapı meydanında dikilen darağacı ve oradan günümüze Nîsêbîn’de (Nusaybin) cansız yatan Selamet Yeşilmen’in kana bulaşmış bedeninde yatar.

Beş twit, on facebook paylaşımı, yirmi like ile belleğin arka taraflarına atılan Selamet Yeşilmen, duyar kasmanın son kurbanı olurken; gerçekliğin özensiz yorumu, hissiyatsız bir tanıklığın edebiyatı ile merdiven üzerinde bir süre daha ölmeye devam etti… Çok üzülmenin beş dakika sürdüğü günümüzde Selamet Yeşilmen katledildi. Tanrının bile zar attığı son bilim durağında, düz ilerlemeci tarihin yalnız kaldığı yerde T.C’nin kurşunları zar atmıyor, ilerlemeye devam eden tek şey vahşet oluyor. Cern’de hala çalışma sürerken, Tanrının bir parçası olan Selamet Yeşilmen, parçacığı yani bebeği ile aleni bir şekilde katlediliyordu… 

O silah şimdi başkasına dönmüş durumda…

Kendi makamında, evinin kısa yükseklikteki merdiveninde cennet ve cehennemi de gören Selamet Yeşilmen, ikisini de anlatamadan katledildi. “Yüzünde bir yer” de, Sema Kaygusuz “suyun ekmeğin, ateşin maması tümüyle değişmişti. Su kan kokuyor, ateş çığlık atıyor ve ekmek gökten sarkıtılması beklenen kutsal bir lokmaya dönüşüyordu” derken Selamet’in doğmamış çocuğunun yeryüzündeki yerini tarif ediyordu. Kutsal lokmayı tatmadan onu da katlettiler…

Şair, öleceğimiz yeri bari biz seçelim derken vuruldu Selamet. Ölüm terzileri merdivende tam uzanamamış bir kadına ölümden bir libas biçtiler. Çok korktuğu için korku vermeye çalışanların bastığı tetikti Selamet Yeşilmen’in hikayesi…