Paris’te kaldırımlar soğumaya başladı. Hava eksinin altına düşeli çok oluyor. Uzmanlar yüzyılın en ağır kışını işaret ederken, kaldırım kenarlarında metro havalandırmalarından çıkan sıcaklıkla ısınmaya çalışan onlarca evsiz, adeta bir tokat gibi çarpıyor.  Adları yok, yaşamları yok gibi... Yanından geçenlerin iğreti ile, eksik olarak baktığı evsizlere uzanan en sıcak el, geceleri kendilerine çorba dağıtan ya da ısınmaları için verilen şarapları veren gönüllü kurumların çalışanlarına ait! 

Her birinin bir yaşanmışlığı, bir geçmişi var ama insanlar için bunun da çok önemi yok artık. Çünkü onlar sadece kaldırımı kirleten bir objeye dönüşmüş adeta. Esnaf için işyerinin önünü işgal eden ve müşteriyi rahatsız eden bir unsur, sokak sakinlerinin vicdanını arada bir avuçlarına koyduğu para ya da bir sandviçle rahatlattıkları bir araç, devlet için bir yük, kimisi için kış aylarında ilk ölmesi beklenen kişiler...  

Her ulustan ve her yaştan bu insanlardan biri de Dersimli Musa! Musa’yı Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı ve esnaflık yaptığı Paris’in 10. bölgesini, yolu düşen herkes tanır.  Ona dair sayısız hikaye yazılır, anlatılır. O ise bu konuda kendisine sorulan soruları yanıtsız bırakmayı yeğler!

Rivayetlere göre Musa’nın yolu, Paris’e 80’li yıllarda düşmüş. Politik düşüncelerinden dolayı Paris’e gelen Musa, ilk yıllarda konfeksiyon atölyelerinde işçilik yapmış, oturum izni almış, bir süre sonra yaşamı Paris’te yeniden kurmaya doğru yol aldığında bir yerlerde dengeler bozulmuş onun için! 10. Paris bölgesinde yaşayan esnafların anlatımına göre, bu süreç Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde mühendislik okuduğu sürece dayanıyor. Karadenizli bir kızı sevmiş Musa. Kürt olduğu için de ailesi Musa ile evlenmesine izin vermemiş. Bir başka hikayede ise nişanlısı için Fransa’ya gelmiş. Ardından nişanlısı ayrılmış ve Musa kendisini kahrederek sokakta yaşamaya başlamış.

Hangi hikaye doğru hangisi yanlış, cevabı Musa’nın beyninde ve yüreğinde saklı ama son yirmi yıla yakındır arşınladığı sokaklara yolu böylece düşüyor. Dersim’de yaşayan ailesi yıllar önce gelip Musa’yı ikna edip götürmek istemiş ama başarılı olamamış. Musa sokaklarda yaşamayı yeğlemiş diyorlar. 

Paris 10. bölge esnafı ona yıllardır günlük yemeğini veriyor. Bu konuda seçici Musa. Her esnafın yemeğini yemiyor, önüne gelen herkesten sigara istemiyor, her para uzatanın parasını almıyor. Bir sigara istiyorsa, bir paket vermeniz Musa’yı rahatsız eder: “Sizden bir sigara istedim, bir sigaraya ihtiyacım var, bir pakete değil” ya da 5 euro istediğinde siz ona 10 Euro uzattığınızda “paran çoksa sende kalsın. Ben 5 istedim” der. Kadınlardan sigara ister ama para kabul etmez. “Neden” diye sorulduğunda Musa’nın feodal yanı yanıt olur; “Kadınlardan para alacak kadar daha düşmedim” der. 

Musa’nın filozof yanı bazen devreye girer. Çünkü onunla iletişim kuran herkes, “Bu halini düzelt, temizlen, yeni kıyafet verelim, çalış vb.” cümleler kurar. Bölge esnafından bir kadın kendisine “hiçbir şey için geç değil, hayatını düzeltebilir, çalışabilirsin. Daha iyi bir yaşamın olabilir” dediğinde, derinlerdeki Musa kendisini dışa vurur: “Sen çalışıyorsun değil mi? Kaç saat. 10 değil mi? Yoksa 12 mi? Senin yaşam dediğin nedir? Senin neyin var, yaşamın var mı?  Hiç... Ben böyle iyiyim. Bakma, senden iyiyim!” 

İnsanların verdiği ayakkabı ve elbiseleri kabul etmeyen Musa, ayağına kendince bantlardan yaptığı bir terlik giyiyor. Bütün dünyası bir sırt çantasında. Yazın güneşe uzanan Musa, kışın yeni park eden araçların sıcak motorlarının üstündeki kaportaları gözleyip uzanmaya çalışıyor. Her kış geldiğinde, Musa’nın yanından geçen Kürtlerin yüreğinde ve diyaloğunda “bu kışı çıkarabilecek mi” sorusu dolanıyor. 

Paris ve Paris’i çevreleyen bölgede yüz bini aşkın Kürt yaşıyor. Yüzde doksanının bir biçimde yolu Musa ile kesişmiş. Kimi yemek, kimi 5 euro uzatmış. “Yazık” diye geçilip gidilmiş. Herkes verdikleriyle aslında vicdan rahatlatmış ama Musa için gerçekten ne yapılabilir diye kimse düşünmemiş, yol aramamış diyebiliriz. 

Bu yüz bin insan arasında aynı memleketli, aynı atölyede çalışmış, aynı sırada okul okumuşlar var. Aynı göç yollarında umutlarını geride bırakanlar olarak, yüz bin kişi bir Musa’ya yurt olmayı başaramamış. Oysa Dersim denilince, delilerini evliya diye seven bir halk akla gelmez mi! 

Fransa’da 141 bin kişi sokakta yaşıyor. Fransa devlet olarak, her yıl sokaktakilerin aşırı soğuktan ölüm istatistiklerini yayınlıyor. Devleti, kendisinden daha fazla tanır Kürtler. Onun için insanın hiçbir kıymet-i harbiyesi olmadığını da... Peki biz sayıları yüz binlerle ifade edilen Paris Kürtleri olarak, neden Musa’ya sıcak bir oda, bir doktor, bir psikolog olamadık! Her birimiz yanından geçerken, “bu kışı çıkarır mı” diye neden düşünür olduk. Burada ölüleri sayan devletten ayrışıyor muyuz?

Musa, 10. Paris’in sokaklarını arşınlarken aslında yitirdiklerimizdir artık. Vicdan, inanç dediğimiz şeylerin ne olduğunun göstergesi, hatırlatıcısıdır. Herkes bir Musa, Musa herkestir artık!


*** 


Abbé-Pierre Vakfı, yıllardır evsizlerin sorunlarını hem mevcut hükümetlerin hem de yardımseverlerin gündemine sokmak için çalışmalar yürüten bir dernek. Geçtiğimiz Ocak ayında vakfın yayınladığı rapora göre, 2012 yılından Ocak 2016 tarihleri arasında evsizlerin sayısı yüzde 50 oranında artmış. Ülkede konutsuz ve sokakta yaşayan insan sayısı resmi kayıtlara göre 141 bin. Geçtiğimiz yaz yapılan istatistikler düşünüldüğünde, bu sayının çoktan 150 bini aştığı biliniyor. Vakıf, gelir dağılımında eşitsizlik, düşük ücretler, çeşitli sağlık sorunları ve psikolojik sorunları olan insanların yeterli desteği görmemesi, yaşanan ekonomik kriz ve işsizliğin sürekli olarak evsiz sayısını arttırdığını ifade ediyor. Siyasi iradenin yoksullara her yıl yeni sosyal konut vaadinde bulunduğunu ama bunun asla gerçekleşmediğini ifade eden Vakıf, ülkede toplamda 500 bin sağlıksız ve insanlık dışı koşullarda barınmak durumunda (özünde evsiz) sayılacak insanın bulunduğunu ifade ediyor. 


***

Fransa’nın başkenti Paris’in şık mahallesi 16. Paris bölgesinde Kasım ayında açılması planlanan evsizler barınağı, bölgede barınağı istemeyen kişi ya da kişilerce 17 Ekim’de ateşe verildi. Paris Emniyet Müdürlüğü, o dönem konuya dair yaptığı açıklamada, gece 200 kişilik merkezde bulunan 4 ahşap binadan birinin dış cephesine molotof kokteyle benzer yanıcı bir madde atıldığını, binada hasar meydana geldiğini bildirmişti. Mart ayında merkezin bulunduğu 16. Bölge Belediyesi tarafından düzenlenen bir toplantıda sert tartışmalar yaşanmış, toplantı sırasında belediye yetkilileri ile bölge halkı arasında arbede çıkmıştı. 16. Paris bölgesinde istenmemelerinin sebebi ise, “çevre kirliliğine yol açarlar!” idi.